|
"Bir ateiste, İslamiyet'i on dakika anlatma fırsatım olsaydı" şöyle derdim:
Hiç etrafına bakıp düşündün mü? Her şey ne kadar da güzel, ne kadar da nizam ve intizam içinde... Her gün güneş doğuyor, sabah oluyor; her akşam güneş batıyor, gece oluyor. Geceleri ay çıkıyor ve karanlığı bir nebze de olsa aydınlatıyor. Sonra milyonlarca yıldız beliriyor gökyüzünde... Ama bütün bu cisimler, gökyüzünde dolaşıp durdukları halde birbirlerine asla çarpmıyor. Ve bu düzende hiçbir zaman bozulma veya aksama meydana gelmiyor.
Güneş... Biraz yaklaşsa yanarız, biraz uzaklaşsa donarız. Nasıl oluyor da hep aynı intizam içinde ilerleyebiliyor bu devâsâ yıldız?
Sonra bulutlar... Bir okyanus dolusu su, gökyüzünde dolaşıyor; ama hiçbir zaman hepsi bir kerede boşalıvermiyor. Ancak ben seni akıl sahibi bir insan olarak görüyorum. Sen bütün bunları düşünüp ibret alacak kadar zeki bir insansın aslında...
Hani sizler bütün bunların kendiliğinden olduğuna inanıyorsunuz ya, ben de inanıyorum ki, eğer hakkıyla düşünseydiniz bütün bu ihtişamın kendiliğinden olmayacağına kanaat getirirdiniz.
En basitinden bir güle bakıp düşünse insan; o muhteşem çiçeğin mutlaka bir yaratıcısı olması gerektiği kanaatine varır. Tohumu yaprakları, kokusu... Ne güzel bir eser, değil mi? Bu eserin, bu eserlerin bir müessiri ve yaratıcısı olmalı mutlaka... Ve o yaratıcı öyle bir yaratıcı olmalı ki, tarif edilemeyecek, idrak olunamayacak kadar mükemmel olmalı; öyle değil mi? Eşi ve benzerleri olmamalı, hiçbir şeye benzememeli, hiçbir şeye muhtaç olmamalı, öyle değil mi? İşte o yaratıcı, Allah Tealâ'dır. Biz O'nu göremeyiz, fakat O, bizi her an koruyup gözetlemektedir. Nasıl ki, içimizdeki sevgi hissinin acı hissinin varlığını bilir ve hisseder, ancak o duyguları göremezsek, aynı şekilde Allah'ın varlığını bilir, hisseder ama O'nu göremeyiz.
Rabbimiz, biz kullarını O'na kulluk edelim diye yaratmıştır ve Rabbimiz öyle büyük bir Kudret sahibidir ki, solmuş çiçeği yeniden yeşerttiği gibi, bizi de bu dünyadan göçtükten sonra tekrar diriltecektir. Bu dünya bizim için bir imtihan yeridir.
Rabbimiz bize iki yol sunmuş, akıl ve irade vermiştir. İstediğimiz yolu seçmek bizim tercihimize kalmış bir durumdur. Ancak seçtiğimiz yol karşılığında Rabbimiz bize cennet ve cehennemi hazırlamıştır.
Bu dünya hayatı senin de gördüğün gibi kısacıktır. Asıl mühim olan, öldükten sonraki hayatımızdır.
Allah Teala, Bakara suresinin 28'inci ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: "Siz cansız iken size can veren Allah'ı nasıl inkar edersiniz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz."
Tekrar bak etrafına... Her şey senin için... Tavuklar senin için yumurta yumurtluyor, İnek senin için süt veriyor, toprak senin için renk renk meyve ve sebzeler veriyor. Yağmur senin için yağıyor. Gece dinlenmen için verilmiş, gündüz çalışman için aydınlık kılınmış. Bak yüce kelâmında Rabbimiz nasıl ifade ediyor bunu:
"O yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı."
Sen, bana Allah'ın lütfusun ki, sana İslam'ı anlatmam için beni sana vesile kıldı. Ve sana bir müjde daha vermek istiyorum. Eğer İslamiyet'i seçerse bir kul, Rabbimiz onun bütün geçmiş günahlarını affediyor. Ne büyük bir lütuf değil mi?!
Evet seni Hak yola, cennet yoluna davet ediyorum. İnşallah, artık kalbin mutmain olmuştur. Haydi şimdi bir söz söyle ki, gönülden, yeniden başla hayata... Öyle bir söz söyle ki, ebedi kurtuluş kapısı:
LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDUN RASULULLAH.
(Şebnem) Zehra Betül K.
|