|
Her şey ölçülü iken, bazı insanların ölçüsüz hareket etmesi cezayı gerektirir, cezaların yerini bulması ve adaletin tecellisi için ahiret gereklidir.
Kana karışan besinler, alyuvarlar vasıtası ile hücrelere gönderilir. Dünyanın en büyük ikmal ordusu budur. Hiçbir çarpışma, tıkanma olmaksızın, her şey yerli yerine gitmektedir. Eğer kemiklere gitmesi gereken kalsiyum beyne gitse, beynimiz taş kesilir. Amma bu gibi yanlışlıklar hiç mi hiç olmamaktadır. Meydana gelen hastalıklar ise, yine insanı yaratan Allah'ın iradesi iledir, hastalıkların pek çok faydalı yönleri vardır. Şöyle ki;
Hasta iken Allah'a isyan eden insan, sağlıklı iken şükrediyor muydu? Sağlığına şükretmeyenin, hastalığında şikâyete hakkı yoktur. Hastalık, kendine sahip olduğunu zanneden insanlara kendilerinin asıl sahibinin Allah olduğunu gösteren bir ikazdır.
Sağlığına şükreden müminlerin, hastalıklarında şikâyet etmeleri şuurlu hallerine aykırı düşer. Onlar hastalığı vereni bilir ve hastalığa da şükrederler.
Senden hoştur bana gelen,
Ya gonca gül ya da diken
Ya hayattır ya da kefen
Nar'ın da hoş, Nur'un da hoş
Allah, vücudumuzun hakiki sahibidir. Vücudumuzun sahibi olan Allah, Bâki sıfatından bize de ebediyet verir ve ebediyen yaşarız. Vücudumuzun gerçek sahibi olan Allah, vücudumuzun her yerine alarm sistemleri yerleştirmiş: Cerahat, irin toplayan yer yanmaya ve ağrımaya başlar. Böylece anlıyoruz ki "Savaş var" o zaman biz de savaşa katılıp yaralı yere tentürdiyot falan sürüp, mikropları öldürüyoruz, akyuvarların savaşı da bitmiş oluyor.
Sıhhatimizin en büyük düşmanı olan zararlı mikroplara karşı, akyuvarlar isimli, toplu iğnenin başından daha küçük canlılardan bir ordu meydana getiren, bunlarla bizim sıhhatimizi devam ettiren Allah, ahiret hayatımızı devam ettirmez mi? Elbette ettirir.
Ahirete inanmayan, onu inkâr eden, cehaletini ilân etmiş olur.
(Hekimoğlu İsmail)
|