|
Kıyamet günü ve anı, sadece Allah Teâlâ'nın ilmindedir. Bütün varlıkların kendi yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ahir zaman peygamberi dahi, bu bilgiden mahrumdur. Bir keresinde Cebrail Aleyhisselâm, insan kılığında gelip Peygamberimize "Bana kıyametten haber ver" dediğinde Efendimiz (S.A.V) yalınızca kıyametin alâmetlerinden bahsedebilmişti.
Peki, kıyamet nasıl kopacak?
Büyük bir zelzele olacak. Yeryüzü tanınmaz hale gelecek. Gökyüzü bakır gibi eriyip dökülecek. Denizler kaynayacak. Yıldızlar sönüp dağılacak. Güneş ve ay yörüngelerinden çıkıp kapkara kesilecek. İsrâfil Aleyhisselâm sura ilk üfleyişinde, dünyada Allah Teâlâ'dan başka hiçbir varlık kalmayacak. Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle "O gün kalpler korkuyla titreyecek."
Dağlar parçalanacak. Tümsekler dümdüz olacak. Allah'ın bu emrine hiç kimse "DUR" diyemeyecek. Teknolojisine güvenenlerin her şeyi, silâhları, makineleri işlemez hale gelecek.
Allah'ın heybetinden bütün sesler kısılacak. Birbirlerini kovalayan ve bir türlü anlaşamayan vahşi hayvanlar bile, kıyametin dehşetinden titreyerek bir araya gelecek. İnsanlar gibi onlar da kendi dertlerine düşecek. Aslan kurdu, kurt koyunu, köpek kediyi, kedi fareyi görmeyecek. Hepsi toplanıp o korkunç felâketi paylaşacaklar.
Bunlar, haşa, "bilim kurgu" veya "hikâye" değil. Dünyanın ölümü olan kıyamet gününde, İsrafil Aleyhisselâm'ın sura ilk üfleyişiyle meydana gelecek hallerdir. Ayet ve hadis meallerinden derlenmiştir.
Kuran-ı Kerim kıyameti anlatırken yerin ve göğün katlanıp parçalanmasından yıldızların dökülmesinden, güneşin dürülmesinden, dağların atılmış pamuk gibi havaya uçmasından söz etmektedir. Görülen ve görülmeyen varlıkları yoktan var eden Allah bu işleri yapamaz mı? Elbette yapar. Zaman zaman dünyanın bazı yerlerinde her şeyi altüst eden zelzeleleri meydana getiren Allah, kıyameti yaratamaz mı? Elbette yaratır.
Kıyamet kopup, her şey yerle bir edildikten sonra, sura ikinci defa üflenecek. İkinci Sur sesiyle insanlar hemen kabir alemi sona erip, ahiret hayatı başlayacaktır. Allah çürüyen ve dağılan vücutları, kemikleri bir araya getirip onlara yeniden hayat verecek. Herkes bir anda, dipdiri toprağın üstünde olacak. Halbuki az önce toprağın altındaydılar.
Küçük alametlerinden çoğunun zuhur ettiği, büyük alametlerinin de her an çıkabileceği kıyamet ha koptu ha kopacak. Her an hazırlıklı olmalıyız. En fazla 60-70 senelik bu fani dünya hayatı, bizim asıl menzilimiz değildir. Dünya denilen bu misafirhanede muvakkaten bulunuyoruz. Ev sahibiymiş gibi hareket edemeyiz. Mülk Allah'ındır. İstediği gibi ve istediği tarzda tasarruf eder. İşte kabristanlar! Bizim gibi milyarlarca insan, dünyanın vefatını, yani kıyameti bekliyorlar ki yeniden dirilsinler, haşr olsunlar. Biz ise henüz ölmedik, vazifelerimiz bitmedi, kazanma fırsatımız var. Derhal aklımızı başımıza toplayıp, dünyamızla birlikte ebedi saadeti kazanmanın yollarını aramalıyız. Hakk'ın huzurunda, kıyamet kopmadan önce kıyam etmeli, hesabımızı tıkır tıkır vererek sırat köprüsünden şimşek hızıyla geçip cennete ulaşmalıyız. Şu vecize her zaman aklımızda bulunmalı: "ahrette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!"
"Kıyamet ölümdür belki... Belki ölüm kıyamettir... İkisi de benim için ve ben ikisini de yaşayacağım; dün olabilirdi bu, yarın da olabilir...
Nasıl yaşıyorsam öyle ölmeyecek miyim?
Düşündüğüm kıyamet değil. Başkasına kıyamet olanı bana ziyafete çevirecek, yani küçük kıyamet olan ölümü sonsuzluğa ve dirilişe çevirerek dipdiri yaşayabilmektir!
Mesele yaşamak çünkü.
Çünkü ölüm de, kıyamet de ona göre değişiyor!"
Nasıl yaşıyorsam öyle ölmeyecek miyim?
Düşündüğüm kıyamet değil. Başkasına kıyamet olanı bana ziyafete çevirecek, yani küçük kıyamet olan ölümü sonsuzluğa ve dirilişe çevirerek dipdiri yaşayabilmektir!
Mesele yaşamak çünkü.
Çünkü ölüm de, kıyamet de ona göre değişiyor!"
|