|
KKTC'nin geleceği ile ilgili umut ve endişeleri olmayan kimse yoktur.
Yaşadığı toplumunun ve vatanının geleceği hakkında düşünce sancıları çekmesi; korku, endişe, umut ve sevinç yaşaması doğaldır.
Hayat böyle bir şeydir ki; iyilik ve kötülük, dünya çapındaki iki olgu olarak birbiri ile yarış ve savaş içinde. İnsanın merakı şu; acaba sonuç ne olacak? Sonucu kendisi, ülkesi ve toplumu lehine etkilemek için neler yapılabilir?
Birilerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve hukuki statülerini, diğerleri lehine bozduğunuz zaman düşman kardeşler yaratmakta gecikmezsiniz. Söz gelimi eşit işe eşit ücret nerede var? Sağlık, barınma, eğitim, iş, aş bir toplumda tatmin edici bir düzeyde değilse, arzuladığımız hayat gelmez.
Bir ekine dadanan zararlılara karşı mücadele etme gerekliliğini duyan insan; neslini gayri insani gayri ahlaki ve insanlığın zararına olan parazitlerden kurtarma projelerini hayata geçirmelidir. Bu nasıl olacak? Herkes, "biri başlasın da göreyim" diyerek değil. Herkes evinin önünü temizlerse köyümüz, kasabamız, şehrimiz, ülkemiz temizlenmiş olur. Aklı başında herkes, kendi yararı için eteğindeki taşları dökmelidir. İşi bir çatışma ve kaos ortamına sürükleyerek rant elde edeceğini sananlar, bilmelidirler ki, bu gemide hep beraber yolculuk yapıyoruz. Bu gemi batarsa hepimiz batarız.
İşsizlik olursa vatandaş fakirleşir. Satın alma gücü olmaz. Satıcı malını satacak müşteri bulamaz. Üretici üretiminden vazgeçer. Devlet vergi alacak ne işçi, ne işveren, ne üretici, ne mükellef bulabilir. Devlet çarkı çökerse toplumsal kıyamet ülkeye hakim olur. O halde çare nedir? Herkesi, gücü ve yeteneği ölçüsünde çalışan, üreten, insanca tüketen bir standarda ve ahlâka yükseltmek gerekir. Elbette bütün bu işler proje, plân ve uygulama ile adil ve insana değer veren bir devletin hazırlamakla görevli olduğu bir ortamda gerçekleşir.
Problemlerin sonuçlarının olumlu ve olumsuz olacağı muhakkaktır. Duamız, çabamız ve umudumuz güzel günler içindir.
****
Kitap okuma ve biz
Bir bahçen ve bir kitaplığın varsa, hiçbir eksiğin yok demektir.
Kitap, ömrü uzatmanın en iyi ilâcıdır. Kim ki kitapsever ve okur, onun yaşayışı dolu, zengin ve uzun olur. Zira insanın baş düşmanı boşluk ve tembelliktir ki: bu da stresleri doğurur. Streslerse insanın ölüm alarmlarıdır. Bundan kurtulmanın yolu kitap okumaktır.
Kendini yenilemenin sırrı ise kitaplar arasında dolaşıp onların arkadaşlığını sağlamakla mümkündür. Kitap okumakla insan zekasını geliştirir.
Faydalı kitap okuyan bir insanın ufku genişleyeceğinden, bağnazlıktan uzak ve müsamahalı olacağı da şüphesizdir. Kitaplar bir hayat boyu okunup bitirilemeyecek kadar çoktur. Bu bakımdan, en faydalıların içinden en lüzumlu olanların seçilip okunması gerekmektedir.
Kitap derken faydalıyı kastettiğimiz kaçınılmaz bir gerçektir. Zira "Faydasız ilimden sana sığınırım Allah'ım" diyen Nebiler Nebisini dinlememek mümkün değil.
Üzülerek ifade edecek olursak toplumumuzda manzara: Çocuklar küçük oldukları, gençler aşktan-şevkten mahrum kaldıkları, talebeler derslerden bıktıkları (!) orta yaşlılar işten güçten vakit bulamadıkları iddiasında oldukları, ihtiyarlar da kahvehanelerden kurtulamadıkları için kitap okumuyorlar.
Yeni ufukların müjdecisi olan genç neslimize ağrı ve sızılardan başka bir şikâyeti olmayan ihtiyarlarımıza, sıkıntı ve bunaltıdan "ah, of" diye feryat eden boş kalmış herkese eline küçük bir kitap alıp okumayı tavsiye ediyoruz.
Kitaplar, hem gençlik, hem yaşlılık, hem hastalık, hem açlık, hem yol, hem yağmur, hem de soğuk içindir.
|