|
"Hakk'ın rızası halkın rızasına bağlıdır" demişler. Bir müslümandan yahut da müslümanlardan sadece müslümanlar değil, kâfirler bile memnun olmalıdırlar: "Evet doğru ve itimada şayan insanlardır" demeliler.
İşte imanın meyvesi budur. Namaz, oruç gibi ibadetler bu neticeyi vermiyorsa, onlar lâyık-i vechile yani gerektiği gibi yapılmıyor demektir. Yeniden ele almalı...
Komşusu aç olduğu halde karnını doyurup yatanlara; Müslümanların derdini kendine dert edinmeyenlere dair hadis-i şerifler vardır. Sonra "Bizi aldatan bizden değildir" ve "Müslüman'ın malı, canı, namusu Müslüman'a haramdır" gibi hadis-i şerifler zincir gibi peş peşe sıralanır; bizi kötülüğe karşı bağlar, iyiliğe doğru çeker. Bu içtimai hadislerin halklardan birini koparan çok zaman Allah'ın ipinden de ayrılmış olur.
Müslüman mısın? Öyleyse İslâmiyet'in esaslarını yaşamağa mecbursun! Öyleyse bir ahlâk ve fazilet numunesi olmak mecburiyetindesin. Yoksa yarım imânla bu dava yürümez. "Efendim para kazanamıyorum..." gibi bahanelerle haram işlere yönelmek Allah'ın Rezzak sıfatına yani rızkı verenin Allah olduğuna inanmamak demektir.
Bundan şunu anlıyoruz ki, herkes Müslüman olabilir. Fakat herkes ehl-i iman (iman ehli) olamaz. Halbuki insanı cennete sokacak imandır; Allah kelâmını da yaymak yine imana bağlıdır.
Testinin içindeki ne ise, dışına sızan odur. İmanlı bir sineden iyilik akar. İman öyle bir ağaçtır ki, onun kötü yemişi yoktur.
Şu iki hadis mealini de zikredelim:
"İmanla korkaklık bir araya gelmez."
"Cimrilikle imân bir araya gelmez."
Ve; biz bunları kendi iman derecemizi ölçmemiz için yazdık. Yoksa karşıdakini itham etmeğe değil.
(Hekimoğlu İsmail)
***
Çevremize zarar verenlere müsaade etmeyelim
Çevre denince akla ilk gelen temizlik olmalıdır. Temizlik olmadan çevreyi korumak mümkün değildir. Temizlik inanan insanın bir özelliğidir. İnanan insanın kıyafeti, evi, iş yeri, sokağı, yolu, camisi, parkı, bahçesi ve bütün çevresi tertemiz olmalıdır. Havayı, suyu ve toprağı kirletici her türlü davranıştan sakınmalıdır.
İslâm dinine göre evrendeki varlıklar, Allah'ın birer emanetidir. Her varlığın bir yaratılış gayesi vardır. Her varlık kendisine özgü bir dille Allah'ı zikreder. Bakınız Yüce Rabbimiz: "Göğü Allah yükseltti, dengeyi O koydu. Sakın bu dengeyi bozmayın" diye buyurmaktadır. Rahman Suresinde. Görülüyor ki Allah, evrende ekolojik ve hassas bir denge koymuş ve dikkatlerimizi çekiyor. Ayrıca bu dengeyi korumamızı ve bütün canlılara zarar vermekten kaçınmamızı emrediyor. Rabbimiz bizlere havasıyla, suyuyla, canlısıyla ve cansızıyla varlığı emanet olarak vermiştir. Bizler de bu nimetlerin kadrini kıymetini bilelim, bir sonraki nesillere aktaralım. Bir de bizlerle, yaşadığımız alemi paylaşan varlıkların da haklarının olduğunu unutmayalım.
Gelin, Yeşil Ada sıfatını almış olan yavruvatanımızı yeşillendirelim. Havamızın, toprağımızın kirlenmesine zemin hazırlamayalım. Bir pikniğe gittiğimizde veya herhangi bir yerde bulunduğumuzda çöplerimizi sağa sola savurmayalım. Denizlerimizi kirletmeyelim. Ormanlarımızın kıymetini bilelim onları çoğaltalım yenileyelim. Bu güzellikleri artıralım, artırmanın çarelerine bakalım.
Çevremize zarar vermeyelim, verenlere de müsaade etmeyelim.
|