|
Değerli okurlarım, bugün sizlere akciğer kanseri oluşumunda genetik faktörlerin rolü ile ilgili bilgileri aktarmaya çalışacağım.
Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi akciğer kanserinin oluşumunda da birçok faktör rol oynamaktadır. Fakat hastalığın oluşumundaki bu faktörler içerisinde sigara alışkanlığının çok önemli bir yeri olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Akciğer kanserinin oluşumunda, sigara alışkanlığı kadar önemli olmasa dahi diğer bazı faktörlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Bu nedenden dolayı bugün sizlere sigara alışkanlığından sonra genetik faktörlerin de akciğer kanseri oluşumundaki rolü ile ilgili bilgileri aktarmaya çalışacağım.
Geçmiş konularımızda bahsetmiş olduğumuz gibi genetik faktörler, bireylerin atalarından aldıkları ve gelecek nesillere aktardıkları, değiştirilmesi mümkün olmayan kalıcı özellikleri içeren faktörlerdir. "Genetik özellikler", ataların bireylere verdiği "genetik miras"dır.
Genetik yapıyı oluşturan ve yaşam için çok büyük önem arz eden molekül, DNA molekülüdür. DNA molekülü, sihirli bir moleküldür. İnsanların tüm karakteristik özelliklerini taşıyan, taşıdığı bilginin sağlıklı bir şekilde değişikliğe uğramadan aktarılmasını sağlayan ve şifreleyen temel yapı taşıdır. Tüm canlılarda olduğu gibi insan organizmasının da temel yapı taşı olan DNA molekülü, canlıların yaşam sürecini ve yaşam kalitesini şifreleyen bir moleküldür.
Bilimsel olarak yapılan çalışmalar ile, kanser hastalığının oluşumunda kişinin genetik yapısının %20 oranında etkili olduğu bildirilmektedir.
Çeşitli iç ve dış faktörlerin etkisi ile DNA yapısında kalıcı değişiklikler meydana gelebilmektedir. "Kalıcı değişiklikler" diğer bir deyişle "mutasyonlar" vücudun tamir mekanizmaları ile düzeltilemediği zaman, gelecek nesillere aktarılarak kanser hastalığına olan yatkınlığı meydana getirirler.
Akciğer kanseri gelişiminde bir genetik yatkınlığın söz konusu olup olmadığı çok geçmiş dönemlerden beri araştırılmaya başlanmış ve akciğer kanserinde ailesel risk artışının olduğu ilk olarak 1960'lı yılların başlarında bildirilmiştir.
Akciğer kanseri saptanan kadınlar ve aileleri üzerinde yapılan bir çalışmada hiç sigara kullanmayan ancak aile öyküsünde akciğer kanseri bulunan kadınlarda riskin 5.7 kez arttığı belirlenmiştir. Bu risk aile öyküsünde akciğer kanseri bulunmaması ancak sigara kullanılması durumunda 15.1'e ve her ikisinin birlikte bulunması durumunda ise bu oranın 30 katına kadar yükselebileceği belirtilmektedir.
Sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum ki, akciğer kanseri oluşumunda birçok faktör rol oynamaktadır. Sigara alışkanlığı, akciğer kanseri oluşumunda en önemli kanserojen etkiye sahip olup, sigara dışındaki diğer çevresel karsinojenler, sigaranın etkisine eklenerek veya etkisini artıracak şekilde pozitif bir etki sağlayarak kanserojen etkiye yol açmaktadırlar. Genetik özellikler ise çevresel karsinojenlere hassasiyeti artırmak suretiyle akciğer kanserinin gelişimine zemin hazırlamaktadırlar.
Bu bilgiler ışığında, ailesinde kanser hastalığı var olan kişilerin kanser hastalığına yakalanacakları, ailesinde kanser hastalığı olmayan kişilerin de kanser hastalığına yakalanmayacakları şeklinde bir yorum yapmak mümkün değildir. Tüm bireylerin kanser hastalığına yakalanma riski vardır. Bunun yanında, ailesinde kanser hastalığı görülen kişilerin kanser hastalığına yakalanma risklerinin diğer kişilere göre daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Önemli olan nokta, kişilerin bu konuda bilgili ve bilinçli olmaları, yapılması ve uygulanması gerekenler konusunda gereken önemi vermeleridir.
Değerli okurlarım, gelecek hafta "Akciğer kanserinin oluşumunda diğer risk faktörlerinin rolü" konusu ile sizlerle yeniden birlikte olacağız.,
Gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere, sağlık dolu, mutlu ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
|