Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



HRİSTOFYAS ile TALAT ve AKEL ile CTP

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununda, Rum Lider Hristofyas'ın başkanlığındaki yeni dönem, büyük bir merakla takip ediliyor.

Kıbrıs tarihinde bir "ilk" olarak, adanın her iki tarafında da sol zeminli iki liderin varlığı, temkinli de olsa bir iyimserlik ortamının yeşermesine sebep oldu.

Uzun zamandır duraklama dönemine giren Kıbrıs sorunu, yeni bir görüşme süreciyle canlandırılmaya çalışılırken, başta Lokmacı kapısının açılması olmak üzere, sürece ivme kazandıracak açılımlar, yeniden gündeme geldi.

Şimdi, her iki liderin de anavatanlara gerçekleştirecekleri ziyaretlerin ardından, ay sonu muhtemel bir sürecin başlaması bekleniyor.

Bugüne kadar, "CTP ile AKEL Kıbrıs sorununu çözer" şeklindeki, biraz da ütopik bir hayal durumundaki değerlendirmelerin, en ütopik bacağı gerçekleşti ve adanın her iki tarafında da iki sol parti, en güçlü iktidar dönemine başladı.

Ancak görünen o ki, her iki lider de mevcut statülerini temel alarak yaklaşacak birbirine. Yani, hayal edilebileceği gibi, Hristofyas, seçildiğinin ertesi sabahı, kadim dostu Talat'a kahve içmeye gitmek yerine, BM şemsiyesi altıda görüşmelerin başlamasından yana tavır sergiledi.

Bu tavır, mutlaka iki liderin geldikleri partilerin hareketlerine de yansıyacaktır.

Güney'de Akel, Kuzey'de de CTP, adım atarken, muhtemel pazarlıkları etkilememek için özel çaba serfedecektir.

Güney Kıbrıs'ta, Hristofyas'ın seçilmesi ile birlikte yeşeren umutlar, ciddi tehlikeleri de beraberinde getiriyor.

Bugüne kadar, "Onlarla kesinlikle çözülür" gözüyle bakılan iki lider ve iki parti, artık muhalefet döneminde değil, devamını sağlamakla görevli oldukları bir yönetimdeler.

Ve bugün kopacak bir görüşme süreci, Kıbrıs sorununun çözüm kaderini de şekillendirecektir.

O gün, belki fedarasyon dışında daha farklı formüllerin masaya gelebileceği ve her iki tarafın da "bunlarla çözüm olmaz" söylemlerinin daha fazla alan bulabileceği bir dönemin başlangıcı olabilir.

Üstelik, uluslararası toplum nezdinde, özellikle Papadopulos'a göre çok daha sıcak yaklaşılan Hristofyas'ın varlığını düşünecek olursak, görüşme masasının, sadece çetin pazarlıklara değil, her iki tarafın da saygınlığını yapılandırmaya çalışacağı, ciddi bir satranç oyununa dönüşeceği de kesin.

Ve böyle bir tablo içinde, iki toplum da referandum sonrasında, birbirinden daha da uzaklaşmışken, ilişkilerin nasıl etkileneceği de önemli bir yapı taşı olacaktır.

Çünkü, referanduma sunulabilecek, olası bir anlaşma metninin, içeriği kadar, halklara nasıl sunulduğu ve halkların birbirini nasıl algıladığı da önem kazanacak.

Çünkü, bu kez olası olumsuz referandum sonucu, gelecek çözüm şekillerinin kaderini şekillendirmesi açıdından, belki daha önemli olacak.

Mutlaka, farklı unsurların da etkisi olmuştur, ancak, 2004 referandumunda, temelde, birlikte yaşanabileceğine güçlü inanç belirten taraf, kazançlarının da mevcut durumdan daha fazla olacağı gerçeği ile hareket ederek "evet" dedi.

Güney'de yaratılamayan sivil hareket ve karşı taraf için geliştirilemeyen sıcak yaklaşım, kayıpların da daha fazla olabileceği düşüncesiyle bir "hayır" yarattı.

Şimdi 2004'e göre, Türk tarafının da kaybedecek çok şeyi var.

Her ne kadar sıkıntıya girilse de yaşanan ekonomik büyüme ve sürdürülebilir olmadığı söylense de gelişim, mevcut durumun cazibesini artırıyor.

Üstelik, yapılan anketlerde, geçmişte çözüm isteğinin ana katalizörlerinden olan AB ve birlikte yaşanabileceğine dair inanç da ciddi bir düşüş gösteriyor.

O yüzden, iki liderin, sadece yeni bir dönemi değil, yeni bir ruh halini de temsil ederek masaya oturacaklarını düşünüyorum.

Ve arkasında çözüm için halk baskısı zayıf olan liderlerin oluşturacağı masanın, başarı şansının da zayıflayacağını.

O yüzden, bu dönemde, özellikle iki toplum arasındaki ilişklerin geliştirilmesi ve karşılıklı empati duygularının artırılması, mutlaka önemli bir rol oynayacaktır.

Dünyaca ünlü Kıbrıslı Türk psikanalist Vamık Volkan, Kıbrıs'ta temel desteğin siyasi bir anlaşma metni hazırlanması üzerine yoğunlaştığını, oysa, halkların ilişkilerini baz alan psikopolitik bir sürece daha fazla ihtiyaç duyulduğu tesbitinde bulunuyor.

Bu noktada, uzun bir süredir, Kıbrıs sorunundan uzaklaşan sivil toplum örgütlerine önemli bir görev düşüyor.

Tabii ki, sivil toplum örgütleri yanında, özellikle iktidardaki AKEL ve CTP'ye de önemli görevler düşüyor.

Bugüne kadar, en zor zamanlarda, iki toplumun birlikte yaşayabileceğine inanç belirten ve ilişkilerin geliştirilmesi için mücadele veren iki parti, resmi politikadan sıyrılıp, yeni açılımlar yaratabildikleri ölçüde başarılı olabileceklerdir.

Ve bu yeni süreç de anlaşmaların, siyasi figürlerle değil, halklarla birlikte yapılabileceğini ve siyasi partilerin de kritik dönemeçlerde, halkların önünde yer alması gerektiğini hatırladığımız kadar başarılı olacaktır.

İzlemesi oldukça ilginç olabilecek, AKEL ve CTP'nin kimliklerini de ortaya koyacakları, kesinlikle heba edilmemesi gereken, önemli bir dönemeç var karşımızda.

   647 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ
20 Eylül 2008, Cumartesi   SAĞLIK KAVGALARINDA KKTC GERÇEĞİ
19 Eylül 2008, Cuma   Uyuşturucu, polis ve işkence
18 Eylül 2008, Perşembe   KAMU SAĞLIK KAVGALARI DEVAM EDERKEN
17 Eylül 2008, Çarşamba   GELECEK TÖRPÜLEYEN DİŞLİ; EĞİTİM SİSTEMİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital