Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İntihar mı cinayet mi?
Bu işi kim yaptı !
Cinayette bir parmak daha
Ankara'da 3 Eylül hazırlığı
Karpaz'a bir disko daha
Mağusa'da "Kıbrıs Geceleri"
Doğal çim ve suni çim arasındaki farklar
Bağcıl, Orçun'u Lapta'ya verdi
Kıbrıslı Türk ve Rum gençlerinden ortak festival
Baf da Brezilya'lı tercih etti
Burhan Öcal Çatalköy'de esecek
İzzet Özgünan Stadı'nın üstü kapanıyor
Bayan futbolcular kupalarına kavuştu
Tatlısu bugün sahaya iniyor
Lefke şenliklerinde şampiyon Ülkü Yurdu
GDB'de yeni başkan Yazgın

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ANKARA ÇAĞLAYAN PARKI

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Küçükken çok sık giderdim. Bu topraklarda yaşamış daha binlerce çocuk gibi.

Favorim, çok iyi hatırlıyorum, sarı kaydıraktı.

Ve kırmızı salıncaklar.

Demirden.

Bir de park arkadaşım vardı.

Adı Elif.

Yani ben öyle hatırlıyorum. Çok sık karşılaşırdık.

Bazen de paylaşırdık sırayla, kaydırakla salıncakları.

Elif genellikle yalnız gelirdi parka.

Muhtemelen bölgeye yakın oturuyorlardı.

Bazen cipslerimizi paylaşırdık Elif ile.

Yuvarlak, yüzük şeklinde Ten Tenleri.

Parmağımıza takar öyle yerdik, nedense.

Bir de adını hatırlamıyorum şimdi, ağıza atıldığında patır patır patlayan şekerler vardı. Ne kadar çok atarsanız o kadar çok patlardı.

Ve kırmızıya boyardı dilimizi.

Öyle akşamüstü, ya da sabah güneşiyle parkta, ne kadar güzel bir mutluluktu sallanırken ağzında şeker patırdatmak.

Çağlayan Parkı ile ilgili anılarım çok net değil benim. Bayram yerinin kurulduğunu da çok silik hatırlıyorum.

Sadece tek bir kare var kafamda.

Bir Bayram gecesi, park yerindeyiz.

Dönüyoruz artık.

Arabadayız.

Benim elimde, kafası mavi kasketli, kay kay üzerindeki adamcık. Kurmalı bir oyuncak.

Ve bir de sarı plastik bisiklet. Kurunca onun da zili çalıyor.

Zıng zıng.

Zil sesini de hatırlıyorum.

Ama kaç yaşındayım hatırlamıyorum.

Hatırladığıma göre, en fazla 5-6.

Ben, Çağlayan Parkı'ndaki tavus kuşlarını da hatırlamıyorum. Tavus kuşlarıyla ilgili bir anı yok kafamda.

Çünkü benim taze anılarım, parkın iyi günlerini çok ucundan yakalamış.

Parkın en güzel günlerini ben kaçırmışım. Kızkardeşim hiçbirşey hatırlamıyor.

Aramızda sadece 6 yaş var, oysa.

Ama zamanın sildikleri, biriktirdiğimiz anılardan daha hızlı.

Annemin ballandıra ballandıra anlattığı Çağlayan, benim çocuklarımı götüremeyeğim bir yer çok uzun bir zamandır.

Onlar, Çağlayan Parkı'nı bilmeyecekler.

Kaç kuşak?

Kaç on yılda kayıp siliniyor hatıralarımız? Hatıralarımızla birikte hayatlarımız?

Neden bu kadar hızlı yokoluyor geçmişimiz?

Dün Çağlayan Parkı'ndaki çalışmaları izledim.

Adı değişmiş parkın.

İki tane kırmızı, büyük, hantal tabelada "Ankara Çağlayan Parkı 2008" yazıyor.

Öncesi yok sanki.

Hummalı bir çalışma vardı parkta, dün. İş araçları, bölge halkının meraklı bakışları altında çalışıyordu. Rengarenk park oyuncakları gelmiş, yeni oyun alanları yapılmış.

Sanki bayram yeri.

Ankara Beldiyesi ile Lefkoşa Belediyesi kardeş kent ilan etmişler birbirlerini. Ve Ankara Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlenen Çağlayan Parkı'nın, bu katkılara bir minnet gösterisi olarak, adı değiştirilmiş.

Bugün düzenlenecek kokteylle parkın açılışı yapılacak.

Ama parkın kime ve neden açılacağı büyük bir soru işareti.

Yıllardır atıl durumda olan parkın yeniden düzenlenmesi, Lefkoşalıları mutlu etmiştir, mutlaka. Ama bir tokat gibi yüzlere vuran yeni isim, zaten yıllardır ciddi bir erozyon altında olan kimliğe, yeni bir hakaret daha yarattı malesef.

Belediye Başkanları, şehirleri kurtarmak ve korumak için seçilirler.

En başta beklenilen de bir Belediye Başkanı'ndan, kente sahip çıkması, dokusuyla, kokusuyla, ruhuyla onu geleceğe taşımasıdır.

Lefkoşa, restorasyonu ihmal edilmiş birçok tarihi esere ev sahiliği yapıyor, bugün.

Lefkoşa kendi kültür mirasını ve kimliğini en fazla kaybeden şehirlerden biri.

Beklenilen, gereken restorasyonların yapılması, kentin tarihi dokusuna ve değerlerine sahip çıkılmasıydı. Ama bir kentin simgesi haline gelmiş bir parkın adını bu şekilde değiştirmek, o kente hakaret etmekle eşdeğerdir.

Bütün o insanlara ve hatıralarına.

Çünkü Çağlayan Parkı, sıradan bir park değil, bir geçmiş ve bir tarihti. Yasemin gibi, sadece Lefkoşa'yı değil, Kıbrıs'ı anlatan bir yerdi.

Sadece Lefkoşalıların değil, adanın her yanından, binlerce insanın hatırasını biriktirdiği bir yerdi.

Ankara Belediyesi, katkılarından dolayı onurlandırılmak istenmiş olabliir.

Parkın girişine yerleştirilecek bir kaide, belediyeye teşekkür edilmesi için yeterli olabilirdi.

Daha da ötesi, açılacak bir imza defterinde, her Lefkoşalı teşekkür imzası atabilirdi. Ama şimdi, ciddi bir kırgınlık yaşanıyor.

Kimliğimiz her geçen gün eriyip gidiyor. Nüfusumuz başkalaşım içinde. Sokak isimleri, cadde isimleri, bizim kendi kültürümüzü yansıtmaktan uzak.

Elimizde kalanları da böylesine hoyratça harcarsak, kim neye sahip çıkacak ki?

   650 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ağustos 2008, Cuma   ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM YAPACAK?
14 Ağustos 2008, Perşembe   CTP'NİN KURTULUŞU ÇÖZÜM
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI
12 Ağustos 2008, Salı   HASSASİYETLERİMİZ NASIL ŞEKİLLENİYOR?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI ve TIP FAKÜLTESİ ISRARI
10 Ağustos 2008, Pazar   ÜNİVERSİTE SORUNSALI İÇİNDEKİ TIP FAKÜLTESİ
08 Ağustos 2008, Cuma   ÜNİVERSİTE SORUNSALI
07 Ağustos 2008, Perşembe   TURİZMDEN KARAPARAYA BİR DEVLET HİKAYESİ
06 Ağustos 2008, Çarşamba   KUMAR BU ÜLKEDE BUZU DONDURUYOR
04 Ağustos 2008, Pazartesi   2009'da ÇÖZÜM BEKLEYENLER YENİLİKÇİ DAVRANMAK ZORUNDADIR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1852 1.1935
1 STERLİN 2.1766 2.1928
1 EURO 1.7320 1.7442



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

DİN DERSLERİ VE REJİMİN NİTELİĞİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Kosova'nın rövanşı, Abhazya ve Güney O...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(35)...

Akay Cemal

Hayatı çekilmez hale getirmek marifet deği...

Ahmet Tolgay

Bu köşe yeni değerlere açık...

Bilbay Eminoğlu

3 eylüle doğru...

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Stalin ve "ulusal sorun"

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yen...

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital