Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
A Takımı liderliğe devam dedi
Amaçları moral kazanmak

YORUMLANANLAR
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
İngiltere donuyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]



YA EĞİTİM HAKKI?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Mayıs 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KTOEÖS, örgütlü bulunduğu okullarda dün tam gün grevdeydi.

Radikal bir değişiklik olmazsa, bugün de grev devam edecek.

19 Mayıs kutlamaları ve sınavların yapılmamasının da bu grev kapsamında olabileceğini açıkladı, sendika.

Daha da ileri giderek, grevin yasaklanması durumunda, buna uyulmayacağını duyurdu.

Talep edilen ise, öğretmenin kıdem tahsisatları ve LAU'de toplu iş sözleşmesi.

Ama öğretmenin kıdem tahsisatları konusunun da yer aldığı protokol görüşmelerine sendika imza atmamış. Şimdi, hükümetin "geliştirildi", sendikanın "gasp edildi" dediği konu, grevin ana konusu.

Ne var ki, öğrencilerin yaşadığı mağduriyet, sendikanın her türlü argümanını gölgede bırakacak cinsten.

Ben, bu yıl okullarda kaç gün grev yapıldığını sayamadım, maalesef. Belki kaç gün eğitim verildiğini saymak daha kolaydı, ben tersten gittiğim için zorlaştı, mesele.

Sendika, özel derslerden ve eğitimin güneye kaymasından bakanlığı suçluyor.

Ama bir taraftan sınavları, bir taraftan eğitim rutinini bu kadar kolay bozan eylemler, yıllardır devam eden güvensizlikle birleştiğinde, velileri de kendi uyguladıkları alternatiflerinde yalnız bırakıyor.

Bu da okulda verilemeyen eğitimin yerini, özel derslerle doldurmak, ya da imkan varsa, Güney Kıbrıs'ı tercih etmektir.

Özellikle, son zamanlarda, özel ders alışkanlıkları da değişti.

Bildik derslerden belli bir rutin içinde açığı kapatmak, ya da belli bir hedef için gelişmek amacıyla alınan özel derslerde de alternatifler var.

Sınav dönemleri, öğrenciler, sırf okulda alamadıklarını tamamlamak için, sınava yönelik özel derslere rağbet ediyor, artık.

Üstelik, sabah grevde olduğu için okulda derse girmeyen öğretmen veriyor, bu özel dersleri de yine. Ama bu kez, dersanede, ya da kendi evinde, emeğinin karşılığını, kendi tayin ederek.

Hatta vergi vermeyerek.

Eğitimde yıllardır gelişen güvensizlik, Güney'e yönelim ve özel derslerin yarattığı kaosun sorumluluğu, mutlaka Eğitim Bakanlıklarına ve eğitim politikalarına aittir.

Ama bu tabloda yaratılan kaosun önemli bir sorumlusu da sendikalardır artık.

Hak arama adı altında, bu kadar kolay eğitim dondurulabiliyorsa, sınav dönemi, öğrenci psikolojisi, ya da eğitimde devamlılık performansı hiç düşünülmüyorsa, öğrenciye yönelik nasıl bir program uygularsanız uygulayın, başarıya ulaşma şansı yoktur.

Mutlaka bir sendikanın eylem yapmak, grev uygulamak, kendi üyelerinin haklarını geliştirmek için öncelikli hassasiyet göstermek en doğal hakkıdır. Ama bu hakkın istenme şekli, öğrencinin eğitim hakkını törpülemeye başladığı yerden, oturup tekrar düşünülmelidir.

Öğretmen arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde de bu kadar sık greve gidilmesinden ve özellikle yöneltilen eleştirilerden duyulan rahatsızlığı konuşuyoruz.

Bu çok uzun zamandır böyle.

Ama nedense, bu tepkiler, grevlerin bu kadar kolay uygulanmasının engelleyemiyor. Aydın sınıfında anılan öğretmenler, ya eğitimin aksaması konusunda samimi bir rahatsızlık duymuyor, ya da, yeterince sorgulamıyor ve belli bir merkez görüşün dışına çıkıp, kara koyun pozisyonuna düşmek istemiyor.

Sanırım ikinci olasılık daha doğru bir tespit.

Özellikle, sağlık ve eğitim alanında örgütlü sendikaların hayat ve gelecek sorumlulukları vardır.

Ve hak aramak, bu sorumluluğun önüne geçmemelidir.

KTOEÖS, tüzük değişikliği ile iş kolu sendikacılığına yönelim süreci yaşıyor, bir süredir.

KTÖS başta olmak üzere, işçi sendikalarının da Orta Eğitim Sendikasının tavrından duyduğu bir rahatsızlık var.

KTÖS Eğitim Sekreteri Mustafa Özhür, dün Kıbrıs TV'ye yaptığı açıklamada, KTOEÖS'nın, tüzük değişikliği ile daha fazla büyüyüp, genişleme önceliğinde, kendilerinin örgütlenme alanlarına da müdahale ettiğini ve ilköğretimden de bazı öğretmenleri üye yazıp, hademe, sekreter gibi üyeliklerle de büyüme hedefinde olduklarının altını çizdi ve kınadı sendikayı.

Bellli ki, iki sendika örgütlenme alanları konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Özhür, diğer sendikaların, hatta üye öğretmenlerin de yine örgütlenme alanları ile ilgili rahatsızlık duyduğunu belirtti.

Önümüzdeki günlerde, bu konuda sendikaların kendi aralarında girdikleri bu tartışma sürecini nasıl bir sonuca ulaştıracaklarını, göreceğiz.

Yeni eğitim yılı grevlerle başladı, sınav dönemleri grevlerle geçirildi. Şimdi yıl sonu sınavları arifesinde yine grevler gündemde.

Yıl boyunca öğrenciler de veliler de ertesi gün okula gidip gitmemeyi tartıştı.

Sınava çalışıp çalışmamayı.

Merkezi sınavlar dahi tartışma konusu yapıldı.

Ve bugün hala aynı belirsizlik devam ediyor.

Öğretmen hakkını talep ederken, bu kadar rahatsızlık yaratıyorsa, nasıl ve kimden, ne kadar destek almayı bekliyor ki?

Şimdi bu talepler yerine getirilmediği ve hükümet tarafından haklar gasp edildiği gerekçesiyle, yeni bir çözüm sürecine girilirken, çözüm destekçileri arasında da ayrılıklar yaşanıyor.

Sendikalar, CTP ile yaşadıkları iç politik konulardaki ayrılığı, genel siyasi atmosfere de taşıdı. Şimdi, sendikaların örgütlenme alanları konusunda yaşadıkları sıkıntı da bir başka ayrılığa sebep olma olasılığı taşıyor.

KTÖS Eğitim Sekreteri Mustafa Özhür ile dün kısa bir telefon görüşmesi yaptık. KTOEÖS'nın daha önce uyarılmasına rağmen, kendi örgütlenme alanlarına müdahalesinden rahatsızlık duyduklarının altını özellikle çizdi.

"Konuyu değerlendireceğiz, ama bu alanda çözemediğimiz sorunlar mutlaka siyasi konulardaki birlikteliklerimize de ister istemez yansıyacaktır" diyor.

Oysa, çok değil 4 yıl önce, meydanlarda sadece çözüm ile birlikte, sürdürebilir ve kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi için, demokratikleşme, sivilleşme, kendi kendini yönetebilme erki için bir mücadele verilmişti.

Yazık ki, bugünkü tartışma, mevcut sistemin devamı kapışmasından öteye gidemiyor.

Hükümetler, sistemi değiştiremedikleri için eleştiriliyorsa, bu sistem içinde kendi dar kalıbı dışına çıkamayıp, toplumsal kazanımı unutan kavgaların sorumluluğunun daha ağır olması gerekmiyor mu?

Bizim daha iyi bir gelecek için daha geniş düşünmeye ihtiyacımız var.

Kavga konusu şimdikileri paylaşmak değil, toplumsal geleceği yaratmak olmalıdır.

   912 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ocak 2009, Perşembe   ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEVGİ AYNI ISITIYOR
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital