Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

O'NU BEKLERKEN

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mayıs 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir sevgiliyi özler gibi özlemek kokusunu, toprağın.

    Ve denizin.

    Köpük köpük, dalga dalga, en mavi büyüsünde, sanki dokunsanız, dünya parmaklarınızın ucuna damlayacak bir anda.

    Bu aralar, tekrar yeni bir mevsimde ve yeni bir zamanda keşfetmenin tadı var, damağımda.

    Garip, tarifsiz bir heyecan.

    Hani çok aşıksınız, elinizi ayağınızı nereye koyacağınızı bilemezsiniz, ama yüzünüzde sebepsiz bir gülümseme vardır ya, en somurtkan anlarda bile, öyle dolaşıyorum, ben de.

    Günler geçmiş ve çok özlemişsinizdir, sevgilinizi.

    Ve heyecanlısınız, tekrar sarılırken ya, öyle bakıyorum.

    Kalbim muhtemelen aynı ritimde yine ama, ben boğazımda duyuyorum en hızlı atışlarını.

    Sanki sevgilim fısıldıyor kulağıma, nefesini hissediyorum, tatlı bir meltem dolaşırken, yüzümde.

    Hastayken ruhu ve bedeni hiç tutmaz birbirini, insanın. Bir türlü uymaz birbirine.

    Şaşırır.

    Oysa buralara da bu toprakların ruhu ve kendi hep ayrı kalmış, hiç uymamıştır birbirine.

    En umutlu olduğu anda zamanın, bir kavga vardır. Ve bir acı hikayeyle biter umut.

    En anlaşılan, en barışılan zamanda, savaş bekler.

    Oysa, sanki hiç kan dökülmemiş gibi duruyor bu topraklar.

    Hiç barut kokmamış, hep deniz ve bahar bulaşmış havasına gibi.

    Öyle kendi halinde ki, hani hiç bilmeyen biri, bir tarih yazsa bu topraklara, yaşanan en büyük acı, köpükler arasından kıyıya vuran deniz kızının, prensine kavuşamaması üzerine yazılmış bir efsane olur, bu.

     Desdemona ağlar bu kez ama, ölmez, mesela. Ağlayarak ikna eder, Othello'yu masumiyetine.

     İkisinin en büyük acısı, oniki damla gözyaşı olur, en fazla.

     En fazla bunu yazar tarih kitapları. Ve der ki, "işte o yüzden bu kadar mavidir denizler, başka sebebi yoktur".

     Hani bir bulutun arkasına saklanarak gösterirken güneş yüzünü, savaş yaşandığına inanmaz kimse buralarda.

     Çocukların öldüğüne.

     Farklı dillerde ağıtlarla inlediğine sokakların.

     Kimse insanların kaybolduğuna, kurşun sesine inanmaz buralarda.

     Hangi yaz gecesine yakışır ki, ölüm, ay, en sarhoş haliyle tepedeyken ve yasemin kokarken gece.

    Buralarda ne sabah ölünür, gökyüzü ekmek kokarken, kendinden mayışmış bir halde, ne de gece, yasemin kokarken sokaklar.

    Ne yazın ölünür, en büyük derdi sivrisineklerken, yeni doğan bir bebeğin.

    Ne baharda, bu kadar sarı bir büyüdeyken altıntoplar.

    Ya kışta, deniz bu kadar maviyken ve sevişirken yağmurla, hangisi en sonsuz diye yarışırken, kim ölebilir ki.

     Hadi bırakın ölmeyi, kim kızgın kalabilir, kim yaşatabilir. Kim kavga edebilir ki, bu kadar güzelken bu topraklar.

     Kimbilir, belki de acıdan güzelliği ile intikam alıyor bu topraklar. Bu kadar güzelken, o kadar daha büyük acı, çünkü.

    Güzellik herzaman intikam alır.

    Birileri çıkıp, bir tarih yazsa bu topraklara, dünyanın iki savaşını da siler eminim, tarih sayfalarından.

     Ve yaşanmış tüm karanlıkları.

     Buralara yeni bir heyecan gerek.

     Taze bir umut.

     Herşeye en hızlı kalp atışından bakacak birşey gerek, bu topraklara.

     Belki birileri keşfeder buraları. Belki yeni bir tarih yazar.

     Sessizce eski kelimelerinden, eski acılarından özür dileyip, arınacak bir tarih. En büyük acısı kan ve ölüm olmayan, bilmediğimiz önemsiz bir kelimeyle yazılacağı bir tarih.

     Buralarda güneş en tepedeyken, yağmur çiseler ya, yağmur damlaları en güzel haliyle parlar. İşte öyle bir tarih yazılabilir belki birgün bu topraklara.

     Güneş ile yağmur birarada olmaz dememeli, yakışıyor çünkü, ikisi birbirine.

     Belki birgün, bizi de hesapsız umutlara yakıştıracak bir tarihçi çıkar gelir biryerlerden.

     Hani herkes herşey yakışır birbirine.

     Mesela, hiç yakışmaz sanırsınız, ama en ateşli iki renk patlar genç bir kızın üstünde.

     En yaşlı kadın, en yakışıklı bir genç takar koluna, yakışmaz dersiniz, onlar yakıştırır.

     Ya da yaşlı bir adam aşıktır. Yakışmaz dersiniz, o yanık tenine, beyaz bir polo takar ya, dönüp bakarsınız, gençlik heyecanınızı unutup, yakıştırırsınız, hayran kalırsınız.

      Herşey, herkes yakışır birbirine de sanki bir umut yakışmaz buralara, bu topraklarda yaşayanlara.

     Sanki bir umut yan yana dolaşamaz buralardakilerle.

     Ama yakışsa, mesela, biri çıkıp gelse ve bir tarih yazsa bu topraklara. Acısı olmayan, umudun en yakıştığı kelimeler olsa sayfalarında.

     Biri gelip bir tarih yazsa.

     Ve biz yakışsak umuda. Umut bize.  

   734 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FARKLI BİR RÜYA
08 Temmuz 2008, Salı   EŞEL MOBİL KAVGASI
05 Temmuz 2008, Cumartesi   AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital