|
Otelciler çok uzun bir zamandır ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Her dönem cüretkar sayıda turist getirme hedefleri sıralanırken, turizm adına sürdürülebilir bir program yaratılamamasının acısını taşıyan turizmciler, artık tükenme noktasına geldiler.
Son olarak, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği, basına verilen bir satılık ilanıyla, otelcilerin tepkilerini ortaya koyuyor.
Son 6 ay içinde, 18 tane orta ölçekli işletmenin, ya kapatıldığını, ya da amaç değiştirdiğini söyleyen Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı, kalan otellerin de satılığa çıkarılarak, hükümete bir tepki koymaya çalıştıklarını anlatıyor.
"Bizim dozerlerimiz yok, yol kapatamıyoruz. Öğretmen de değiliz, greve gidemiyoruz", diyen Beydağlı, aslında tepkilerine çok cevap alamadıklarından yakınıyor.
Ne acı ki, birçok farklı yerden destek aldıklarını anlatan Beydağlı, hükümetin, ya da bakanlığın ilanlarına herhangi bir tepki vermediğini söylüyor.
Son yıllarda önemli teşviklerle, en güzel mekanlara, denizlerin içine oteller inşa edildi.
Yabancı sermayeyi çekmek adına özendirilen bu işletmelere, Kıbrıs'ın Kuzey'ini daha da cazip kılmak için casino izinleri de dağıtıldı.
Bu ülkede denetimsiz bir casino mafyası yaratılmasına çanak tutuldu.
Turhan Beydağlı, yabancı yatırımcılar için de Kuzey Kıbrıs'ın turizm açısından hiçbir güvenilirliği ve çekiciliğinin olmadığını vurgularken, casino faktörünün yatırım için neredeyse tek neden olduğunu söylüyor.
Yani, Sakıp Sabancı'nın ünlü sözü gibi, buzun üzerine yazı yazmak istemiyor, aslında hiç kimse.
Ama kumar turizminin de önemli bir getirisi var ve kumar, bu ülkede buzu donduruyor.
Turizm Bakanı, nöbet devralıp göreve gelirken, 1 milyon turist hedefi koymuştu.
Beydağlı, bugün otellerdeki doluluk oranının, %19.5 olduğunu söylüyor.
Ben, "bugün, 1 milyon turist gelse, ne olur" diye soruyorum;
Turhan Bey, "sadece 2.8 gece kalabilirler, bu 3 geceye çıkmaz" diyor.
Güney Kıbrıs'ta bu ortalama, 11 gün.
Gelen turist, 11 gün boyunca, taksisiyle, restorantı, müzeleri ve alışverişiyle, ülkeye para bırakıyor.
Ortalama 2 gün kalan turist ise, otelden dışarı çıkmıyor.
Gelen de zaten, denize girip, kumar oynama dürtüsüyle geliyor.
Belki hedef koyarken de gerçekçi olmak gerekiyor. Ya da hedefler için çaba sarfetmek.
Bir bakan, hedeflerinden bu kadar trajik bir uzaklık yaşıyorsa, görev talep etme, ya da görevde kalma hakkı kesinlikle yoktur.
Ve kesinlikle de olmamalıdır.
"Bugün, yan geliri olmayan bir tesis ayakta duramaz" diyor Turhan Beydağlı.
Çünkü, bu ülkenin hala bir turizm politikası ve turist getirme arzusu yok. Anlaşıldığı kadarıyla, adı Turizm Bakanlığı olan bakanlık da kumarhaneleri doldurarak, turizm yapılabildiğini düşünebiliyor.
Bu trajik bir durumdur.
Turhan Beydağlı, basına verdikleri ilanları, Türkiye'de ve gerekirse, Güney Kıbrıs'ta da tekrarlayacaklarını söylüyor.
"Kumarhaneler için otel yapılıp, doğa daha fazla tahrip edileceğine gelin mevcutları kullanın" çağrısı yapıyorlar, aslında.
Bir ülkenin doğal zenginlikleri ve kültürü en önemli turizm potansiyelidir.
Biz ne doğal zenginliklerimize gereken değeri veriyoruz, ne de kültürel yapımızı pazarlamayı hedefliyoruz.
Bugün her köşe başında, lahmacun ve adana kebap satarak, turizm kapasitesi yaratılmaz.
6 ayda 18 tesis kapanma noktasına gelirse, 80 tesis doluluk oranlarının, %15'in altında olduğunu söyleyerek, satılık ilanı verirse, kesinlikle bir kriz masasının oluşturulup, en azından, yaralara pansuman olabilecek tedbirler üzerinde çalışılmaya çoktan başlanması gerekiyordu.
Bir tesisi kapatmak, ayrı bir mali yük.
Bugün birçok turizmci, bu yükü göze alarak, belgelerini iptal edip, vergilerini geri ödemeyi göze alıyor ve onurlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Bugüne kadar Otelciler Birliği başta olmak üzere, bu sektör için çalışan herkes, ortaya önerilerini koydu ve bu ülkenin en önemli ekonomi hazinesi olabilecek turizm potansiyelinin, geliştirilip kullanılması için projeler üretti.
Ama maalesef hiçbiri kullanılamadı.
Kimbilir belki de bugün, artık kabineden turizm bakanlığını çıkarıp, yerine daha efektif bir bakanlık üretilmelidir.
En azından bütçe daha etkin kullanılır.
|