|
YDU Tıp Fakültesi derin tartışmalar arasında bilimsel eleştiri ve öngörüleri dikkate almadan açıldı.
Devlet ve hükümet yetkilileri bilirkişilerin dile getirdiği bütün eleştiri ve kaygılara rağmen fakülteyi sahiplendi.
Günün sonunda da neredeyse Rum'a nispet olsun, düşmanlarımız çatlasın diyerek açıldı.
Tıp Fakültesi konusu sonucu insan hayatı olan çok hassas bir konu olarak umarım bundan sonra vahim sonuçlarla tartışılmaz çünkü üniversitelerin ve eğitim kalitesinin genel durumu yazık ki, bu endişeleri besleyen cinstendir.
Erdoğan'ın açılışta kullandığı "ya Allah bismillah" duası, insan hayatını korumaya yeterli olmayabilir.
Tıp Fakültesi açılmadan, Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakültesi ile ilgili de benzer tartışmalar yapılmış daha sonra konu gündemden düşmüştü.
Daha da ötesi, fakülte tartışmalarında odak noktası olan doktor ve eczacılar arasında da ilginç bir ikiliğin yaratılması noktasına gidilmişti.
Bugün bir grup doktor, Diş Hekimliği Fakültesi'ni belli noktalarla eleştirirken, bir bölümü fakültenin akademik kadrosunda yer alabilmiştir.
Ve benzer durum, Eczacılık Fakültesi için de geçerlidir.
Oysa bu okuldan mezun olacak öğrencilerin, ülkede mesleklerini icra edebilmeleri için gerekli olan Birlik kayıtlarının da yapılmayacağına dair açıklamaları vardı, resmi olarak bu birliklerin.
Herkes, "bugün tartışılır, nasıl olmazsa yarın unutulur" noktasından hareket ediyor.
Geçtiğimiz aylarda, Diş Hekimleri Birliği ile Tabipler Birliği yönetimlerinin temel istifa nedenleri olan konular, bugün hala açıklığa kavuşturulabilmiş değildir.
Ancak daha fakültelerin uluslararası standartlara uygunluğu tartışılırken, Sağlık reformunun bir bacağı olarak sunulan, Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nın dahi, YDU'ye uyumlu olarak dizayn edildiğine dair eleştiriler var.
Bu eleştirileri besleyen ise, yasanın 44. maddesi.
Söz konusu maddenin bu endişeleri besleyen bölümünü, birlikte okuyalım;
"...Ancak hizmetinin aksamayacağı hallerde ve Personel dairesinde uygunluk bildirimi alınmak koşuluyla, kamu sağlık çalışanları, eğitim ve öğretim amacı ile bakanlık tarafından görevlendirilebilirler, bu konuda kendilerine ayrı maaş tahakkuk ettirilmez..."
Tıp Fakültesi tartışmalarında başarısız oldukları gerekçesi ile istifa eden Tabipler Birliği Eski Başkanı Dr Bülent Dizdarlı, "maalesef, kamu doktorlarının, Tıp Fakültesi'ni özel hastane gibi kullanabilme endişelerini paylaşıyorum" diyor.
Ve daha şimdiden, bu yönde çeşitli durumlar aldıklarını da söylüyor.
Bir fakülte olarak, ne kadar yeterli bir eğitim verebileceği yönünde bilimsel temelli endişeler dile getirilirken, fakültenin temelde özel bir hastane gibi çalışacak olma ihtimali de haksız rekabet koşullarını besleyen ve eğitim hassasiyetli ciddiyetin de tekrar sorgulanması gerekliliğini beraberinde getiriyor.
Bugün benzer koşullar, Diş Hekimliği Fakültesi için de geçerli.
Özel bir diş hastanesi olarak hasta kabul eden fakülte, bina konforu ve ucuz fiyat alternatifi nedeniyle, tercih edilen bir yer halini aldı.
Oysa bir hasta için uzandığı yatağın konforu, tek başına hayati tehditleri azaltan bir unsur değildir.
Ve olmamalıdır.
Eğer sağlıkta reform yapılacaksa, zaten ağır aksak başlayan yasa çalışmaları, şimdi de özel bir üniversitenin hassasiyetleri temelinde şekillendiriliyor eleştirileri ile karşılanırsa, bu devlet ciddiyetinin de yeniden sorgulanmasını beraberinde getirir.
Tabipler Birliği Eski Başkanı Dr. Ahmet Gulle, Kamu Çalışanları Sağlık Yasası, meclise geldiğinde, bu madde ile ilgili değişiklik önerisi sunmuş ve önerisi genel kurulda reddedilmişti.
Daha da ötesi, söz konusu maddenin, Anayasa'nın 8. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde hekimlere ayrıcalık yaratarak, ikinci iş yapma imkânı sağlamasını eleştiren Gulle'nin, KIBRIS Gazetesi'ne verdiği demeç, Sağlık Bakanı Eşref Vaiz tarafından, "disiplinsizlik" olarak değerlendirilmişti.
Hükümet icraatları kamuya açıktır.
Ve halka hizmet temelinde yapılır. Bir siyasi parti disiplini ile ilişkilendirilebilmesi ise büyük bir talihsizliktir.
Ben Sayın Bakan'ın sadece dilinin sürçtüğünü düşünmeyi tercih ediyorum.
Bugün merkezde insan hayatı olan iki konu da içerikleri nedeniyle, bu kadar derin tartışmalara açık kalabiliyorsa, devlet ciddiyetine bu tartışmaları kökünden çözebilmek yetisi yakışır.
Bugün genel eğitim kalitesindeki başarısını, uluslararası standartlar temelinde kanıtlayamamış bir üniversite bünyesinde açılacak olan Tıp Fakültesi de kronik bir sorun olan sağlık sektörüne disiplin getirmesi beklenen düzenlemeler de bu tartışmalar ışığında yeniden gözden geçirilmeye mahkumdur.
|