Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
A Takımı liderliğe devam dedi
Amaçları moral kazanmak

YORUMLANANLAR
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
İngiltere donuyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]



AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Kasım 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Büyükelçisi Frank Urbancic, dün Kıbrıs medyayı ziyaret etti.

   Büyükelçi ile kahvaltılı ve oldukça da keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

   Samimi tavırları ve Türkiye ile ABD ilişkilerin önemine özel vurguları dikkat çekiciydi.

   Sohbet boyunca, özellikle Amerika'nın müzakere sürecindeki pozisyonunun ne olacağı sorgulandı.

   Urbancic, şu anda, liderlerin yürüttükleri müzakere masasında uluslararası diğer aktörler gibi, ABD'nin de olmadığını, üzerine basarak vurguladı.

   Burada altını çizdiği unsur ise, bir anlaşmayı, mutlaka halkların da sahiplenmesi gerektiği yönündeydi. Çünkü, halkların sahiplenmeyeceği bir anlaşma, yaşamayacak.

   Özellikle Annan planı döneminde, bizzat mitinglere katılarak, açık destek veren Amerika'nın bu pozisyonunun, Güney'de olumsuz bir hava yaratılmasına sebep olduğu yorumları yapılıyordu. Anlaşıldığı kadarıyla benzer bir sonuç yaşamamak ve Güney Kıbrıs'ın da daha fazla damarına basmamak adına Amerika şimdilik sessizliğini koruyacak.

   Peki ya bir kriz çıkarsa?

   Aslında görüşler, liderler görüşecek ama bir noktaya geldikten sonra, ancak çeşitli moderatörlerin varlığı ile sonuca ulaşılabilecek yönünde birleşiyor. Buradan hareketle, olası kriz durumunda da Amerika'nın sessizliğini korumaya kararlı olup olmadığını sordum.

   Burada açık kart var.

   Zamanı geldiğinde, koşullara göre durum yeniden değerlendirilecek. Ancak örneğin, Türk Tarafı, ya da Türkiye, çözümün önüne set çeker bir pozisyona girerse, bu ciddi bir sorun olarak değerlendirilecek.

   Urbancic, Kıbrıs'ta iki halk arasındaki Türkiye'nin pozisyonuyla ilgili endişelerin ortak noktada buluştuğunu söylüyor. Çünkü, Kıbrıs Medya'ya gelmeden az önce, bir Kıbrıslı Rum'dan, "Türkiye çözüm konusunda baskı altına alınmalı" değerlendirmesini dinlediğini anlatıyor.

   Yapılan kamuoyu yoklamalarından ortaya çıkan, çözümden uzak tablonun kendilerini endişelendirmediğini vurgulayan Urbancic, liderliklerin temel görevinin, toplumlarının önüne geçmek olduğuna, özellikle vurgu yapıyor.

   Herkes biliyor ki, uluslararası toplumun vereceği cesaret, sürecin ana belirleyicisi olacaktır. Ama uluslararası topluma gelmeden önce, toplumların da çözüme hazırlanması ve çözüm konusunda ortaya atılacak olan cazibeye duyarlı olması gerekiyor.

   Bizim işleyebilir ve toplumlar tarafından yüzyıllarca yaşatılacak bir çözüme ihtiyacımız var. Bunun için sosyal politikalar geliştirmediğimiz gerçeği, karşımızda dururken, konuyu sadece diplomatik zemine terk etmek, referandum sürecine de zarar verebilir.

   O yüzden, belki de ilk kez deneyecek liderlere bir şans vermek ve özellikle referandum sonrasında yaratılan ortama bir de dış baskı unsuru eklememek adına, Amerika'nın sessizliği anlaşılabilir. Burada şüphesiz Türkiye ile ilişkilerin seyri de pozisyonunda oldukça etkili olacaktır, Amerika'nın.

   Urbancic, 2009 içinde bir çözüm konusunda umutlu olduğunu söyledi.

   Umarız bu umut bu kez bir sonuca gider.

   Biliyoruz ki, Türkiye AB ile ilişkilerini dondurma noktasına getirdiğinden beri, burada da AB'ye karşı olumsuz tepkiler büyümeye başladı. Oysa, bir çözüm sürecinde bu oldukça önemli.

   Türkiye'nin AB ilişkileri ve gerçek üyelik konusundaki samimiyeti de bu sürecin belirleyicisi olacaktır. Eğer şu anda, Türkiye'nin işine süreci uzatmak geliyorsa ve uzatmaya devam edecekse, buradaki çözüm süreci de uzamaya devam edebilir.

   Türkiye ciddi bir kazanım elde etmeden, Kıbrıs sorununu çözmek istemeyecektir.

   Ve üyelik yeterli bir kazanım değilse de bu süreçte ciddi sorunlar yaşanacaktır. Ama bunun ince bir diplomasi üzerinden, özellikle de zaten yeterince büyüyen "Rum düşmanlığından" beslenerek üzeri örtülebilir.

   Uluslararası toplumun müdahalesi de bir baskı unsuru olarak algılatılıp, tepki yaratılabilir. 2004 referandumunda Rum tarafı bunu yaşamıştı. O yüzden belki de uluslararası toplumun, ihtiyatlı davranmasını şimdilik olumlu bir unsur olarak da değerlendirmek gerekiyor.

   Ama bununla birlikte buradaki liderliğin de olası tehlike noktalarını algılayıp, kimsenin dümen suyuna kendini teslim etmemesi gerekiyor.

   İstenilen bir çözümdür. Mümkün olan en erken zamanda bir çözüm.

   Artık Kıbrıs'ın ve Kıbrıslıların bu çözümsüzlük ortamında daha fazla tutunabilecek yerleri kalmadı.

   414 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ocak 2009, Perşembe   ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEVGİ AYNI ISITIYOR
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital