|
Bakanlar Kurulu'nun önceki günkü toplantısından zam kararı çıkmadı.
Çıkması mı gerekiyordu?
Hayır da, hangi parti ya da partiler işbaşında olursa olsun vatandaş o kadar korkar oldu ki zamlardan, Bakanlar Kurulu toplanmaya görsün, 'Acaba yine neyin fiyatını artırdılar' diye endişeleniyor.
Nitekim, toplantıdan sonra gazeteci arkadaşlar kurul sözcüsü Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen'e sormuş, akaryakıta zam yapıldı mı diye.
Bakan, şu anda alınmış bir karar olmadığını söyledi ama, konu toplantıda ele alınmış; Maliye Bakanlığı gerekli değerlendirmelerin ardından açıklama yapacakmış.
Açıklamayı beklemeye gerek yok; akaryakıta zam geleceği belli.
İnşallah 'okkalı' olmaz.
Ekonomideki durgunluğun had safhada olduğu, çarşı pazarda fiyatların sürekli olarak yukarılara çekildiği, dar ve sabit gelirlilerin cebindeki paranın giderek eridiği bu zamanda, vatandaş, zammın makulunu bile kaldıramayacak hale geldi.
Küresel ısınma, susuzluk, gıda fiyatlarındaki artış, global ekonomik dalgalanma şu bu derken, önümüzdeki aylarda fiyatların daha da katlanmasıyla toplumda kıyamet kopar herhalde!
Allah acısın fakir fukaraya, asgari ücretlilere.
Burada bir noktaya değinmeden edemeyeceğim...
Zam konusunda şimdiki yönetimin hakkını vermek lazım...
Fiyat ayarlamalarında, geçmiş iktidarlara göre daha insaflı, daha ölçülü davrandığını söyleyebiliriz.
***
Yukarıda yazdıklarım başlıkla çelişti. Aslında irdelemek istediğim zamlar değil.
Aksine, hükümetin bir takım olumlu icraatlarından söz edeceğim.
Bu yüzden 'Güzel haberler de var' başlığını kullandım.
Bakanlar Kurulu'ndan sevindirici kararlar çıktı.
Bunlardan biri, ülke gündeminin tepesine oturan susuzlukla ilgili.
Salamis Bay Otel yakınlarında kurulacak tesisle deniz suyundan günde 10 bin metreküp su arıtılması için ihaleyi kazanan firmayla 15 yıllığına yap-işlet-devret yöntemiyle sözleşme imzalanması onaylandı.
250 gün içinde bu tesiste arıtılacak, günde10 bin metreküp içme suyuyla Doğu Mesarya bölgesindeki birçok yerleşim biriminin su ihtiyacı karşılanacak.
Harika!
Umut ve temennimiz, her şeyin yolunda gitmesi ve hiç zaman kaybetmeden çalışmalara başlanması.
Yine umalım ve temenni edelim ki, denizden su arıtılması konusu üzerinde önemle durulur ve bu alandaki çalışmalar yaygınlaştırılır.
Öyle görülüyor ki, kısa vadede alınabilecek önlemler olarak Türkiye'den tankerlerle su taşınmasının yanında denizden su arıtılması düşünülüyor. Bu önlemlere ciddi anlamda su tasarrufu da eklenirse bu yazı atlatabiliriz. Allah kerim gelecek yazlara.
Dünyamızın üçte ikisi deniz, üzerinde yaşadığımız toprak parçasının dört bir yanı da deniz.
Buna karşın su sıkıntısı yaşanıyor.
Ne garip değil mi?
Bir çok ülke deniz suyunu arıtarak, kısmen de olsa susuzluğun uhdesinden gelmeyi başarabilmiş.
Uzağa gitmeye gerek yok, Rum komşularımız da bu alandaki çalışmalarda epeyce yol almış.
Biraz geç de olsa, bizim de susuzluğa karşı denize sarılmamız çok olumlu bir gelişme.
Ne var ki, sadece denize bel bağlamamalıyız!
Su kaynaklarımızdan ne kaldıysa elimizde, üzerine titrercesine korumalı, yeni kaynaklar aramalıyız.
Başbakan Soyer'in Bakanlar Kurulu toplantısına girerken yaptığı açıklamalar akılcı ve yerinde.
" Ekonomik kaynaklarımızı çok dikkatli kullanmak durumundayız. Bu da bize, gayet duyarlı hareket etmemizi gerektiren zorunlulukları dayatıyor."
Yetkililerin "Suyu doyasıya içmeyin", "tuvalet sifonlarına bir litrelik pet şişe yerleştirin" falan gibi söylemlerini eleştirdik ama öğütlemeler, sorunun ciddiyetini ortaya koyması, vatandaşa "bu işin şakası olmadığının" anımsatılması bakımından işe yaradı galiba. Konu herkesin ağzında, susuzluktan başka bir şey konuşmuyor vatandaş.
***
Bir diğer güzel haber Lefkoşamızla ilgili.
İçişleri Bakanı Özkan Murat, Lefkoşa surlar içi bölgesinin özel turizm bölgesi olarak ilan edildiğini ve bölgenin korunarak geliştirileceğini açıkladı.
Bu da, biraz geç kalınmış olmasına karşın çok olumlu bir adım.
Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararla Lefkoşa Surlar İçi İzleme, Koordinasyon ve Yönlendirme Kurulu oluşturuldu. Bölgenin fiziki değişimi, ekonomik gelişimi, sosyal, kültürel ve mali politikalarla esnafın işlerinin geliştirilmesi sağlanacak..
Denizden su arıtılmasına koşut, eski Lefkoşamızın yürekler acısı halinden kurtarılması çalışmalarına da gecikmeksizin başlanacağına inanmak istiyoruz.
İki konu da önemli ve savsaklanmaya gelmez.
Lefkoşa'yı Lefkoşa yapan tarih hazinesi surlar içini üç beş yıl daha kendi haline bırakırsak, kurtaracak bir şey bulamayacağız.
Bakın Kumarcılar Hanı ne hallere gelmiş.
Elimizi çabuk tutmazsak bütün tarihi eserleri aynı akıbet bekliyor olacak.
***
Bir dosttan mesaj
Sevgili dost Tahsin Kaya'dan su tasarrufu konusunda dün bir e-posta daha aldım.
Konuya ilişkin görüşlerini daha önce de iletmişti bana. Öteki sorunlarımıza olduğu gibi, su konusuna da son derece duyarlı bir vatandaşımız. Son gönderdiği kısa mesajında, tuvalet sifonlarındaki suyun tasarruflu kullanılmasına ilişkin, bilinen ama bir anda aklımıza gelemeyecek çok doğru bir noktaya değindi. Aynen aktarıyorum:
"Sn. Eminoğlu, geçen günkü mesajımda yazmayı unutmuştum, su tasarrufu için devamlı söyleniyordu; son olarak başbakanımız da söylemiştir... Hani niyagaranın içine 1 litrelik pet şişe koyalım diye.
Bence niyagaranın topunun çubuğunu aşağıya doğru bükersek, amacımıza daha pratik yoldan ulaşmış oluruz. Ben bu yöntemle 15 litrelik su hacmi olan niyagaramı 10 litreye düşürdüm."
Teşekkürler Tahsin kardeşim.
Mesajının altında da, Allah gani gani rahmet eylesin, nur içinde yatsın, Hüseyin Şişman'ı yitirdiğimizi anımsattın yine bana.
Bu güzel insanımız için yeniden kısa bir yazı yazacağım.
|