|
Rum polisinin, Güney Kıbrıs'a araçlarıyla geçen Kıbrıslı Türklerle başı dertte.
"Polis Genel Müdürlüğü", "Yol Güvenliği Konseyi, "Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığı" yetkilileri soruna çözüm arıyor.
Sorun; "Kıbrıslı Türklere ait modifiye ya da ileri yaşta araçların Güney Kıbrıs trafiğinde dolaşmasının yasa dışı olmasının ötesinde yeterli kontrolden geçmediği için tehlike arz etmesi."
Rum yetkililer konunun siyasi boyutu nedeniyle en iyi çözümü bulmak için çaba harcıyormuş.
***
Güvensizliğin, iki toplumun yakınlaştırılması çabalarında görüldüğü gibi esas sorunun çözümlenmesinde de başlıca engel olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Adamlar, araçlarımıza bile güvenemiyor.
Kuzeyde yapılan kontrolleri yeterli bulmuyor.
"Kuzey'den güneye her gün geçen yüzlerce araç"la ilgili bir sorunları daha var.
Kıbrıslı Türk sürücüler, yollardaki hız tespit kameralarına yakalanıyormuş.
Buna kuşkum yok!
Hız tutkunluğumuzun vahim sonuçlarına hemen hemen her gün burada tanık oluyoruz zaten.
Ama Rum için sorun bu değil.
Kameralara yakalanan Kıbrıslı Türkleri ceza ödemeye çağıramıyorlarmış.
Polis, "Cezayı nereye göndereceğiz?" diye soruyormuş.
Komşularımızın bunların yanında çok ciddi bir trafik sorunları daha var.
"Trafik Müdürülüğü", Güney Kıbrıs'ın genelinde sürücüler için ölüm tehlikesi arz eden altmış iki yol ve kavşak belirlemiş ve bir liste hazırlamış.
Buna hayret ettim.
Bunca tehlikeye karşın, nasıl oluyor da Güney'de bizim buradaki kadar ölümlü kaza olmuyor.
Belki de oluyordur da bizim haberimiz olmuyor.
Elimizde Rum makamlarınca hazırlanmış bir istatistik yok.
Neyse, konuyu dağıtmayalım, kameralara dönelim.
***
Bizim polisin de Güney'den araçlarıyla bu tarafa geçen Rum sürücülerden şikayeti var.
Meğer onlar da aşırı hız yapmayı seviyor.
Kameralara yakalanıyorlar ve cezayı tahsil edemiyoruz.
Ne var ki, biz bir yolunu bulmuşuz.
Kameralara yakalanan Rumların araçlarının plaka numaralarını bir liste halinde sınır kapılarındaki görevlilere vermişiz.
Listede plakası yazılı araçlarla bu tarafa geçmeleri halinde yakayı ele verecekler.
Rum polisi nedense böyle bir yola başvurmadı.
Başka bir yol arıyorlar.
Halbuki bunun çok kolay bir yolu var.
BM Barış Gücü aracılığıyla iki tarafın polisinin, hayati bir konu olan trafikte olsun işbirliği yapması.
Biz, kameralara yakalanan Rum araçlarının listesini onlara veririz onlar da bize bizimkilerin listesini.
Cezalar toplanır, parayı iki taraf birbirine iletir.
Ama böyle bir şeyi düşünmek bile istemiyorlardır herhalde:
Bakarsınız, bizim yaptığımızı yaparlar, listeyi Metehan sınır kapısındaki görevlilerine verirler.
***
Kim ne derse desin; Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunamadığı sürece, karşı taraf devletimizi tanıması anlamına gelebilecek her girişimden ısrarla kaçınacak.
Bize dost görünen bazı devletlerin bile böyle bir şey yapmasına tahammülleri yok.
Bütün dünyanın "adanın tek yasal devleti" olarak tanıdığı "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne kendi elleriyle toz kondururlar mı hiç?
Yakında hayırlısıya başlarsa, yeni müzakere sürecinde de göreceksiniz, bize karşı en büyük silahları, BM Güvenlik Konseyi'nin 1964'te kendilerine bahşettiği ve 44 yıldır büyük itinayla korudukları bu cumhuriyet olacak.
Her gün bunun sinyallerini alıyoruz zaten.
Bugünlerde, Rum basınının yazdığına göre "teknik komite ve çalışma gruplarının iş üretmeleri için Kıbrıs sorununun sahnesini değiştirme yöntemleri aramaları", Hristofyasın "beşler"den, yani Güvenlik Konseyi üyesi devletlerden "müdahale talep etmeye" hazırlanması boşuna mı?
Ama dedik ya, karamsar olmayacağız; olumlu havayı bozmayalım.
Masaya oturmalarına şunun şurasında ne kaldı ki....
İyimserlikle, umutla bekleyelim bakalım ne olacak.
Nasıl olsa 45 yıldır bekliyoruz.
|