|
Bizim için pek bir anlam ifade etmediğini, yıllardır doğanın canına okuyarak kanıtladığımız bir çevre gününü daha kutladık dün...
İş ola bir takım etkinliklerde bulunduk...
Çevre üzerine bildiriler, mesajlar yayımladık...
Kalıplaşmış ifadelerle doğal çevrenin, yeşilin korunması gerektiğini vurguladık...
Bizi bekleyen tehlikelere dikkat çektik...
Her yıl 5 Haziranda, Dünya Çevre Günü'nde yapıyoruz bunu.
Ve o gün söylediklerimiz o günde kalıyor.
Bir sonraki 5 Hazirana kadar geçen sürede hiç bir şey değişmiyor.
Doğaya zarar vermeyi elbirliğiyle sürdürüyoruz!
Kendi kendini yenileyerek bize doğal nimetlerini sunmasına bile fırsat tanımıyoruz.
Bu yüzden, göstermelik de olsa hiç hakkımız yoktur çevre günlerini kutlamaya.
Görmüyor muyuz?...
Beşparmaklar gülüyor halimize!...
Ne ikiyüzlü insanlarsınız diye!
Kan ağlıyor ayakta kalabilen ağaçlar, can çekişen yeşillikler...
Ne acımasız insanlarsınız diye!
Ben inanmakta gerçekten zorlanıyorum...
Çevreyi alaya alanlara, çok geç de olsa çevre bilincinin yerleşeceğine, çevre katliamına artık bir son verileceğine
inanabilmem için en küçük bir belirti bile göremiyorum.
Gördüğüm tek şey, doğa tahribatından ne kaldıysa geriye onların da üzerine dozerlerin sürüldüğü, acı sonlarına gün saydığıdır!
***
Çevre örgütlerimizin çevre günü dolayısıyla yayımladığı ortak bildiri, ülkemizdeki çevre sorunlarının ne denli korkutucu boyutlarda olduğunu açık seçik ortaya koyuyor.
Ama anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Ne yararı olacak ki.
Devlet ve hükümet yetkililerinden kim çıkıp da çevre günü dolayısıyla bir çift söz söyledi.
Ya ne yaptık?
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı gün dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenledi...
Çocuklara Alagadi plajındaki çöpler toplatıldı...
"Uluslararası Çocuk ve Çocuk Festivali" kortej yürüyüşü yapıldı...
Cumhuriyet Parkı'nda öğrenciler şarkılar, şiirler okudu....
O parkta ki, öteki parklarımız gibi ışıksızlığa, susuzluğa terk edildi...
O parklar ki, bir tanesinde koca bir çam ağacına balta vuruldu, kaktüsleri kökünden kesildi.
İşte bizim çevre anlayışımız...
İşte bizim çevre sorunlarımıza bulduğumuz çözüm.
***
Bugün, şarkılarla türkülerle sokaklarda yürüttüğümüz o çocuklar...
Bugün, okulda çizdiği çevre konulu resimleri eve getirip bize "Bak ne güzel ağaçlar yaptım" diye gösteren minik yavrularımız...
Çok geçmeden soracaklardır bize...
"Dağlarımızı kim oydu öyle? diye.
Ve ne söylersek söyleyelim inanmayacaklar bize...
Büyüdükçe ve çevre katliamlarının bir numaralı sorumlusunun biz olduğumuzu öğrenince de hiç ama hiç affetmeyecekler bizleri.
***
Vay eksik olsun
böyle elektrik!
Bugünkü köşe yazımı dün öğleden sonra evde yazmaya başladım.
Daha üç satır yazmadan elektrikler gitti.
Bir saat bekledim, elektrik gelmedi.
Jeneratör var; bari gideyim gazetede yazayım dedim.
İki kez de gazetede gitti geldi elektrikler.
Ve Maliye Bakanı Sayın Uzun çıkıp elektriğe yeniden zam yapılacağı mesajı veriyor; kurtarmazmış!
Vay eksik olsun böyle elektrik!
Bu kaçıncı zam, hesabını tutan var mı?
Nereye gider toplanan bunca para?
Yeniden sormak istiyoruz:
Herkesten ama HERKESTEN elektrik parası tahsil ediliyor mu?
Yoksa ödemeyenlerin parası da mı halktan çıkarılıyor?
|