|
Kim söylemiş olabilir bu sözleri?
Belli ki bir devlet kurumu yetkilisi...
Aşağıdaki e-mail'den öyle anlaşılıyor.
Bilmeden kimseyi suçlamak, eleştirmek istemiyorum ama acaba diyorum, belediye başkanı ya da çalışma arkadaşlarından biri olabilir mi?
Mağusa Hayvanat Bahçesi'nde gıdasızlıktan ve bakımsızlıktan adeta ölüme terk edilen hayvanları kurtarmak için harekete geçen ve yardım isteyen çevreye duyarlı, hayvan dostu bir avuç insanımıza aynen böyle demiş kimse bu zat....
Gözlerinin içine baka baka.
Demek bu memleketin yığınla sorunu var...
Ve bu sorunlar ortada dururken hayvanlarla uğraşmaya değmez!
Varsın ölsünler!
Alt tarafı hayvan, n'olmuş yani!
Söyler misiniz?...
O zaman oradaki hayvanat bahçesine ne gerek var?
Konuyu gündeme getiren hayvan severlerin söylediği gibi, zamanında kim izin verdi yapılmasına?
Hayvanlarla uğraşamazsak salıverelim sokağa...
Başının çaresine baksınlar!
***
KIBRIS'ın kültür sanat yazarlarından sevgili Bedia Balses, "çevreye duyarlığıma sığınarak" DAÜ'de bir grup öğretim görevlisinin e-mailini ulaştırdı bana...
Aynen aktarıyorum:
"Mağusa Hayvanat Bahçesi ile ilgili bir sıkıntımız var. Bu sıkıntılarımızı dile getirmek, sesimizi duyurmak için sizlere, değerli gazetecilere ihtiyacımız var. Biliyorsunuz KKTC'de benim bildiğim bir tane hayvanat bahçesi var ve içindeki hayvanların, veterinere, gıdaya, bakıma ihtiyacı var.
İlk akla gelen belediye ile görüşmekti. Ancak belediye yardım yapmıyor ve sorumluluğunu da üstlenmiyor.
(Oysa karşısında hayvanlar eriyip gidiyor ve belediyemiz seyirci kalıyor) Neyse; hiçbir devlet dairesi ve bakanlıkla da irtibat kuramadık. Hayvan barınakları ile temasa geçtik ama onların da avukatları var danışacakları. Yani hiç bir şey elde edemedik. KKTC halkından yasaya uygun bir şekilde para yardımı toplansa çok iyi olacak. Ayrıca bir devlet kurumu buranın sorumluluğunu üstlenmeli. Bir kişiden yardım istedik, 'bu memleketin sorunları bitti de maymunlarla mı ilgileneceğiz' dendi. Eee tamam; salalım bu hayvanları sokağa o zaman hoşlarına gidecek mi? Nerelerden izin alınmalı, kim zamanında izin verdi, kime ait bu hayvanat bahçesi?
Yardım ederseniz çok seviniriz."
***
Önce şunu söyleyelim...
Yazımın başlığına aldığım sözler kimin ağzından çıkmışsa talihsiz oldu.
Ülkemizde yığınla sorun olduğu doğru...
Ama bu sorunlarla uğraşırken ortaya çıkabilecek yeni bir takım sıkıntılara, dert etmeye değmez diye kayıtsız kalmak ve bunu açıkça ifade etmek yanlış olsa gerek.
Dahası, hayvanat bahçesi demeye dilimin varmadığı o yerde nasıl olduysa hala yaşayabilen ve ayakta duramayacak hale gelen beş on hayvanın durumu gerçekten içler acısıdır ve sorundan öte toplumsal bir ayıbımız olarak her gün karşımızda sırıtmaktadır.
Gönül arzu ederdi ki, artık oraya bir devlet kurumunun sahip çıkması gerektiği belirtilerek yardımı istenen yetkili, konuya en azından olumlu yaklaşmış olsun.
-Haklısınız; ülkemizin tek hayvanat bahçesinin durumu böyle olmamalıydı. Konuyla yakından ilgileneceğiz, gereğini yapmaya çalışacağız, desin.
***
Mağusa Belediyesi'nin tam karşısında olan hayvanat bahçesini arada bir de olsa herhalde yabancılar da ziyaret ediyordur.
Ve kim bilir oradan ne kötü izlenimlerle ayrılıyorlar.
Belediyenin ya da hükümet yetkililerinin, özellikle çocuklarımıza hayvan sevgisini aşılayabilecek ama unutulmaya yüz tutmuş bu mekânın özele bağlı olduğu mazeretine sığınacağını sanmıyorum.
Belli ki oradaki sorumlu kişi, tek tük ziyaretçilerden aldığı üç beş kuruş giriş ücretiyle hayvanların, düzenli veteriner kontrolü, beslenme ve itinalı bakım gibi gereksinimlerini karşılamakta zorlanıyor.
DAÜ'lü bir grup hocamızın, e-mailinde, "KKTC halkından yasaya uygun bir şekilde para yardımı toplansa çok iyi olacak."şeklindeki önerisine olumlu bakmama, konuya duyarlılığına saygı duymama karşın, halkımızın para yardımıyla soruna köklü bir çözüm bulunamayacağı inancındaydım.
'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünde olduğu gibi, halktan toplanacak para ile hayvanat bahçesi ayakta tutulamaz. O yerin gerçek anlamıyla hayvanat bahçesi olması ve zaman içinde geliştirilmesi isteniyorsa, Mağusa Belediye'sinin sorumluluğuna verilmesi şarttır.
Konuyu, köşemi yeğleyerek gündeme getiren DAÜ'lü hocalarımıza ve yazar arkadaşımız Sevgili Bedia Balses'e, teşekkürler.
|