|
Kıbrıs'ta kalıcı çözüm, kalıcı barış ve dünya ile bütünleşme istencimizi ortaya koyduğumuz referandumdan bu yana dört yılı aşkın zaman geçti.
Bu süre içinde neler olduğu malum...
Ne çözüm oldu, ne kalıcı barış geldi adaya, ne de dünyayla bütünleşebildik.
Peki hala umut var mı?
Yok!
Neden yok?
Çünkü umutlu olmamızı gerektirecek somut bir gelişme göremiyoruz.
Tam aksine, adadaki statükonun değişmeyeceğinin belirtileri var.
Nedir bu belirtiler?
İki tarafın kırmızı çizgileri...
Bunlardan geri adım atılmasının söz konusu olamayacağı taraflarca ikide bir açıkça dile getiriliyor.
O zaman çözümün adı konulmuş neye yarar.
İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek uluslararası kimliği olan bir ortaklık.
Kağıt üzerinde güzel!...
Ama yaşama geçirilebilir mi?
İçi doldurulabilir mi?...
Federasyondan ne anladığı, olmazsa olmazları yüzünden farklı olan tarafların tutumu değişebilir mi?
Bugün itibarıyla olanaksız.
İleride olur mu?
Bir mucize olursa olur!
Gerisi laf!
***
Gerçekçi olalım...
Dünya Kıbrıs için ne diyor?
Sorunun çözülmesi gerektiğini söylüyor.
Bunu da ancak iki toplumun başarabileceğine işaret ediyor.
Kırk beş yıldır aynı nakarat!
Kimse çıkıp da adadaki statükonun nasıl yaratıldığı, nasıl ortadan kaldırılabileceği üzerinde durmuyor...
Yanlışlar üzerine yanlışlar yapılarak sorunun artık içinden çıkılmaz bir hal aldığını görmek istemiyor.
"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin adanın yönetimini Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya yanaşmadığını kabullenemiyor.
Alın İngiltere'yi işte...
Üstelik garantör bir ülke...
Bütün dünya ülkeleri gibi o da, sadece Rumlardan oluşan yönetimi tüm Kıbrıs'ın yasal devleti olarak tanıyor...
Ve bu devletle bir memorandum imzalıyor.
Memorandumun Türk tarafında fırtınalar koparması, Cumhurbaşkanı Talat'ın İngiltere'yi, "tarafların birbirine olan güveninin altını oyduğu" ifadesiyle eleştirmesi neyi değiştirecek?
Büyük umutlar bağlanan müzakere sürecinin sekteye uğraması halinde kim çıkıp da İngiltere'yi ya da Rum tarafını bundan sorumlu tutacak?..
Öyle bir durumda, masadan kaçan taraf olarak suçlanabiliriz de!
İki devlet arasında yapılan "rutin" bir anlaşmayı, "gerçek niyetimizi gizlemek için bahane ettik" diye!
***
Referandumdan bu yana dört yılı aşkın bir zaman geçti...
Dört yıl daha geçse yine bir şey değişmez!...
Ne çözüm olur, ne kalıcı barış gelir adaya!
Çünkü kimsenin gücü yetmez bir değişikliğe!
Meğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ortadan kaldırılmış olsun...
Avrupa Birliği "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin tam üyeliğine son verebilmiş olsun...
Ve Amerika ile İngiltere böyle istemiş olsun...
Olabilir mi böyle şeyler?
Olamaz!
O zaman, Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüme, belirsiz bir süre daha uzaktan bakmayı sürdüreceğiz!...
Bir müzede, çok iyi korunan bir camekanda sergilenen değerli bir vazo gibi!...
O kadar ince camdan yapılmış, o kadar nazenin ki, dokunsanız kırılacak.
|