|
Bu ülkede araba almak parayı sokağa atmaktan başka bir şey değildir!
En pahalısını, en sağlamını alsanız üç beş yıl içinde dökülmeye başlar!
Ne süspansiyon sistemi kalır, ne öteki alt düzeni!
Çünkü arabalar yollarda kullanılmak üzere tasarlanmıştır...
Asfalt yollarda kullanacaksınız...
Asfalt olmasa da düzgün, eğri büğrü olmayan, çukursuz yollarda.
Söyler misiniz?
Ülkemizde doğru dürüst yol var mı?
Başkent Lefkoşa'dan ya da herhangi bir yerleşim biriminden örnek gösterin.
Falanca yol düzgündür, asfaltı güzeldir, tek bir çukura rastlayamazsınız deyin.
Şehirlerarası yolları bırakın, şehir içindeki yollardan söz ediyoruz.
Tek örnek gösterebilir misiniz?
Kanalizasyon çukurunun üzerindeki demir kapağın asfaltın hizasından en az yarım ayak dibe çökmediği ya da
bir boydan bir boya kazıldıktan sonra düzgün bir şekilde yamalanmış bir yol.
Boşuna düşünmeyin, bulamazsınız.
Asfaltı düzgün ve derzsiz bir yol gösterebiliyorsanız o yoldan geçerken bile arabanızın dikiz aynasının titrediğinin farkında değilsiniz demektir.
***
Kaç zamandır okurlarımdan bu konuda şikayetler alıyorum.
Haklı olarak ilgililere veryansın ediyorlar.
Bugün, yarın derken bir türlü yazamadım.
Hoş; yazsanız ne olacak, ne değişecek ama görevimiz bu.
Sorun yeni değil.
Yollarımız yıllardır köstebek yuvasından farksız.
Sayın belediye başkanlarımız da trafiğe çıkıyor ve buna tanık oluyor.
Hani ne yapıldı?
Asfalt yolların tümden gözden geçirilmesi, bakım ve onarımı bir yana kanalizasyon çukurlarına bile
dokunmuyorlar. Şu ya da bu nedenle kazılan bir yolu toprakla bile olsa kapatmıyorlar. Asfaltla kapatacak olsalar üç günde çöküyor.
Bu kadar zor mu bu iş?
Asfalt mı yok?
Çok mu pahalı?
Bir şeyi gerçekten anlayamıyorum.
Yol ortasına yapılan o "beytambal kalsın" kanalizasyon çukurlarının kapakları neden asfaltın düzeyine denk getirilemiyor?
Bu kadar basit bir işi de mi beceremiyoruz?
Yol mühendisliği diye bir meslek olduğunu biliyorum.
Yok mu bizde?
***
Bizim bir de, belediye hizmetlerinin aksamasına da yol açan kangrenleşmiş partizanlık sorunumuz var.
Merkezi yönetimle, muhalefete mensup yerel yönetimlerimiz kavgalı.
Ayrı partilerin belediye başkanları kendi aralarında da birbirlerine zıtlaşıyorlar...
Birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar!
Alın size taze birkaç örnek...
Gönyeli Belediyesi'yle Lefkoşa Türk Belediyesi Dikmen Çöplüğü konusunda söz düellosuna girişti.
İnönü Belediye Başkanı Sayın Hasan Beycanlı da, "devletten alacaklarını temin edemedikleri için çalışanların maaşlarından kesinti yapmak zorunda kaldıklarını söylüyor ve hükümeti İnönü Belediyesi'nde sürdürülen greve tepkisiz kalmakla" suçluyor.
Böyle bir ülkede belediyelerden vatandaşa sağlıklı hizmet vermesi beklenebilir mi?
Birbirleriyle kavga dururken kim ilgilenecek vatandaşın sorunlarıyla.
Kimin umurunda asfaltlardaki çukurlar...
Kime ne, vatandaşın arabası mahvoluyormuş...
O zaman, yollardaki çukurlara düşmemek için manevra yeteneğimizi kullanmaya devam edeceğiz.
Başka çaremiz yok!
***
DÜZELTME
Perşembe günü köşemde yayımlanan, Beşparmaklar'daki yangın felaketiyle ilgili yazıda, yangın tarihi 1994 olarak yazılmıştır. Gazete baskıya verildikten sonra fark ettim. 1995 olarak düzeltir, okurlarımdan özür dilerim. (B.E.)
|