|
Bir an önce kış gelse, bol yağmur yağsa da bu dertten kurtulsak.
İyice ıslanınca belki yanması ya da yakılması olanaksızlaşır.
En azından kışı zehirli hava solumadan geçirmiş oluruz.
Ama nerde?...
Bir türlü boşalmayan kasvetli bulutlar biraz serpintinin ardından dağılıyor.
Dikmen çöplüğünden söz ediyoruz.
Lefkoşa'nın kabusu oldu...
Başkentlilere rahat yok.
Bir yandan haşereler diğer yandan çöplükten yayılan zehirli gazlar.
Çöplük değil sanki barut deposu!...
İkide bir alevleniyor...
Bu gidişle orada sürekli olarak bir itfaiye ekibi bulundurmamız gerekecek galiba!
Başka çaresi var mı?
***
Dün bölgeden yine kara dumanlar yükseldi.
Batıdan esen rüzgarla Beşparmaklar'ın üzerine boydan boya kara bir örtü sardı.
Önce, Allah korusun orman yangını sandık.
Bir de ne görelim çöp tepeleri alev alev.
Derken, oradaki çöp ayrıştırma tesisi de tutuştu.
Tesisisin bir bölümü yandı.
Kim yaktı, nasıl yandı bilen yok!
Üç beş saatten sonra dumanlar dağıldı, kötü kokusu kaldı.
Ve başkentliler gece boyunca zehirli gaz karışmış hava soludu.
Bugün ne olur bilinmez...
Bir yanardağ gibi her an yeniden patlayabilir!
***
Birilerinin çıkıp da, başkent halkının başındaki bu belanın nasıl savılacağına dair bir çift laf ettiğini hiç duydunuz mu?...
Ne düşünüyorlar acaba?...
Ne yapmayı tasarlıyorlar?...
Bilen yok.
Belli ki bu sorun karşısında da çaresiz kalmışız!
Böyle olunca da Lefkoşalıların, "Bu da kaderimiz oldu, ne yapalım katlanacağız" demekten başka yapacağı bir şey kalmıyor.
***
İyi ki bizim buralara turist uğramıyor!
Yoksa geldiğine geleceğine bin pişman olurdu.
Bir de kalkıp, yabancı dillerde de yazılmış kocaman renkli afişlerde Kıbrıs'ın kuzeyinden "Akdeniz'de bir cennet" diye söz ediyoruz.
Anlaşılmayan bir nokta var.
Tanrı aşkına, nedir zorluk?
Şu kahrolası çöplüğün ikide bir yanmasını ya da yakılmasını önleyebilecek bir çare yok mu?
Tek çare, her Allah'ın günü itfaiyeyi seferber etmek mi?
Bir çöplüğü bile ıslah edemiyorsak hangi yüzle büyük işlerden, reformlardan söz ediyoruz?
Yine boşuna yazıyoruz, bütün bunları...
Böyle gelmiş, böyle gider.
|