Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
İngiltere donuyor [1]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]



Kıbrıs, barış, çözüm diye diye...

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Kasım 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Önümde 37 yıl öncesinin Bozkurt gazetesi var.

Tarihi 19 Mart 1971, Cuma.

Ön sayfada belki de benim yazdığım kısa bir haber var.

"Topulmlararası görüşmeler 29 Mart'a ertelendi" başlıklı haberin içeriği şöyle:

"Kıbrıs sorununa barışçı bir hal çaresi bulunması için Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş ile Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Kliridis arasında sürdürülmekte olan toplumlararası görüşmelerin önümüzdeki pazartesi günü yapılacak toplantısı ertelendi.

Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Kliridis tarafından gelen erteleme isteğine Türk tarafı olumlu cevap vermiştir.

Erteleme nedeni olarak Başpiskopos Makarios'un Kenya'da bulunacağı ve Kliridis'in kendisine vekalet etmesi gereği gösterilmiştir.

Rauf Denktaş ve Glafkos Klirdis arasında varılan anlaşmaya göre, toplumlararası görüşmeler 29 Mart Pazartesi gününe ertelenmiştir."

 

                                                                   ***

Aradan neredeyse 38 yıla yakın zaman geçti.

Ne değişti?

Hiç bir şey!

Tabii Türk Cemaat Meclisi'nin yerini geçen zaman içinde sırasıyle Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi, Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi, Kıbrıs Türk Federe Devleti ve nihayet Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin almasını, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da görevini Mehmet Ali Talat'a bırakmasını saymazsak.

38 yıl, hatta daha da öncesinde Rum yönetimi bütün dünyaca "Kıbrıs Cumhuriyeti", biz de Kıbrıs Türk Toplumu olarak tanınıyorduk, bugün de öyle.

Ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni hala Türkiye dışında hiç bir ülke tanımıyor ve tanınacağına dair en küçük bir belirti yok.

Defalarca yazdım; Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün tek nedeni bu. Başka neden aramaya gerek yok. Her şey apaçık ortada...

16 Ağutos 1960'ta kurulan ortaklık cumhuriyeti, 21 Aralık 1963'te dağıldı ve BM Güvenlik Konseyi'nin üç ay sonra 4 Mart 1964'te aldığı 186 sayılı o meşum kararıyla "Kıbrıs Cumhuriyeti", Kıbrıslı Türklerin ortaklıktan dışlanmasına karşın Rum toplumuna altın tepsi içinde ikram edildi.

1963 Aralığında başlayan sorun üç ay gibi kısa bir süre içinde 1964 Martında çözüldü!

"Kıbrıs Cumhuriyeti" 1960'ta vardı, bugün de var. Üstelik Avrupa Birliği'nin tam üyesi ve  Türkiye'nin birliğe üyelik sürecinin önünde başlıca engel...

Gerisi laf!

                                                                          ***

Şimdi sadede gelelim...

Bilinen bu acı gerçekleri niye tekrarladım?

Cumhurbaşkanı Talat'la Rum yönetimi başkanı Hristofyas arasında başlayan ve sonucundan umutlu olabilmek için, iki liderin barış ve çözüm yanlısı olarak görülmesinin dışında hiç bir neden  bulunmayan yeni müzakere sürecinde şimdiye kadar arpa boyu yol alınamadı.

İstemimizin aksine herhangi bir takvime bağlanmayarak zamana bırakılan müzakerelerin geçmiş görüşme süreçlerinden tek farkı, liderlerin karşılaştıkları zorluklara, engellere karşın masada kalmaları.

İki lider bunun için mücadele veriyor. Zorlu bir maratondaymışlar gibi. Bakalım kim pes edecek. Hristofyas, Talat'a göre daha rahat. Çünkü masadan kaçmakla kaybedeceği bir şey yok. "Kıbrıs Cumhuriyeti" elden gidecek diye bir endişe duymuyor. Ama Talat için iş değişiyor. Masadan kaçmak demek, dünya kamuoyu önünde geçmişte olduğu gibi "uzlaşmaz taraf" olarak suçlanmak demektir. Çıkmazın sorumlusu olarak ne yazık ki hep Türk tarafı gösteriliyor. Çünkü karşı tarafın "Kıbrıs Cumhuriyeti" diye, kimsenin bugüne kadar delemediği koruyucu bir zırhı var! 

 

                                                                               ***

Peki bir kez daha uzlaşmazlıkla suçlansak ne olacak?

Aslında bizim de herhangi bir kaybımız olmayacak! Islanmışın yağmurdan pervası yok. Kaybedeceğimizi kaybettik zaten. Nerde kalmıştık diyerek, bizi nereye çıkaracağı belirsiz yolumuza devam edeceğiz!

Ne yapacağımızı bilemediğimiz bu noktaya öyle geldik zaten.

Şimdi merak edilen şu:

Talat'la Hristofyas arasındaki görüşmeler yeni yıla, hatta bakarsanız 2010'a da sarkabilir.

Ve bir yerde ipler kopacak.

O zaman ne yapacağız?

İşte bu sorunun yanıtını kimse veremiyor.

Ne olacağını görmek için beklemekten başka çaremiz yok!

Ama bu halk bir kez daha hüsrana uğrarsa, artık kim isterse olsun, çıkıp da barıştan, çözümden söz etmeye yüzü olmayacak!.

Bu halk öyle bir hale geldi ki, artık "Kıbrıs" sözcüğünden nefret eder oldu.

Kıbrıs, barış, çözüm diye diye yıllardır avutulan, uyutulan insanlarımız "yetti artık" diye feryat ediyor ve tek bir şey  istiyor:

Hak ettiği, layık olduğu insanca bir yaşam... Yüreğini hoş tutabileceği, stressiz, huzur içinde bir yaşam... 

Günümüzde bundan söz etmek mümkün değil ne yazık ki! 

   528 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık?
08 Ocak 2009, Perşembe   Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri" konuştuk
07 Ocak 2009, Çarşamba   Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?
06 Ocak 2009, Salı   Görülmemiş rezalet on altıncı gününde
04 Ocak 2009, Pazar   "Alooov! Rauf, sizin o köpeği bulduk..."
03 Ocak 2009, Cumartesi   2009'da da olmazsa 2010 var, 2011 var!
02 Ocak 2009, Cuma   "Elektrikte yeni bir indirim" masalı!
31 Aralık 2008, Çarşamba   Güle güle 2008... Seni çok arayacağız!
30 Aralık 2008, Salı   Rezaletin böylesi görülmedi
28 Aralık 2008, Pazar   Nerde çocukluğumuzun oyuncakları, oyunları...


Yorum Sayısı:   1
  Oznur Ermetal Modro         - Chicago+ Lefkosa +Iskele 13 Kasım 2008, Perşembe 12:57 
Sevgili Eminoglu,

100 yil gecse degismeyecek bir sey....bunu anlama ve de kabullenme buyuklugunu gosterebilmek yuceliktir! Liderlerimiz KKTCyi azicik dusunuyorlarsa ulkemize sahip cikmali, onu ne pahasina olursa olsun ayakta tutmak icin gonulden kendilerini adayarak bunu kanitlamalilar..
Yoksa yeterince yalvarmadik kucuk dusmedik mi.... Sehitlerimizin doktugu kanlara yazik valla..


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital