|
Abartıyorsam, birileri çıkıp da aksini söylesin...
"Bu kadar karamsar olmayın... Yaşadıklarımız olağandır; ülkede güzel şeyler de oluyor, göz ardı etmeyin" desin.
Aynen yayımlarım bu köşede.
Var mı öyle birileri?
Bir eli yağda öteki eli balda yaşayanlardan, çıkarcılardan, ülkenin toz duman halinden yararlanmanın yolunu bularak ceplerini dolduranlardan başka.
Toplum olarak içinde bulunduğumuz durumdan daha kötüsü ne olabilir ki?...
İnsanlarımızı mutlu edebilecek, ileriye güvenle bakmalarını sağlayacak ne kaldı ki bu ülkede?
Her geçen gün daha da büyüyen ve genç yaşlı, kadın erkek toplumun tüm bireylerini sarmalına alan kocaman sorunlar yumağından başka.
Yaşama sevincimiz kalmadı...
Hasta ettiler bizi... Toplumsal bir travma geçiriyoruz...
Öz değerlerimizi de yitiriyoruz...
Her geçen gün eriyoruz, tükeniyoruz!
***
Kahrolası Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan, geleceğimizin belirsizliğini es geçelim...
Ve gelin üzerinde yaşadığımız şu küçücük toprak parçasında neler olup bittiğine kısaca bir daha göz atalım.
Bu satırları evde yazarken, dışarıdan, araçların tam gaz verilmiş motorlarının gürültüleri ve bunu izleyen fren sesleri geliyor kulağıma.
Trafikte ölüme koşmayı pervasızca sürdürüyoruz....
Stresten, gerginlikten ne yaptığımızı bilemez hale geldik....
Kanser, kalp ve damar hastalıkları hiç olmadığı kadar artışta...
Art arda ani ölümler oluyor. Genç yaşlarda kalp krizinden, beyin kanamasından yaşamını yitiriyor insanlarımız...
Adam ava gidiyor geri dönmüyor. Hiç bir makam ilgilenmeyince ailesi gece vakti dağ bayır onu aramaya çıkıyor ve cansız bedenini buluyor...
Doğum yapan genç kadınlar, bebeklerini daha kucağına almadan, kokusunu duymadan veda ediyor yaşama.... Esrarengiz ölümler oluyor. Sağlık servislerimiz, hastanelerimiz, kliniklerimiz hala yetersiz...
Hırsızlar, soyguncular, röntgenciler, küçük kız çocuklarına cinsel tacizde bulunan sapıklar kol geziyor ortalıkta...
Ülke tam bir uyuşturucu batağına dönüşmüş...
Ekonomi diye bir şey kalmamış, çek yasaklarına girenin haddi hesabı yok. Birçok iş yeri iflasın eşiğinde. Borçlu insanlarımız yasal olmayan faizlerin kıskacında eziliyor...
Bütün sektörler zorda... Turizm diye bir şey kalmamış. Londra'da açılan dev turizm fuarına katılan ülkemizin standında turimzcilerimiz sinek avlıyor....
Çarşı pazarda her şey ateş pahası... Zam üstüne zamlarla soyuluyor vatandaş.
Ve yöneticilerimiz oturdukları koltuklardan sadece seyrediyor bütün bu olup bitenleri.
Dahası, paketlerden söz ediyorlar. "Ya bizim paket, ya Türkiye'den paket" diyorlar.
***
Bir kriz lafıdır tutturdular gidiyorlar... Global kriz bir gün gelip ortadan kalkacak ama bizde hiç bitmeyecek anlaşılan!
Dünyada petrol fiyatları yerlerde sürünüyor, bizimkiler işlerine gelmediği için görmezden geliyor. Halkın belini büken, isyan ettiren elektrik ya da akaryakıt fiyatlarında hala bir indirim yapmadılar. Yetmedi, "petrol fiyatları arttı" diye tüp gaza da okkalı bir zam geldi. 10 kiloluk ev tipi tüp gazın fiyatı 30 YTL oldu. 29.50 falan değil; kolay iş, durup hesap kitap mı yapacaklar, yüzde 23 zamla yuvarlamışlar fiyatı.
Hükümetimizin bir enerji politikası da yok. Akaryakıt gibi tüp gaz fiyatlarını da serbest bırakmışlar. Vatandaşı bu çağda, elektriği olduğu gibi tüp gazı da gıdım gıdım kullanmaya mahkum etmişler. Elektrik kesintilerinde artık tüp gazla aydınlatmaya da paydos. Kış kıyamet, bir mum yakıp oturacak millet!
Memur ve emeklilerin maaşlarına bu ay sonu 3.9'luk artış yapılacakmış.
Doğru değil! Tamamen göz boyama. Verilecek olan maaş artışı değil, hükümetin kendisinin açıkladığı ve gerçek rakamları yansıtmayan hayat pahalılığı ödeneğidir. Sadece elektriğe yapılan zamları bile karşılamaz o miktar ama, asgari ücretliler, özel sektör çalışanlarının çoğu ne yazık ki onu da bulamıyor.
Özet:
Bahtımızdır, ah vah ederek katlanacağız! Başka çaremiz yok!
Aslında suçumuz büyük; hak ettik bu ağır cezayı!...
Palavradan başka bir şey olmayan bol keseden vaatlerine kanarak işbaşına getirmek istediklerimizin, koltuklarına ısındıktan sonra, gidecek olanları aratacağını her seçimde unutuyoruz.
|