Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Genç kız sebep oldu 6 erkek darp etti"
Umut ve inançla başlıyorlar
Sahte doktora 5 ay hapislik
Kırmızı çizgiler ortaya kondu
"Hastalara yeterli ilgi gösterilmiyor"
Cumhurbaşkanı Talat bugün, Soyer ve Ertuğruloğlu yarın KIBRIS TV'de
Görüşme bir başlangıç, geliştirmek hepimizin görevi
Tuğçe'den havalandıran pozlar
Kıbrıs'ta barış var, ihtiyacımız çözümdür
KIBRIS TV, görüşmeleri canlı verdi
MTG ve Çetinkaya tam gaz
Sveta Eremen'in yükselişi
Dagi markası Girne'de
Bağcıl'dan Paluze Gecesi
Kaymaklı'da Ankara havası
4 yıl aradan sonra kapsamlı müzakereler yeniden

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ayrımcılıkta yeni bir tür!

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ne yazık ki, 'modern' zamanlarda yaşamamıza rağmen, günümüzde hala daha dine, dile, ırka, cinsiyete ve hatta sağlığa dayalı olarak ayrımcılık sürmektedir. Eşit hakların, hemen hemen her ülkede kağıt üzerinde altın harflerle (!) yasalara işlenmiş olmasına rağmen, gelin görün ki ayrımcılık hala daha var olmaktadır. Din farkları, politik görüşteki farklılıklar hala savaşlara neden olurken, insan hakları da hala daha bazı ülkelerde hiçe sayılmaktadır. İnsanoğlu her alanda pek çok yol kat etmiş olsa da, konu ayrımcılık olunca, bazen öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki sanki de bir adım bile ileriye gitmemişiz gibi görünüyor. Geçmişten beri var olan ayrımcılıklara karşı, şüphesiz ki, sürekli hazırlıklı olmalıyız ancak çağın doğurduğu yeni ayrımcılıkları da erkenden teşhis edebilmeli ve onlara karşı gerekli önlemleri de alabilmeliyiz.

Yeni nesil 'ayrımcılığa' bir örnek genetik dünyasından gelmiştir. Genetik bilimindeki gelişmeler, 21'ci yüzyıla yeni bir ayrımcılık kavramını doğurmuş ve çoğu ülkelerde tartışmalara ve bu tartışmalar neticesinde yeni yasaların oluşturulmasına neden olmuştur. 'Genetik ayrımcılık' her ülkede gözden geçirilmesi ve acilen önlem alınması gereken önemli bir konudur.

Peki 'genetik ayrımcılık' derken

tam olarak neyi kastediyoruz?

'Genetik ayrımcılık' kulağa, sanki de bir bilim kurgu filminden çıkmış bir deyim gibi geliyor. Bugün, genlerin bizi programladığını biliyoruz. Bazen genlerde meydana gelen hatalar genetik hastalıkların/durumların ortaya çıkmasına neden olabiliyor; bazense bazı hatalar bizi genetik hastalıklara yatkın kılıyor. Biliyoruz ki bugün genetik gelişmeler sayesinde genetik durumumuzla ilgili bilgi almak oldukça kolaylaşmıştır.

Günümüzde kalıtsal çoğu hastalık için genetik testler geliştirilmiştir. Bazı genetik testler bir hastanın klinik teşhisini doğrularken, bazı genetik testler de hasta olmayan ancak ailevi hikayesinden dolayı genetik hastalık riski olan bir aile bireyinin genetik yatkınlığını belirleyebiliyor.

Bir genetik testini yaptırma kararı çok özel ve kişisel bir karardır. Tamamıyla hastanın (ve de ailesinin) artıları ve eksileri tartması sonucunda varacağı bir karardır. Dolayısıyla bu testin sonucu da (negatif veya pozitif) özel bir bilgidir.

Örneğin; genetik testi yaptırarak, önceden bir genetik hastalığa yatkınlığı olup olmadığını öğrenmek, bir kişi için avantajlar veya seçenekler doğurmalıdır. Yani, belki sizi riske sokan çevresel faktörleri kontrol altına alacaksınız, ya da erken teşhis için sağlık kontrollerinizi artıracaksınız, belki ailevi planlarınızı değişeceksiniz yada finansal açıdan geleceğinizi garantiye almak için kararlar vereceksiniz...

Genetik testi yaptıran veya yaptırmayı düşünen çoğu insan, bilgili biri tarafından uyarılmadığı sürece, ilerde 'genetik ayrımcılığa' maruz kalabileceğini asla hayal edemez. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde 'genetik ayrımcılık' yaşanan bazı hukuki davalardan dolayı büyük yankılar yaratmıştır. Amerika'da bazı eyaletlerde Sigorta firmaları, müşterilerinin genetik ve ailevi bilgilerine dayalı olarak ödeyecekleri primleri belirleme hakkına sahip olmaktadır. Yani, sağlıklı olan ama genetik bir hastalığa genetik yatkınlığı olduğu bilinen bir kişi, ya da ailesinde genetik hastalıktan etkilenen bir akrabası olan bir kişi daha yüksek miktarda bir prim ödemek zorunda olabiliyor. İşte 'genetik ayrımcılık' dediğimiz bu! 'Fırsatlar ülkesi' Amerika'da bazı eyaletler bir şekilde konu sağlık sigortasına gelince 'kişileri koruma yasaları' oluşturmaya başlamışsa da henüz problem kökten çözülmemiştir.

'Genetik ayrımcılık' sadece sigorta firmalarıyla alakalı değil. Örneğin iş yerinizde bile genetik yapınızdan dolayı ayrımcılığa maruz kalabiliyorsunuz. Eğer işvereninizin tıbbi ve genetik bilgilerinizi elde edebilme hakkı var ise, 'riskli' işçi sayılabilir ve bazı haklarınızı kaybedebilirsiniz.

'Genetik ayrımcılık' ülkemizde de araştırılması ya da gündeme getirilmesi önemli olan bir konudur. Akdenizliler olarak Talesemi gibi bir kalıtsal hastalığa taşıyıcı olma riskimiz var! Şu anda ya da ileride toplum olarak ya da bireysel olarak ne çeşit genetik ayrımcılıklara karşı riskteyiz?

Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sevgi dolu günler sizlerin olsun.

   1852 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve yeni yeni sorulan sorular!
18 Ağustos 2008, Pazartesi   Doğa'nın gizemi...
16 Temmuz 2008, Çarşamba   Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyolojik bir sigorta mı?
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?


Yorum Sayısı:   12
  burak         - lşa 23 Temmuz 2007, Pazartesi 10:35 
öncelikle tatilde olduğum için tartışmaya katılamadım. türem yazıların çok iyi ve tartışılıyor, arada sende katıl ve cevap ver yorumlara. sayın mahmut hersey mümkündür. benim sigorta şirketim olsa öyle yapardım gelecekte ve sayın mustafa bey bilgi noksanlığınızı giderin, sol ile bir ilgisi yok söylediklerimin. devrimci değil, evrime inanırım. istersen doğadaki türlerin nasıl barış içinde yaşadığını www.bugday.org'den "türler arasındaki barışcıl yaşam"yazısını indirip, okuyarak öğrenebilirsiniz..
  ethem tansel         - londra 22 Temmuz 2007, Pazar 20:07 
oncelikle kosenizdeki resme hastayim yazilarniza hayranim
  mahmut cerkez ergoren         - leicester 22 Temmuz 2007, Pazar 02:17 
keremcim, evet bak simdi benden sigorta sirketleri fazla para isteyecekler bak bunu dusunmedim kendimi desife ederken, evet aslinda biz bu isin belkide sigorta durumunu dusunemiyoruz ama haklisin... tabii canim turem hanimi bende kutlarim.. en azindan birileri kibrisda birseyler yapior halki genetik konusunda bilgilendiriyor... ve bizde yorum yapiyoruz... :)
  Kerem Terali         - Londra 21 Temmuz 2007, Cumartesi 01:27 
Sevgili arkadasim Mahmut, kendini desifre etmis olsan da sitma ornegine bayildim :) Bunu dusunmemistim.
Yalniz senin gibi basarili insan genetikcileri de saglik siortasi hazirlayacak bir sigortaci ya da isci aliminda bulunacak bir isveren gibi dusunemeyebilir zira isiniz (isimiz) bu degil.
Asirisi paranoyaya giriyor olsa da, insan genetik kodunun kotuye kullanilmasi ihtimali hep var olacak.
Turem hanim, bunun sosyal bir yonunu yazisinda aktarmis. O'nu da kutluyorum.
Saygilar...

NB. E you are more than welcome yani :)
  mahmut cerkez ergoren         - leicester 20 Temmuz 2007, Cuma 03:39 
sevgili kerem, tasiyiclar hakkinda butun dediklerine katiliyorum benim solemeye calistigim talasemi hastalariydi, ama kibrisda boyle bir ihtimal tasiyicilar icinde zor geliyor her nekadar soylemlerinde hakliysan ama benim gibi tasiyicilarinda pozitif yonlerimizide unutma ornegin malariaya (sitma) ya direncimiz gibi ... :) bu da acaba sigortalama sirasinda goz onunde bulundurulursa belkide daha da karli oluruz. :) tabiki saka yapiyorum ama goz onunde bulundurulmasi gereken bir konu eger talasemi tasiyicilarindan soz edersek ve kibris'ta nufusun %75 inden fazla tasiyici varsa degil mi? ...
ps: bir ingiltere'de bulusamadik ha...
  Kerem Terali         - Londra 18 Temmuz 2007, Çarşamba 21:58 
Gercekte hepimiz en az yarim duzine kadar, bizi bir takim hastaliklar karsisinda risk grubuna sokan genetik mutasyonlar tasiyoruz. Bu durum, gelecekte illa ki hastalanacagiz anlamina gelmiyor olsa da bizim tasidigimiz mutasyona sahip olmayan insanlarla karsilastirildigimiz zaman hastalik gelistirme olasiligimiz daha yuksektir. Insan genomu ile ilgili bilgi birikimimiz arttikca, daha fazla kisi hastalik yapici mutasyonlar bakimindan 'tasiyici' olarak gorulecektir. Bu da demek oluyor ki aslinda butun insanlar saglik sigortalarindaki genetik ayrimciligin potansiyel kurbanlaridir.

Beta-talasemi tasiyiciligi, yani Kibris'ta en sik gorulen talasemi turu, beta-globin genlerinden birinde meydana gelen bir mutasyonun sonucu olup hastada hafif anemiye (kansizlik) yol acar. Yani, beta-talasemi tasiyicilari ileride talasemi hastalari gibi surekli kan almaya ihtiyac duymasalar bile halsizlik vb anemiye bagli semptomlar gosterebilirler ki bu da saglik sigortasi yaptirirken onlerine bir sorun olarak sunulabilir.
  mahmut cerkez ergoren         - leicester 16 Temmuz 2007, Pazartesi 22:14 
sevgili ayse hanim, aslinda bu yorumu yazarken cok dusundum anlasilabilrimiyim diye ama sanirim ayni seyi konusup anlasilmak istenmedim, huntington yada parkinson hastaliklari derseniz size katilirim ama talasemi hastaliginda sonradan olabilme gibi bir riskiniz yok yani ben bugun saglamim, saglam dogum yarin talasemi hastasi olacak diye birsey soz konusu degil. Ama huntington hastaligi DNA daki CAG tekrarlarli sekanslarin uzunluguna baglidir gen icinde.ve bu tekrarlar uzunligi artikca hastaliga yakalanma riskiniz artar. yapilan testlerle kisinin ileriki yaslarinda bu hastaligi tasima riski olup olmadigi bulunabilir boyle bir durum sozkonusu oldugunda o kisiye genetik ayrimcilik denilen yani ise girerken sigortalama ve ya herneyse yapilabilir. Tabiki bunun ne yapilmasinin dogru olup olmadigi tartisilir. Ama talasemi de bu durum boyle degildir kisi dogmadan once tanisi yapilabilir o yuzdne turem hanimin yazisinda bu ornegin yanlis oldugunu hala dusunuyorum. Evet herkes talasemiyi biliyor ama ornek yanlis ve insanlari bosyere telaslandirmamak gerekir zannimca.
  Ayse         - Lefkosa 16 Temmuz 2007, Pazartesi 21:14 
Bence Turem Hanim Talesemiyi insanlarimizin bildigi bir genetik hastalik oldugu icin ornek olarak gosterdi yani sizin yorumladiginiz gibi akil karistirma olarak gormuyorum ben. Hic bir zaman bu senaryo bizde gerceklesemez diye dusunmemek lazim bence. Nurolojik bir hastalik olan Huntignton Hastaligini ele alalim. O hastaliga neden olan gen hatasina tasiyici olan birinin henuz daha hasta olmamisken ayrimciliga ugrama ihtimali var. Sigrota acisindan da is acisindanda. Yani siz kosenin ana fikrinden biraz saptiniz bence. Talesemi orada sadece ornek olarak kullanildi. Kosenizi zevkle okuyorum ve basarilarinizin devamini dilerim.
  mustafa         - gazimagosa 16 Temmuz 2007, Pazartesi 03:50 
yani bardon be burak
arada bi yazdığını dön da oku
ayrımcılığı "sermayenin" suçu yaptın ya :) ayrımcılığı doğaya aykırı yaptın ya :)
doğada her zaman güçlü olan kazanır farkında değilsin. güçlü olan genlerini sürdürür zayıf olan elenir.
e tabi bu senin suçun değil bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak normal'dir malesef bu ülkede.
annadığım solcu geçinmeye çalışın ama daha ne darvin den nede doğal seçilimden haberin yok
  mahmut cerkez ergoren         - leicester 15 Temmuz 2007, Pazar 23:51 
sayin burak bey, ayrimciliga sanirim herkes karsi ama bunu onlemek imkansiz, ama bizimde bunun icin birseyler yapmamiz lazim, Kibris'a gelince ben size kesinlikle katilmiyorum, cunku ilk yorumumda da dedidigm gibi halkin %75 inden fazlasi talasemi tasiyicis ve ayrica ulkemizde 1985 yilindan beridir dogum oncesi erken tani yapiliyor. Ve 100% basariyla calisiyor hatta turkiyedeki istadistiklerde ianilmasi guc ama Kibrisdaki Talasemi Merkezi en basarili dogum oncesi erken tani merkezi oldugunu gosteriyor ama sadece talasemi alanindan bahsediyorum ve emin olmamakla birlikte 1985 yilindan beridir ulkemizde talasemi hastasi bebek dunyaya gelmemistir. O yuzden Kibrisda boyle bir sigortalama olayinin yapilacagina dusunmuyorum, ki zaten ada populasyonu olan ulkelerde yani nufusun az oldugu ulkelerede boyle uygulanmalar yasanmaz gibi geliyor biraz pozitif dusunmekte fayda var. Yani genetik ayrimcilk yapan ulkeler Ingıltere ve Amerika.
  burak         - lşa 15 Temmuz 2007, Pazar 20:17 
yazı dilin gayet akıcı ve anlaşılır, ve verdiğin bilgiler doyurucu.ben tatmin oluyorum kendimce. sigorta konusunda haklısın.sermayenin olduğu her yerde ayrımcılık insan için geçerlidir.kazanılmış haklarımızı geri alma sürecine yani kaybetme sürecine girdiğimiz bu dönemde hersey alınır satılır bir metaya dönüşmüştür. Eğitim,su,toprak,tohum ve sağlık en temel insani ihtiyaçlardan ve dünya mirası olmasına rağmen, para ile ölçülen bir değere dönüştürülmüştür. Hastalık Risk taşıyan bir unsurdur ve sermayenin risklere tahammülü yoktur.Bu yüzden hastalık derecesine göre ayrımcılık mümkündür. Bu durum insan etiği açısından ahlaksızlıktır ve parası olmayanın yaşayamayacağı bir düzen sunmaktadır.Bu kabul edilemez ve doğadakie şitliğe aykırıdır.Sayın Çerkez verdiğini bilgilerin güvenirliğini tartışmıyorum ama ayrımcılık her yerde vardır ve birgün thalassemialıların hayat sigortası için daha yüksek bir ücret ödediği Kıbrıs uzak değildir. Dünya da olduğu gibi buradada halkın olan hersey satılıyor.sağlığı bile...
türem yazzılarını dikkat ve merakla okuyorum.durma, devam et...
  Mahmut Cerkez Ergoren         - Leicester 14 Temmuz 2007, Cumartesi 03:37 
insan genom projesi genetik hastaliklarin temelini ve nedenlerini ogrenmemize bir olcude yardimci olmustur ama bilindigi gibi kompleks hastaliklarin suan da bile hala tanisini koyamiyouz.
Bu yuzden The international HapMap projesi gelistirildi. Bu projede 4 farkli populasyona bakarak insan genomunda meydana gelen SNP denilen tek baz degisikliklerinin analizini tamamlamaktir. Bu da kompleks hastaliklarin analizlerinde buyuk yardim saglayacaktir. Ama dediginiz gibi genetik ayrımcılıgı ne olcude artıracak onu bilemeyiz. Bu tarz projeler buyk zamanlar aliyorlar 2002 de baslanan HapMap project daha tamamlanmadi ornegin. Yalniz bugun bilgim dahilinde insanlar butun genomlarini analiz etmek bu kadar kolay degil yani bunu bir biyokimya tahlil makinesi gibi algilamak yanlis olur diye dusunuyorum ki hala genomumuzda islemi bilinmeyen bolgeler ve ozellikler tekrarli bolgeler varken bu yapilan sigorta olayininda yanlisligini savunuyorum. Evet genetik teslerle onemli hastaliklara sebebiyet veren belli basli genlere bakilabiliyor,bu bakılan genlerin sadece insan sagligi acisindan onemi olmasi lazimdir, genetik ayrımcılıgın bu kadar hassas bir konudaisleme koymak yanlis oldugunu dusunuyorum. Yazinizdada deyindiginiz gibi hatta bununla ilgili sinema filmleri de yapiliyor. Yani biz bu sekanslarin analizlerini yaparken insan nesline ne gibi bir katki koyabileriz diye dusunuyoruz. Tabiki kotuye kullanmak insan oglunun elinde. Bilindigi gibi bugun 1 dolara butun insan neslini bir anda yok edebilecek bir virus bile uretilebilir. Ulkemize gelince, kibris adasi karisik bir sekans yapisina sahip oldugunu dusunuyorum ama bildigim kadariyla sadece talasemi hastaligi yonunde bir arastirma dısında baska bir calisma yapılmamıstır, buda tarihler boyunca adada yasayan uygarliklardan kaynaklaniyor. Ama biz bir akdeniz populasyonu oldugumuz icin ve ada oldugumuz icin bazi talasemi hastaligina neden olacak mutasyonlar buyuk oranlarda bulunuyor. Ama talasemi hastaligi genini tasiyan bireylerin herhangi bir ayrımcılıkla soz konusu olduguna inanmiyorum hatta sitma mikrobuna karsi direncli oluyoruz, oluyoruz dedim cunku bende talasemi tasiyiciyim cunku ulke nufusumuzun %75 veya daha fazlasi talasemi tasiyıcısı ve talasemi tasıyıcısı bireyler cok onemli bir saglik problemiyle karsilasmiyorlar. Lutfen bu konulara deginirken ulkemiz insanini ve kafalarinda olabilecek kuskulari ve soru isaretlerini yok etmeniz gerekiyor daha fazla kafa karistirmamak lazim. Amerika uygulanan prosedur ise en basitinden, 28 yasinda işe basvuran bir adamin onemli bir pozisyona gecmesi 15 yil aliyor ve bu surede sirketin ve adaminda sirkete buyuk katkilar oluyor. Eger adam 40 yasinda kalp krizi riski yuksek degerdeyse sirket adami tercih etmiyor. Tabiki bu uygulama yanlis bunun yerine sirket adama genetik testten sonra nutrigenomics test yapabilir ve ona gore beslenme hayatina devam edebilir ve kontrolleri saglanabilir. İste bu olay boyle cozulebilir ancak yine genetik karmasalik genetik bilminin diger yan dallariyla cozulebilir diye dusunuyorum. Ama boyle bir uygulama talesemi tasiyicilari icin soz konusu olamaz sadece talesemi tasiyicilari bol bol demirce zengin yiyecekler yiyebilirler Cunku talesemi hastaligi alyuvarlarda hemoglobin denilen bir molekulun oksijen tasiyamamasina sebep oluyor. Bu molekul demir iceren bir molekuldur, bizde demir saglayan yiyecekler yersek bunu dısardan karsılamış oluruz ve tabii evlenirkende esimizle genetik test yaptirmamiz lazim ki bu zaten ulkemizde zorunludur.Lutfen ben bir okuyucu olarak yazinizi okurken biraz kafam karisti halkin yanlis anlamamasi icin ufak bir iki sey eklemek istedim. Yazilarinizi buyuk bir ilgiyle takip ediyorum ama bir insan genetikcisi olarak bir iki seyi ekleyip duzeltmek istedim. Ve son olarka geentik ayrımcılıga bende karsiyim.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2028 1.2112
1 STERLİN 2.1303 2.1461
1 EURO 1.7340 1.7462



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

STATÜKONUN YIKILDIĞININ İLANI

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Köstek olunmasın yeter...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

İlk günün mesajları ve 'örtülü istekle...

Ahmet Tolgay

Cumhurbaşkanımıza açık mektup...

Bilbay Eminoğlu

Duydunuz mu?...Hayat ucuzlamış!

Hüseyin EKMEKÇİ

Liderlere cesaret gerek

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

ONLAR BENİM İÇİN SADECE TALAT ve HRİSTOFİA...

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital