|
Suça yönelik davranışların ortaya çıkmasında, çevresel faktörlerin (ör; yetiştirilme tarzı, arkadaş çevresi vs.) yanı sıra insanın genetik yapısının da rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak, hangisinin diğerinden daha çok etkili olduğu halen daha tartışılmaktadır.
-Yani bir insanın suç işlemesinin nedeni genetik yapısı mı yoksa onu yetiştiren çevresel faktörler mi?
Cevap: Her ikisinin de rolü var!!!. Yapılan araştırmalar, kişinin genetik yapısının onu suça yönelik davranışlara yatkın kılabileceğini, ancak, kişinin bu davranışları sergilemesi için de uygun çevresel faktörlere (örneğin; yanlış arkadaşlar) maruz kalması gerektiğini göstermektedir.
Peki, suça yönelik davranışları nasıl tanımlayabiliriz?
Araştırmacılar, suça yönelik davranışlara nelerin (genetik veya çevresel faktörler) neden olduğu konusunda tartışırken, suça yönelik davranışların tanımı konusunda da farklı fikirlere sahip olabiliyorlar. Suça yönelik davranışların en geniş ve kapsamlı tanımı 'anti-sosyal' davranışlar olarak adlandırılmalarıdır. Kimi araştırmacılar için anti-sosyal davranışlar, toplumda yasalara karşı gelmiş ve yargılanarak 'suçlu' unvanı almış insanların yaptığı davranışlardır. Ancak, bazı araştırmacılara göre bu sosyal unvan, davranışları tanımlamaya yeterli değildir ve ayrıca yasalar ülkeden ülkeye değiştiği için anti-sosyal bir davranışın tanımı da dolayısıyla bir ülkeden diğerine değişebilmektedir. Basit bir örnek verelim; Amerika'da 21 yaşından küçüklerin alkol kullanması yasalara aykırıdır ve bu doğrultuda kullanımı anti sosyal bir davranış ya da suç olarak tanımlanabilir. Ancak, başka ülkelerde alkol kullanma yaşı daha farklı olabilir ve örneğin 18 yaşında biri için bu davranış yasalara aykırı olmayıp, anti sosyal diye tanımlanmayabilir. Kısacası, bu tür araştırmaları incelerken yaptıkları tanımlara da dikkat etmeliyiz.
Genetik araştırmalar...
Suça yönelik davranışlarda genlerin de rol oynadığına dair kanıtlar, evlatlıkları ve ikizleri içeren araştırmalardan elde edilmiştir. Örneğin; biyolojik ailesinde kriminal davranışlar olan bir kişi, evlatlık verildiği ailesinde düzgün ve emniyetli bir ortamda yetiştirilmesine rağmen suça yönelik davranışlar sergileyebiliyor. Bu alandaki genetik araştırmalar, bazı psikolojik rahatsızlıkların, kişinin genetik yapısıyla alakalı olduğunu ve nesilden nesle geçebileceğini göstermiştir. Bunun yanı sıra, bu tür psikolojik rahatsızlıkların etkisiyle bireylerin suça yönelik davranışlar sergileyebileceği de bilinmektedir. Ancak araştırmacılara göre, bu tür genetik yapısı olan insanların, uygun çevresel faktörlerin de etkisi ile suça yönelik davranışlara yatkın olması olasıdır.
Yani burada önemle vurgulanması gereken olan bir şey, bu tür davranışların sadece ve sadece genlerin kontrolünde olmadığıdır. Bunda çevresel faktörlerin de rolü çok önemlidir.
Dikkatli olmalıyız!
Bu tür davranışların ortaya çıkmasında genlerin de rol oynadığını bilen araştırmacılar, bu genlerin hangileri olduğunu bulmaya çalışmaktadırlar. Ancak bilim adamlarına göre, suça yönelik davranışlar sadece bir gene ya da bir kaç genle değil birçok genle alakalıdır.
Bu alandaki gelişmeler süratle devam ederken, bazı bilim adamları ve etikçiler bu konudaki endişelerini de dile getirmektedirler. Örneğin; ileride bu genlerin keşfi ile, genetik faktörlere çevresel faktörlerden daha çok odaklanılır ve toplumdaki bireyler (ör; yeni doğanlar), suça yatkın mı değil mi diye bir çeşit taramaya maruz bırakılırsa? Bu ne kadar etik olur? Ya da böyle bir yaklaşım, çevresel faktörleri ele alan ve suça teşviki azaltmak için geliştirilmiş bulunan sosyal 'kuralların' ortadan kalkmasına neden olabilir mi?
Dolayısıyla bu alandaki araştırmaları heyecanla takip ederken, elde edecekleri sonuçlar konusunda gerçekçi beklentiler içerisinde olmalı ve gelecek için ne ifade edebileceklerini de düşünebilmeliyiz.
Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere sağlık ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|