Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Anne karnında son üç ay (6-9.aylar)

Dr. Umut Altunç

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Haziran 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Altı aydır ana rahminde büyüyen bebeğimiz artık iyice şişen bir karnın içinde hareketler yaparak kendini hissettirmektedir. Doğum anı yaklaştıkça aileleri heyecan sarmaya başlar. Zıbınlar, fanilalar, patikler alınır. Bebeğin organları artık hemen hemen oluşmuş, içeride “son rötuşlar” yapılmaktadır. Hastaneye her an gidilecekmiş gibi doğum çantası hazırlanır. Hamilelik daha önce olmadığı kadar gerçek ve heyecan vericidir artık tüm aile için…

                   7.ay

Bebek artık 1-1.5 kilo ağırlığında ve 38-40cm boyundadır.

Gözleri ışığa karşı hassaslaşır, ışığı takip etmeye başlar

Sesleri duyar, müzikleri ayırt eder, ritme göre hareket edebilir.

Anne karnında dönebilir

Üç yüz tane kemiği oluşmuştur

Ciltteki yağ dokusu gelişir, ter üretmeye başlar

Beyin basit hayati fonksiyonları (ısı düzeni, solunum) yerine getirir

Kemik iliği kan hücrelerini üretmeye başlar

8.ay

Bu ayın ortalarında bebek yaklaşık 45 santim boyunda ve 2 kilo ağırlığındadır.

Beş duyusu iyice gelişmiştir

Emme ve yutma becerisini kazanır

Saçları kalınlaşır ve uzar

Rüyalar görmeye başlar

Erkek ise testisleri (pek çoğunda) yumurtalıklara inmiştir

Baş aşağı doğru yerleşmeye başlar

Erken doğum olduğu takdirde artık hayatta kalma şansı yüksektir.

9.ay ve doğum

Doğuma hazır bebek bu ayın sonunda yaklaşık 3.5 kilo ağırlığında ve 50 santim boyundadır.

Bu ay içinde akciğerler gelişmeye devam eder, diğer organlar tam çalışır durumdadır.

Rahim ağzından gelen ışığa göre gündüz ve geceyi ayırt edebilir.

Barsaklarda kaka (mekonyum) birikir

Nefes alırken akciğerlere amnios suyu dolar. Bu durumda hıçkırıklar görülebilir.

Surfaktan denen ve akciğerlerin hava ile dolmasını sağlayacak madde 38.haftaya doğru daha yüksek oranda salgılanır

Bebek doğum kanalından geçerken akciğerlerdeki sıvı dışarı atılır.

Akciğerler ilk ağlama ile ilk kez hava ile dolar.

 

Bu mucizevi tabiat olayının yaşanan en büyük mutluluk olduğu söyleniyor. Bizler de her anne adayının sağlıklı bir hamilelik dönemi sonrası bu mutluluğu aileleri ile doyasıya paylaşmalarını diliyoruz…

Haftanın Sorusu

Okuyucularımızdan birisinden geçtiğimiz haftalarda bana ulaşan bir soruyu -konumuza uygunluğu nedeniyle- bu hafta cevaplamayı uygun gördüm. İşte okurumuzun merak ettiği sorunun cevapları…

İnsanlar neden doğar doğmaz yürümezler?

Doktor Bey, yeni doğmuş bir bebek doğduktan sonra tamamıyla anneye bağlı bir hayat yaşıyor… Beslenme, sıcak ve soğuktan korunma ve psikolojik ihtiyaçlarını aylar boyunca annesi karşılıyor… İnsanoğlu neden hayvanlar gibi doğar doğmaz ayakları üzerinde durup kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor? D.S, Girne.

İnsan yavrusunu hayvanlardan ayıran fark: Baş!

Sevgili okurumuz, bebeklerin diğer memeli hayvanlar gibi doğum sonrası yürüyememesi, beslenememesi ve tek başına hayatını devam ettirememesinin nedeni başlarıdır!

Evet, doğru okudunuz! Bebeklerin doğar doğmaz kalkıp yürüyebilmeleri için doğum anında beyin gelişimlerinin bir yaşındaki düzeyde olması gerekir. Bunun için de baş çevresinin en az 8-10 santim daha geniş olması gereklidir. Normalden çok daha büyük bir baş, doğal yollarla doğumu imkansız hale getireceğinden bebekler henüz nörolojik (sinirsel) gelişimlerini tamamlamadan, başları halen küçük iken doğmak zorundadırlar.

Beyin gelişiminin yüzde 75’i üç yaşına kadar gelişiyor!

Beyin ve omurilikte bulunan nöronlar (sinir hücreleri) sinir ağları vasıtasıyla tüm vücuda dağılırlar. Sinir sistemi bu şekilde organları ve uzuvları hareket ettirir ve çalıştırır. İki sinir hücresi arasındaki bağlantı ise sinaps denilen ağlar vasıtasıyla kurulur.

Doğum anında 50 trilyon sinaps ağı bulunan insan yavrusunda bu sayı bir yaşına gelindiğinde 1000 trilyona ulaşır. Üç yaşına ulaşmış bir çocukta ise beyin gelişiminin ancak yüzde 75’i tamamlanabilmiştir. Bu nedenle anne karnında başlayan sinirsel gelişim süreci uzun yıllar devam edecektir. Bizleri hayvanlardan ayıran temel farklardan birisi de budur.

Bunları biliyor muydunuz?

Bahar aylarında sık görülen “konjunktivit” hastalığının oluşumunda virüsler, bakteriler, alerjik durumlar, tozlar, zehirli maddeler, damar hastalıkları, mantarlar, parazitler, hatta bel soğukluğu mikrobunun rol oynayabileceğini biliyor muydunuz?

Konjunktiva denilen yapı, göz küresini kaplayan yumuşak bir bağ dokusudur. Bu dokunun görevi gözün dış etkenlerden korunarak nemlenmesini sağlamaktır. Bu dokunun iltihaplanmasına “konjunktivit” adı verilir.

Bu telaffuzu zor kelimeyi son günlerde gerek çevremizden gerekse yazılı ve görsel basından sıklıkla duymaktayız.

Gözlerde kızarıklık, batma, yanma hissi, ışığa karşı hassasiyet, çapaklanma artışı ve göz içi kanamalar şeklinde kendisini gösteren bu hastalık en son TC Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın güneş gözlükleri ile çekilen resimleri ile gündeme geldi. Kişinin gündelik hayatını olumsuz şekilde etkileyen bu hastalıktan içinde bulunduğumuz günlerde ülkemizdeki pek çok çocuk ve erişkin gibi TC başbakanı da nasibini alıyordu.

Konjunktivit bulaşıcı bir hastalık!

Konjunktivit hastalığı genellikle virüslerin hava yolu, iyi yıkanmamış eller veya ortak kullanılan kişisel malzemeler yolu ile hasta kişiden yayılması ile ortaya çıkıyor. Virüslerin oluşturduğu bu hastalık bir-iki tipi haricinde genellikle hafif atlatılıyor ve çoğu zaman tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzeliyor.

Adenovirüs ve diğer bakteriyel etkenler sonucunda ortaya çıkan konjunktivit hastalığı ise daha ağır seyrediyor. Kişinin görüşünü ve konforunu olumsuz yönde etkiliyor. Tedavi edilmezse ilerleyerek kornea tabakasına zarar verebiliyor.

Annesi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birisini taşıyan bebeklerde ise doğum kanalından geçen bu mikroplar doğumdan günler sonra hastalığa neden olabiliyorlar.

Hasta gözlere çay servisi yapmayın!

Bakteriyel, ağır virütik ve alerjik nedenlere bağlı konjunktivit hastalarının, hızlı ve ağır seyirleri nedeniyle en kısa zamanda göz doktorları tarafından görülerek tedavi edilmesi gerekiyor. Kullanılacak tedaviler antibiyotikli göz damlaları, merhemler ve diğer alerji ilaçları arasından seçiliyor.

Basit virütik veya tahrişe bağlı konjunktivit olgularında ise göz doktorları genellikle kaynatılmış ve soğumaya bırakılmış su ile ıslatılan pamuklar yardımıyla gözün sık sık yıkanmasını ve silinmesini öneriyorlar.

Halk arasında alışılagelmiş “siyah çay ile pansuman” ise alerjik bünyeli kişilerde ve ağır virütik konjunktivit hastalarında olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Küçük bebeklerin gözlerinin bu şekilde çaylar ile silinmesi de uzmanlar tarafından önerilmiyor!

Mutlu ve Sağlıklı Günler…

   865 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Ağustos 2008, Pazar   Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?
17 Ağustos 2008, Pazar   Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?
03 Ağustos 2008, Pazar   Kıbrıs'taki Çernobil:Elektro Manyetik Kirlilik (2)
20 Temmuz 2008, Pazar   Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey
06 Temmuz 2008, Pazar   Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler
29 Haziran 2008, Pazar   KLİMA İLE GELEN ATEŞ!
22 Haziran 2008, Pazar   Bunları Biliyor muydunuz?
15 Haziran 2008, Pazar   Kene humması (Kırım Kongo Kanamalı Ateş, KKKA)
08 Haziran 2008, Pazar   Demir: Kullanılmalı mı kullanılmamalı mı?
25 Mayıs 2008, Pazar   ANNE KARNINDAKİ İKİNCİ ÜÇ AY (3-6.AYLAR)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital