|
Yüksek Gerilim Hatları ve yarattığı elektro manyetik kirlilik ülkemizde Yeniboğaziçi bölgesindeki halkın tepkisi ile gündemine oturdu.
Bu konudaki haberleri, basın açıklamalarını ve hatta Nane&Limon köşesini düzenli olarak takip edenler artık uzmanlar kadar teknik bilgi ve fikir sahibi oldular.
Fırsat bulup da takip edemeyenler için ise bir kez daha özetleyelim..
Yeniboğaziçi'nden yayılan yüksek gerilim!
Söz konusu tartışmalar bölgeye daha büyük enerji nakil hatları kazandırma amacıyla hazırlanan projenin hayata geçmesiyle başladı.
Mağusa bölgesinde gördüğünüz Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin üzerinden, yeni hastanenin yanından geçerek Yeniboğaziçi'ne uzanan kocaman çelik direkler işte bu yeni elektrik hatlarını taşımak üzere dikiliyor.
Yaklaşık 30 yıldır bölgeden geçen 66 bin Volt'luk elektrik hatlarının çevresine geçen yıllar içinde pek çok ev, okul ve çocuk parkı yapıldı. Bu konudaki kusur belki yerel idarecilerde belki de bölge sakinlerinde idi bilinmez...
Bugün ise bu hattın geçeceği güzergah 30 yıl öncesi ile aynı, tek fark çevrede daha fazla insan ve yaklaşık iki katı güçlü bir enerji hattı bulunması...
Yüz Elli Beş bin Volt altında oluşacak elektro manyetik alanın yaratacağı olumsuz sağlık etkileri hakkında bilgi sahibi olan bölge halkı aylardır bu projeye karşı çeşitli eylemler yürütüyor.
Bu kapsamda Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği de konunun uzmanı akademisyenlerin görüşünü alarak gerekli incelemeleri yaptırdı.
Çelişkili ölçümler... Akıl karıştıran demeçler...
Yapılan ölçümler insan sağlığı için kabul edilen değerlerin üzerinde çıktı. Toplantılar düzenlenerek elektro manyetik alanların oluşturabileceği olası sağlık sorunları halka anlatıldı.
İdarecilerimiz bu konuda duyarlı davranılacağını ve planlanan güzergahın değiştirilmesi için tüm imkanların kullanılacağını söylediler.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği bu konuda çalışmalar yapmak üzere bir komite oluşturdu. Gerekli ölçümlerin düzenli olarak yapılabilmesi için hazırlıklara başladı.
İşte tam böyle bir ortamda sağlık ile ilgili bir uzmanlığı bulunmayan bir akademisyen kafaları karıştıracak açıklamalar yaptı.
"Bölgede ölçülen değerler dünyanın kabul ettiği sınırların (100 mikroTesla) kat kat altında", "kötü etkisi yok veya çok az" ve de "kesinlikle yararlı veya zararlı diyemem"...
Devlet büyüklerimiz sonuç olarak bölge halkının ağzına bir kaşık bal çalıp, onların iyiliği için çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Herkesin kafası iyice karıştı... Endişeler, sorular ve tepkiler arttıkça arttı...
Elektro Manyetik Alanlar ile ilgili GERÇEKLER!
Tüm bu nedenlerle Elektro Manyetik Alanların insan sağlığı üzerine etkisi konusunda yanlış bilinen, yanlış aktarılan ve bilinmesi gereken gerçekleri bir kez daha bu köşede okurlarımızla paylaşmak istedim.
1. Yüksek Gerilim Hatlarının çevresinde oluşturduğu Elektro Manyetik Alan'ların insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri kanıtlanmış bir bilimsel gerçektir.
2. Dünya Sağlık Örgütü Elektro Manyetik Alanları grup 2B Kanserojen (olası kanserojen) olarak sınıflamış ve önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek etkileri nedeniyle gerekli tedbirlerin alınmasını önermiştir.
3. Dünya Sağlık Örgütü ne bağlı IARC (Uluslararası Kanser Araştırmaları Örgütü), ICNIRP (Uluslararası Non-İonize radyasyon Koruma Komitesi), İngiliz HPA (sağlık Koruma Örgütü) ve SAGE (Elektromanyetik Alanlar Danışma Kurulu) gibi kuruluşlar 0.4 mikroTesla üzerinde manyetik alan yaratan ortamların çocukluk çağı kan kanseri riskini artırdığını bildirmektedirler.
4. Dünya üzerinde pek çok ülke bu değerlerin üzerinde manyetik alan oluşan bölgelerde imar izni vermemektedir.
5. Yeniboğaziçi'ndeki ölçümlerde ortaya çıkan 1-1.2 mikro Tesla değerleri bu limitlerin 2-3 kat üzerindedir.
6. Limit olarak gösterilen 10 veya 100 mikro Tesla değerleri dünya üzerinde sadece birkaç ülke (İtalya, Polonya ve Çin) tarafından kabul edilen değerlerdir. Sayılan referanslardan veya eski yazılarımdan (Bknz. www.kibrisgazetesi.com )araştırılacak olursa bu değerlerin ortak kullanıma açık alanlar (otobanlar, boş araziler vb) için geçerli olduğu yaşam alanlarındaki limitlerin ise çok daha düşük olduğu görülecektir.
7. Mevcut yasal düzenlemeler ile pek çok AB ülkesinde yüksek gerilim hatlarının 60 ila 200 metre yakınında yerleşim yerleri inşasına izin verilmemektedir.
8. Yapılan birkaç ölçüm ile kanıya varmak yanlıştır. Yapılması gereken yüksek gerilim hatlarının yakınından geçen evlerin içinden ölçümler alınmasıdır. Bu şekilde kesin ve net sınırlar belirlenecektir.
9. Bu amaçla halk sağlığı ile ilgili konularda Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ve Elektrik Mühendisleri Odası gibi kuruluşların ortak çalışmalarla ortak hükümlere varması gereklidir.
Haftanın Sorusu
Altı soruda uyku-apne sendromu
Gerek orta yaş olsun gerekse çocuk, pek çok evde horlama sesleri gece uykuda odaları inletiyor. Eskiden "yapısal" olarak değerlendirilen bu durum artık oluşturduğu ciddi sağlık sorunları nedeniyle daha çok önemseniyor.
Horlama, hırlama ve bunları takip eden dönemlerde görülen "nefes kesilmesi" hastalığının Tıp dilindeki adı ise "Uyku-Apne (Sleep Apnea) Sendromu".
İşte Uyku-Apne Sendromu hakkında merak edilen sorular ve cevapları:
1- Uyku-Apne Sendromu nedir?
Uyku esnasında kişinin çeşitli nedenlerle nefesinin kesilmesine "Uyku Apnesi" denir. Erişkinlerde 10 saniyenin üzerindeki nefes duraksaması "apne" olarak nitelendirilir.
Apne denen nefes duraksaması döneminde akciğerler görevini yapamadığından kana yeterli miktarda oksijen karışamaz. Kandaki oksijen miktarı düşerken aynı nedenle Karbon Dioksit oranı da artmaya başlar. Bu durum beyne, kalp, böbrekler ve diğer organlara giden oksijenin miktarını azaltır. Organlar işlevlerini yerine getirmekte sorun yaşar, buna bağlı olarak çeşitli belirtiler ortaya çıkar.
2- Bu hastalık sadece erişkinlerde mi görülür?
Hayır, uyku-apne sendromu çocukluk çağında da sık görülebilen bir rahatsızlıktır. Erişkinden farklı olarak çocuklarda 10 saniyenin altında olsa bile sık tekrarlayan daha kısa nefes durmaları "apne" olarak nitelendirilir.
3- Uyku-Apne Sendromunun belirtileri nelerdir?
Bu rahatsızlığı olan kişilerde gece uykusu haricinde gün içinde de pek çok hastalık belirtisi ortaya çıkabilir bunlar arasında:
- Sabahları zor uyanma
- Gün içinde uykuya eğilim (narkolepsi)
- Gün içinde konsantrasyon güçlüğü
- Hafıza sorunları
- Uykuya yatarken halüsinasyonlar (ses ve görüntüler)
- Uykuda reflü (öğürme, geğirme, ağız şapırdatma)
Çocuklarda ise belirtiler daha farklı olabilir:
- Ağız açık yatma, salya akıtma
- Uykuda huzursuzluk (sürekli dönme, sık uyanma, ağlama, terleme, göğüs kafesinde hızlı iniş kalkışlar vb.)
- Sık görülen kabuslar
- Gece altına kaçırma
- Gündüz sürekli uyku ihtiyacı
- Hiperaktivite, sinirlik ve dikkat eksikliği
- Epilepsi nöbetleri...
bu belirtiler arasında yer alır.
4- Nefes tıkanıklığının nedeni ne olabilir?
Kişinin nefes almasını engelleyen durum ya obstruktif (tıkayıcı) ya da santral(sinirsel) nedenlerden kaynaklanır.
Tıkayıcı nedenler arasında büyük geniz eti, büyük bademcikler, yumuşak damaktaki sarkıklık ve aşırı kilolar nedeniyle yutak bölgesindeki yumuşak dokularda görülen kalınlaşma sayılabilir.
Santral nedenler arasında ise beyin ve omuriliğin solunumu düzenleyen bölgelerindeki hasar, felç veya tümörler akla gelmektedir.
5- Uyku Apne Hastalığının tanısı nasıl konur?
Bu rahatsızlığın kesin tanısı ülkemizde de bulunan uyku laboratuarlarında konmaktadır. Bu merkezlerde hasta uyurken üzerine bağlanan kablolar ve kameralar yardımı ile solunum hareketleri, kalp EKG ve beyin dalgaları bir arada izlenir ve yorumlanır.
6- Bu hastalığın tedavisi nasıl yapılır?
Hastalığın tedavisi etkene göre yapılır. Çocuklarda genellikle geniz eti veya büyük bademcikler nedeniyle solunum sıkıntısı yaşandığından uygun tıbbi tedaviye cevap vermeyen çocuklarda ameliyat ile bu organların alınması gerekebilir. Yumuşak damak ve bölgedeki diğer yapılarda gevşeklik görülen erişkinlerde küçük operasyonlar ile bu yapılar cerrahi olarak düzeltilebilir. Yapılan araştırmalar bu tür sorunları olan kimselerin yüz üstü yatış pozisyonu ile daha rahat uyku uyuduklarını göstermiştir. Kimi kaynaklar pijamanın arkasına bir cep dikilmesini ve içine bir tenis topu konulmasını öneriyorlar! Kulağa komik gelse de bu yöntem kişinin uykuda sırt üstü dönmesini önleyebilir.
Burundan verilen kortizonlu burun spreyleri ve ağızdan içilen dekonjestan (şişlik giderici) ilaçlar diğer tedavi yöntemleri arasındadır.
Kullanılan bir diğer yöntem de CPAP (basınçlı hava soluma ) yöntemidir. CPAP cihazları solunumunun durmasını engellemek için takılan bir maske yardımı ile kişiye ağız ve burun yoluyla sürekli basınçlı hava verirler. Bir nevi suni solunum cihazı olarak değerlendirilen bu yöntemle kişinin tekrar soluk alması sağlanır. Daha basit bir şekilde ağız içine veya burun üzerine yerleştirilen farklı tedavi araçları da bulunabilmektedir.
Rahat Uykular, Mutlu ve Sağlıklı Günler
|