|
Geçtiğimiz günlerde Türk dili konuşan ülkeler arasında işbirliğinin kurumsallaşması yönünde önemli bir adım atıldı. İstanbul'da 20-21 Kasım'da yapılan meclis başkanları ve parlamenterler toplantısında, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) oluşturulması için anlaşma imzalandı. Anlaşma Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından imzalandı. Özbekistan ve Türkmenistan bu aşamada TÜRKPA'ya katılmadı. Ancak, karar vermeleri durumunda ileride katılabilecekler. Bu konuda kapı açık bırakıldı.
Şimdiye dek, Türk dili konuşan ülkeler arasındaki en önemli forum zaman zaman yapılan zirve toplantılarıydı. Bu toplantıların ilki, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından kısa süre sonra, 1992'de Ankara'da yapılmıştı. 1992 zirve toplantısına Türkiye, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan devlet başkanları katılmıştı. Düzenli aralıklarla olmasa da zirve toplantıları devam etti ve günümüze kadar toplam sekiz zirve toplantısı gerçekleştirildi. Beş yıl aradan sonra 2006'da yapılan sekizinci zirve toplantısına Türkmenistan ve Özbekistan devlet başkanları katılmamıştı. Aynı ülkeler TÜRKPA'ya da katılmadı. Dokuzuncu zirve toplantısının 2009 yılında Azerbaycan'da yapılacağı açıklandı. Bakü'deki zirve toplantısına Türkmenistan ve Özbekistan'ın katılıp katılmayacağı henüz bilinmiyor. Zirve toplantılarının daha iyi kurumsallaşması amacıyla daimi bir sekreterya oluşturulması planlanıyor.
Türk dili konuşan ülkeler arasında parlamenterler asamblesi kurulması fikri, sekizinci zirve toplantısında ele alınmıştı. Dört ülkenin meclis başkanlarının şimdi İstanbul'da imzaladığı anlaşma ile bu hedefe ulaşılmış oldu. TÜRKPA'nın kurulması ile Türk dili konuşan ülkeler arasında liderler düzeyindeki temaslara, meclisler düzeyindeki temaslar eklenmiş oluyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yaptığı konuşmada bu noktaya değinerek, "Bugünkü toplantımız hükümetler düzeyindeki münasebetlerin, halklarımızı temsil eden parlamentolarımız arasında da kurumsal bir çerçeveye kavuşturulduğuna işaret etmektedir" dedi. Gül, parlamentolar düzeyinde ekonomi, ulaşım, iletişim, ortak güvenlik tehditleri, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi konularda işbirliği yapılacağını belirtti.
TÜRKPA'nın kurumsal yapısının nasıl olacağı henüz açıklık kazanmadı. Kendine Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'ni (AKPA) örnek alacağı yönünde basında haberler var. Gelecek TÜRKPA toplantısı, 2009 yılının Eylül ayında Bakü'de yapılacak.
Kurumun etkili olup olmayacağı, somut projeler üretip üretmeyeceği süreç içinde yaptığı çalışmalarla belli olacak.
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra Türk dili konuşan ülkeler arasında işbirliğinin gelişmesi için Türkiye yoğun çaba harcadı. İlk dönemdeki büyük beklentiler gerçekleşmeyince hayal kırıklıkları yaşanmıştı. O dönemde Türkiye'nin Orta Asya ile ilişkileri dünya tarafından da yakından izlenmişti. Tarih, kültür ve dil ortaklığına sahip bu ülkeler arasında giderek daha pragmatik ve gerçekçi ilişkiler oluşmaya başladı. İlk dönemin aceleci ve maksimalist yaklaşımları geride kaldı. Şimdi bu ülkeler bir birlerini daha iyi tanıyorlar. Karşılıklı hassasiyetlerini daha iyi biliyorlar. Her ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda komşu ülkelerle (özellikle Rusya'yla) ilişkilerini hesaba katıyorlar. TÜRKPA'nın kurulması, işbirliğinin gelişmesi yönünde bir adımdır. Yaklaşık yirmi yıllık deneyim ışığında, Türk dili konuşan ülkelerle işbirliği konusunda Türkiye dış politikasının daha gerçekçi bir zemine oturtulduğu görülüyor. Özbekistan ve Türkmenistan'ın TÜRKPA'ya katılmaması, var olan zorlukları gösteriyor. Zorluklar olsa da, dönem dönem durgunluk veya tıkanıklık yaşansa da, süreç içinde bu ülkeler arasında işbirliğinin devam edip gelişeceği tahmin ediliyor.
Dünyada dil ve kültür ortaklığı temelinde farklı ülkeler arasında kurumsal işbirliği geliştirilmesi yeni bir şey değil. 1945'te kurulan Arap Birliği akla ilk gelen örnek. Altı Arap ülkesi tarafından kurulan Arap Birliği'nin günümüzde 22 üyesi var. Fransızca konuşan ülkelerin 1970'te oluşturduğu Organisation Internationale de la Francophonie (OIF) bir diğer örnek. Fransızca konuşan ve Fransız kültürü ile bağlantılı 56 ülke OIF üyesi. Türk dili konuşan ülkeler arasında işbirliğini geliştirme çabaları bu çerçevede ele alınabilir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, diğer ülkelerde bu konuda oluşabilecek kaygıları gidermek için "Bizim kardeşliğimiz, kimseyi hedef almamakta, aksine bütün bölgenin barış, istikrar ve refahını gözeten bir gönül ve akıl birliğini temsil etmektedir" dedi. Deneyimler, bu tür adımların çevredeki ülkeler ve dış dünya tarafından nasıl algılandığının da önemli olduğu yönündedir.
|