|
Bosna'da yaşanan trajedinin yaraları hala kanıyor. Hala toplu mezarlar bulunuyor. Böylesi toplumsal travmaların aşılması uzun zaman alır. Oluşan acı, toplumsal bilincin bir yerinde varlığını korur. İnsanlık suçu işlemiş, soykırıma neden olmuş kişilerin cezalandırılması, açılan yaraların kapanmasına yardımcı olabilir. Radovan Karadziç'in nihayet yakalanması bu nedenle son derece sevindirici bir gelişme. Bir insan kasabı şimdi mahkeme önünde işlediği suçların hesabını verecek, layık olduğu cezayı alacak. Karadziç herhalde ömrünün geriye kalan kısmını cezaevinde geçirecek. Umarız diğer insan kasabı, Srebrenitsa katliamının uygulayıcısı Radko Mladiç de yakında yakalanır ve işlediği korkunç suçların cezasını çeker.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da en büyük katliamlar Bosna'da yaşandı. Bu katliamların sorumlusu, dönemin Sırbistan lideri Slobodan Miloseviç ve Bosnalı Sırp liderler Radovan Karadziç'le General Radko Mladiç'ti. Miloseviç, mahkemesi sürerken öldü. Şimdi Karadziç eski patronunun yargılandığı uluslararası mahkemede yargılanacak. Böylece adalet yerine gelecek. İşlenen suçlar cezalandırılacak.
Radovan Karadziç, çok uzun süre yakalanamadı. Bunda Sırbistan makamları tarafından korunmasının büyük payı vardı. Karadziç'in tutuklanması, Sırbistan'ın politikasında dönüm noktasıdır. Sırbistan hükümeti, seçimini AB'den yana yaptı. Bu doğru bir yaklaşım. Sırbistan'ı izolasyondan kurtaracak ve AB ile entegrasyon yolunu açacak bir karar. Yugoslavya'nın yıkılması sürecinde Sırbistan'ı yönetenler katliamlara yol açan politikalar izlemiş, bunun faturasını Sırbistan halkı ödemişti. Ülkenin izolasyondan çıkmasının yolu, savaş suçları işlemiş kişileri uluslararası mahkemeye teslim etmektir. Karadziç'in tutuklanması, stratejik tercihin AB lehinde yapıldığını gösteriyor. Yakında Radko Mladiç de tutuklanırsa, Sırbistan'ın AB'ye üyelik süreci hızlanacak.
Karadziç'in tutuklanması, Bosnalı Müslümanlar tarafından sevinçle karşılandı. Bu çok doğal. Bosnalı Sırpların için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Karadziç, onlar arasında hala popüler. Bu durum, Bosnalı Sırpların yaşanan trajedilerin muhasebesini hala doğru olarak yapmadıklarını gösteriyor. Bosna-Hersek'te Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında uzlaşma süreci yasanacaksa, öncelikle tarihle hesaplaşma yapılması gerekir. Savaş sırasında her toplumdan suç işleyenler olmuştu. Ancak en büyük katliamları Karadziç'in siyasi ve Mladiç'in askeri liderliğindeki Sırplar işlemişti. Srebrenitsa katliamı, bunun en büyük simgesi. Karadziç'in tutuklanması ve mahkemede cezalandırılması, Bosna-Hersek'te uzlaşma yollarının açılmasına yardımcı olabilir.
Bosna savaşı sırasında sınıfta kalanlar sadece orada katliam yapanlar değildi. Şu veya bu gerekçe ile Karadziç ve Mladiç'e destek verenler, onlarla iyi ilişki içinde olanların da artık özeleştiri yapmaları gereklidir. Dini dayanışma veya "düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışı ile Karadziç, Mladiç gibi kasaplara sempati ile bakmış olmak, vicdan muhasebesi gerektiren bir durum. Özellikle solcu, Marksist olduğunu iddia edip de Karadziç, Mladiç gibilerin yanında yer alanlar, bunun sorumluluğunu taşıyorlar. Bunun unutulması mümkün değil. Özeleştiri şart. Şimdiye dek bunun yapılmamış olması sorumluluğu daha da artırıyor. AB'nin bu konudaki politikası çok açık. Başka konularda AB'ye uyum isteyenler bunu unutmasın.
Yugoslavya'nın çökmesi sürecinde yaşanan trajedilerin geride kalıp, bölgenin siyasi istikrara kavuşması, ekonomik yönden kalkınmasında AB en önemli faktördür. AB'ye üyelik havucu olmasa, Karadziç tutuklanmazdı. AB'yi bir çok yönden eleştirebiliriz ancak Balkanlar'da oynadığı olumlu rolü gözardı edemeyiz. AB'nin bundan sonraki genişlemesi Balkanlar'da olacak. Hırvatistan, büyük olasılıkla 2010'da 28. üye olacak. Yugoslavya'nın parçalanması ile oluşan diğer devletler ve Arnavutluk da, süreç içinde üyeliğe kabul edilecek. Bu konuda herhangi bir kuşku yok. Durumu kuşkulu olan tek aday ülke Türkiye'dir. Balkanlar'daki güvenlik ve istikrar projesinin, mimarisinin tam olarak gerçekleşmesi, Türkiye'nin de AB üyeliği ile mümkün olacaktır. Ne yazık ki, AB henüz bu stratejik vizyonu kavramış görünmüyor. Umarız yakında bu vizyon oluşur ve Türkiye'nin üyelik süreci önündeki engeller kaldırılır. Türkiye, Balkanlar bölgesinin parçası, önemli bir oyuncusudur. Bu unutulmamalı.
Tüm bölge ülkeleri arasında işbirliği ve entegrasyon herkesin yararına olur.
İşlenen suçlar cezasız kalmamalı. Radovan Karadziç'in tutuklanması, adaletin yerine gelmesine önemli katkıda bulunacak. Şimdi, Radko Mladiç'in tutuklandığı müjdesini bekleyeceğiz. Umarız çok gecikmez. Karadziç'e gelince... O, şimdi bir sanık. Mahkum olacağı kesin. Karadziç'in mahkumiyeti, dünyanın başka bölgelerinde böylesi suçlar işleyen veya işlemeyi planlayanlar için caydırıcı rol oynayacak. İnsanlık suçu, savaş suçu işleyenler, soykırıma yol açanlar, bunun cezasız kalmayacağını bilmelidir. Uluslararası hukuk bu konuda giderek güçleniyor. Darfur bölgesinde aynı suçları işlemekle itham edilen Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir aleyhinde Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde dava açılması, bunun en yeni örneği.
Karadziç tutuklandı. Sıra diğer Karadziçlerde...
|