Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
'Karar seçimlik'
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
İngiltere donuyor [1]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [14]
Tüp gaz krizi [5]



Fransa ve Ruanda soykırımı

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Ağustos 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

1994 yılında, Ruanda'da, yüz gün içerisinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu katledilmiş, soykırım gerçekleştirilmiş, nehirler cesetlerle dolmuştu. Medeni Batı, bu soykırımı izlemekle yetinmiş, uluslararası hukuk gereği müdahale zorunluluğu ortaya çıkmaması için soykırım tanımını engellemişti. Bu nedenle, Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda Batı'nın sorumlulukları var. Nitekim Başkan Clinton, bu konuda daha sonra özeleştiri yapmıştı.

Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda en fazla suçlanan ülke Fransa. Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin en yakın dostu ve destekçisiydi. 1994'te yaşanan soykırımda Fransa'nın rolü hep tartışılan bir konu olmuştur. Bu konuda Fransız yetkililerin şimdiye dek attığı en ileri adım, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in ülkesinin soykırımla ilişkisi olmadığını söylerken "bazı siyasi hatalar" yapılmış olduğunu kabul etmesiydi. Sn. Kouchner, bu siyasi hataların ve varsa Ruandalılar için faturasının ne olduğunu ortaya koysa iyi eder.

Ruanda hükümeti, geçen salı günü, Fransa'yı resmi olarak soykırımda aktif rol oynamakla suçladı. Fransa'nın soykırımdaki rolünü araştırmakla görevlendirilen bağımsız bir komisyon, iki yıllık çalışmadan sonra, 500 sayfalık bir rapor hazırladı. Ruanda hükümeti, bu rapor temelinde, aralarında Fransa eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterand, eski Başbakanlardan Eduard Balladur, Allain Juppe, Dominique de Villepin'nin de bulunduğu on üçü politikacı, yirmisi asker, toplam 33 kişiyi yüzbinlerce Tutsi'yi katleden Hutu hükümetine siyasi, askeri, diplomatik ve lojistik destek sağlamakla suçluyor. Raporda, Fransa'nın soykırım hazırlıklarından haberdar olduğu, bu hazırlıklara katıldığı, cinayetlerde faal rol oynadığı ileri sürülüyor. Ruanda hükümeti, raporda suçlanan Fransız yetkililerin adalet önünde hesap vermelerini talep ediyor. Ruanda hükümetinin bu resmi suçlamaları ile, Ruanda ile Fransa arasında bu konuda uzun süredir yaşanan tartışmaların yeni bir aşamaya girdiğine kuşku yok.

Fransa'yı suçlayan raporda, Hutu rejiminden ele geçirilen belgelere yer veriliyor. Fransa'nın Ruanda ordusuna büyük miktarda silah yardımı yaptığını, Fransız askerlerinin soykırımı gerçekleştiren Interahamwe milislerini eğittiğini, yer yer çatışmalara katıldığını bu belgelerin kanıtladığı iddia ediliyor. Fransa, soykırım gerçekleştiren bazı Hutuları korumakla da suçlanıyor.

Fransa, Ruanda hükümetinin suçlamalarını reddediyor. Salı günü açıklanan rapor konusunda Fransız yetkililer yorum yapmak istemediler. Önce raporu incelemeleri gerektiğini söylemekle yetindiler. AB dönem başkanlığını yürütmekte olan bir ülkenin soykırıma katkı yapmakla suçlanması, elbette küçümsenecek bir olay değil. Kendini temize çıkarmak için Fransa'nın tarihinin bu dönemi ile yüzleşmeyi kabul etmesi ve konuyu iyice araştırması, varsa suçluları cezalandırması gerekecek. Aksi takdirde bu suçlamalar devam edip gidecek.

Sadece Ruanda değil, tarihsel süreç içinde Fransa'nın dünyanın çeşitli bölgelerinde oynadığı emperyalist rolün karanlık yönlerinin ortaya çıkarılması, bunlarla yüzleşmesi, bu ülkenin ve halkının yararına olur.

Ruanda Araştırma Komitesi'nin raporu önemli iddialar içeriyor. Bu iddiaların kanıtlanması için mahkemede ele alınıp incelenmeleri gerekiyor. Mahkeme kararı olmadığı sürece bunlar sadece iddiadır. Ancak, Fransa'nın mahkemeye gitmeyi kabul etmesi beklenmiyor. Bu durumda konu ile ilgili tartışmalar devam edecek.

Uluslararası ilişkilerde adalet değil güç önemlidir. Fransa, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi, AB'nin en önemli ülkelerinden biri ve nükleer güç olarak, Ruanda gibi küçük bir ülkenin kendini sanık sandalyesine oturtmasına izin vermez. Diğer büyük güçler, bu konuda Fransa'ya baskı yapmaz. AB sesini çıkarmaz. Dolayısıyla, 500 sayfalık raporun önemli sonuçlar doğurmasını beklemek hayalcilik olur. Ruanda soykırımı konusunda yöneltilen suçlamalar, olsa olsa Fransa'nın imajını biraz zedeler. O kadar.

Dünyanın Ruanda'da yaşanan soykırımla ilgili tüm gerçekleri öğrenmesi herhalde çok uzun zaman alacak. Belki gerçekler hiç bir zaman ortaya çıkmayacak. Yine de, Fransa'nın bu yeni rapora vereceği cevabı ve takınacağı tavrı merakla bekliyoruz.

   907 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ocak 2009, Perşembe   Seçim aracı olarak savaş
04 Ocak 2009, Pazar   Trajik bilanço
01 Ocak 2009, Perşembe   Hepimiz Gazzeliyiz
28 Aralık 2008, Pazar   2009'a bakış (2)
25 Aralık 2008, Perşembe   2009'a bakış (1)
21 Aralık 2008, Pazar   Irak'ın geleceği
18 Aralık 2008, Perşembe   Küresel sorunlar ve ABD
14 Aralık 2008, Pazar   Küresel ısınma ve AB
11 Aralık 2008, Perşembe   Karamanlis hükümetinin sonu mu?
07 Aralık 2008, Pazar   Bayram düşünceleri



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital