Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
İngiltere donuyor [1]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Çözüm ilk kez bu kadar yakın [1]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]



Müzakereler başlarken

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Doğrudan müzakereler dün resmen başladı. Böylece, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında önemli bir sürece girildi. Geçmişte bir çok kez böylesi müzakereler başlamış ama sonuca ulaşılamamıştı. Şimdi başlayan müzakere sürecinin "çözüm için son şans" olduğu söyleniyor. Geçmişteki müzakere süreçlerinde de benzeri şeyler söylenirdi. Ne var ki, gelinen noktada "son şans" değerlendirmesi gerçeğe çok yakın. Şimdi başlayan müzakerelerde de sonuç alınamaması, çözüm çabalarını uzun süre çıkmaza iter. Aradan geçen süre içinde ne gibi gelişmeler yaşanabileceğini ise kimse bilemez.

Müzakerelerin sonunda çözüme ulaşılması kadar nasıl bir çözüme ulaşılacağı son derece önemli. Dünkü ilk görüşmeden sonra Rum tarafı adına yapılan açıklamada çözümün içeriğinin nasıl olması gerektiğine ağırlık verildi. Bu rastlantı değil. Rum tarafı, 21 Mart sürecinden bu yana kendi taleplerini sistemli bir şekilde ortaya koydu. Ana hatlarıyla çözüm vizyonunu belirledi. Müzakereleri bu zeminde sürdürecek. Görüşmeden sonra Kıbrıs Türk tarafı adına yapılan açıklamada garanti ve ittifak anlaşmaları gibi bir kaç konu dışında dilek ve temenniler ağırlıktaydı. Müzakereler başladığına göre Türk tarafının da çözüm vizyonunu netleştirmesi gerekir. Zaten müzakereler tarafların vizyon ve talepleri temelinde yapılacak.

Müzakerelerin süresi konusunda Türk tarafının aceleci bir tavır sergilediği gözlemleniyor. Müzakerelere sıfırdan başlanmadığı, dolayısıyla çok uzun sürmeyecekleri söyleniyor. Rum tarafı ise, dar takvimlere karşı olduğu görüşünü tekrarlıyor. Tarafların bu pozisyonunda AB-Türkiye ilişkileri açısından bazı mülahazaların sözkonusu olduğu malum. Ancak, konuya bu çerçeve dışında baktığımızda, çözümün kalitesinin, kalıcılığının, dengeli olmasının, zamandan daha önemli olduğunu görürüz. Taraflar kısa sürede bir uzlaşmaya varabilirse ne ala. Ancak, süreye değil, çözümün detaylarına önem vermek daha iyi bir yaklaşım olur gibime geliyor. Şeytan detaylarda saklıdır. İyi bir anlaşma için daha uzun süre gerekiyorsa, bunun sakıncası olmaz.

Yorumcular, yeni başlayan süreçte Annan Planı sürecindeki heyecanın var olmadığına dikkat çekiyor. Şimdiki müzakereler, hem içte, hem de dışta farklı koşullarda gerçekleşiyor. Bu nedenle gerek kamuoyunun, gerekse dış faktörlerin farklı davranması çok doğal. Sanırım hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar ihtiyatlı bir bekleyiş içinde. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları ihtiyatı beraberinde getiriyor. ABD, İngiltere, AB gibi dış faktörler bu kez fazla önde görünmeme, perde gerisinde çalışma yapmayı yeğliyor. Bu nedenle Amerikalı, İngiliz diplomatlar Annan Planı sürecinde olduğu gibi ortalarda dolaşmıyor, arka arkaya açıklama yapmıyor. Türkiye ve Yunanistan için de aynı şey söylenebilir. Resmi düzeyde hem Türkiye, hem de Yunanistan'ın gelişmeleri çok yakından izlediklerine kuşku yok. Ancak, fazla ön plana çıkmıyorlar. Türk medyasında Annan Planı döneminde Kıbrıs'a gösterilen ilgi şimdi yok. O dönemde Kıbrıs sorununu bilen, bilmeyen her köşe yazarı Kıbrıs'la ilgili yazı yazıyordu. Şimdi durum farklı. Yunanistan için de aynı şey söylenebilir.

Kıbrıs sorunu gibi zor ve karmaşık bir sorunda müzakere sürecinde bilgi, tecrübe, profesyonellik son derece önemlidir. Noktanın, virgülün büyük öneme sahip olduğu böylesi süreçlerde yapılacak hataların bedeli büyük olur. Böylesi hataları sonradan düzeltme imkanı hemen hemen yoktur. Bu nedenle, müzakerelerin kılı kırk yararak sürdürülmesi, konunun uzmanlarından geniş bir şekilde yararlanılması son derece önemli.

Bu süreçte özellikle liderlerin sorumluluğu çok büyük.

Her müzakereci, masada müzakere yaparken kamuoyunun desteğine sahip olmak ister. Halktan gelen destek müzakerecinin elini güçlendirir. Bu çerçevede mümkün olan en geniş çevrelerin desteğini almak, toplumsal birlik oluşturmak son derece önemli. Dimitris Hristofyas, böylesi bir birliği büyük oranda oluşturmuş durumda. Bu nedenle müzakerelerde Rum siyasi partileri, sivil toplum örgütleri ve kamuoyunun desteği arkasında olacak. Kıbrıslı Türkler için aynı şeyi söylemek zor. Bu konuda, hem iktidara, hem de muhalefete düşen görevler var.

Müzakereler başladı. Her başlangıç bir umuttur. İhtiyatlı bir iyimserlikle gelişmeleri izleyeceğiz.

   1085 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ocak 2009, Perşembe   Seçim aracı olarak savaş
04 Ocak 2009, Pazar   Trajik bilanço
01 Ocak 2009, Perşembe   Hepimiz Gazzeliyiz
28 Aralık 2008, Pazar   2009'a bakış (2)
25 Aralık 2008, Perşembe   2009'a bakış (1)
21 Aralık 2008, Pazar   Irak'ın geleceği
18 Aralık 2008, Perşembe   Küresel sorunlar ve ABD
14 Aralık 2008, Pazar   Küresel ısınma ve AB
11 Aralık 2008, Perşembe   Karamanlis hükümetinin sonu mu?
07 Aralık 2008, Pazar   Bayram düşünceleri



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital