|
Futbol Federasyonu genel kurullarında inanılmaz gerilimli oturumlar gördük.
Özellikle Özer Esenyel döneminde şimdiki federasyon başkanı Ömer Adal'ın Yenicami'yi temsilen katıldığı genel kurullarda, alınacak kararlar konusunda hukuki açılımları öne çıkararak başkanı sıkıştırması ve genel kurulu etkilemesi hafızalardadır.
Benzer şeklide o dönemlerde Çetinkaya başkanlığı yapan Hüseyin Özgürgün, Gençlik Gücü başkanı Hüda Reis, Mağusa bölgesi takımları adına gelen Ersoy İnce, Binatlı başkanı veya temsilcisi olan Özel Tahsin'in federasyonun yasa, tüzük, talimat ve yönetmenliklerinde yakaladıkları boşlukları etkili konuşmaları ile federasyon başkanının istediği şekilde değil de genel kurulu etkileyici mecraya soktuklarını hepimiz hatırlıyoruz.
Futbol Federasyonu genel kurulunda hayati değişiklikler konusunda karar almak her babayiğit başkanın harcı değildi.
Ya oybirliği, ya üçte iki çoğunluk aranan konularda küçük bir operasyon futbolun geleceğine yönelik alınacak hayati kararların alınmasına olanak vermiyordu.
Bu konuda deneyimi olan Ömer Adal Federasyon Başkanlığına ilk geldiği dönemde uzun bir çalışma ve çetin bir propaganda sürecini gerçekleştirdikten sonra kıran kırana ve gergin geçen bir genel kuruldan sonra futbolun geleceğine yönelik kararları alma yetkisini genel kuruldan federasyon yönetim kuruluna aldı.
Bu bence bugün bulunduğumuz noktanın tarihi dönemeçlerinden birisi oldu.
O karar sonrasında önce Ömer Adal, daha sonra Niyazi Okutan ve son olarak da yine Ömer Adal yönetimleri kararları alırken rahat hareket etme kabiliyeti kazandılar.
Lig statülerinin belirlenmesi, transfer tüzüğü, yabancı futbolcu sayısı, disiplin talimatı gibi önemli konularda küçük bir tartışma ortamından sonra istedikleri kararları hayata geçirme kolaylığına kavuştular.
Bu tıkanıp kalan genel kurul yapısındaki bazı yöneticilerin kaprislerinin ve hırslarının önüne geçmesi açısından yerinde olmuştur.
25-30 yıl hayata geçirilemeyen önemli kararların peşpeşe alınmasına olanak sağlamıştır.
Buna karşın seçim döneminde nebze göre şerbet veren başkanların lig statüleri, transferler, yabancı sayısı ve diğer hayati konularla ilgili verdikleri vaatlerin kolaylıkla uygulanmasını da sağlamıştır.
Federasyon yönetim anlayışında süreklilik olmadığı için futbolun yaz-boz şekline gelmesi sıkıntısı başlamıştır.
Futbol kültürü ve yönetim anlayış düzeyi düzgün olan ülkeler açısından bu bir sorun olmaz.
Ancak bizim gibi, verilecek oyların alınacak rüşvete göre belirlendiği ülkelerde bu belli ki sorun oluyor.
Başbakanlık müsteşarı Öntaç Düzgün ile Federasyon Başkanı Ömer Adal arasında yaşanan protokol krizinde dolayı parasızlıkla yüzleşeceklerini hisseden özellikle 1. lig kulüpleri lig statülerini belirleme yetkisinin federasyon yönetiminden geri alabilecekleri tehdidini seslendirmeye başladılar.
Bu hiç de kolay değildir.
Özellikle de şimdiki 42 üyeli genel kurul yapısı ile.
Birinci lig kulüpleri unutmasın ki, her kulübün tek oy hakkı olması konusu düzenlenmeden istedikleri sonucu alamazlar.
Bu tehditler yapılacağına çağdaş ve her seçimde bu tip uygulamaların olmayacağı bir federasyon yapısının gerçekleşmesi için çalışsalar daha önemli bir iş yapacaklar.
Böylelikle her gelen başkanın futbolun temeline dinamit koyacak uygulama yapılmasının önüne geçilecek, genel kurulun iradesini çıkarları olanlar etkileyemeyecek, küme düşen takımların ani bir kararla ligde kalmalarına olanak sağlayacak acayiplik ve haksızlıkların önüne geçilecek, her kulübün tek oy hakkı olduğu bir facia genel kurul yapısına son verilecek, kısacası futbol çağdaş bir anlayışla sürdürülebilir hale gelecektir.
Tehditler ve rüşvetler değil fikirler futbolu yönetmelidir.
Duvar
Dumlupınar'da yönetim 45 kişi, Lefke'de 50. Maçlara sadece yöneticileri gitse tamamdır.
3 söz 3 yorum
Başkan Ormancıoğlu kendi başına karar verecekseydi bizi neden yönetime aldı (A.Cibo-TOL Asbşk.)
Öleceğim aklıma gelirdi de bunları göreceğim aklıma gelmezdi. Bir dönemin koskoca "Fatih"i, konuştuğunda ortalığı titreten, elinde kupa atın üstünde Girne'yi gezen Cibo, konuşturulmadığı için istifa etti. Yazık.
Göreve geldikten sonra ilk ziyareti sporun patronu olan Besim Erdenay'a yaptık (O.Donangil-Bas. Fed. Bşk.)
Eyvah ki eyvah. Benim bildiğim sporun patronu, spordan da sorumlu başbakanlık müsteşarı Öntaç Düzgün'dür. Okan, Erdenay'da para var diye ilk ziyareti ona yaptıysa, baltayı taşa vurdu. O para havuzun ekstralarına gitti.
Bu işler çocuk oyuncağı değil, lig statülerini belirleme yetkisini federasyondan geri alırız (H. Besim-Bağcıl Bşk.)
Çocuk oyuncağı sayın başkan çocuk oyuncağı. Genel kurullarda kulüp temsilcileri hangi yetkiyi, nereye kadar, kime verdiğine bakacağına alem ahkam yaparak zaman geçirirse gelinen nokta bu olur. Çocuk oyuncağı.
ALTINLARI HAZIRLAYIN
Yurtdışı temaslarda izlenen yol bellidir. İlgili federasyon Spor Dairesi Genel Yönetim Kuruluna başvurur ve katılacağı organizasyon ile ilgili bilgi vererek maddi katkı ve izin ister. Bu izin verilirse o federasyonun elde edeceği başarıya göre devletin mevcut olan ödüllendirme sistemi çalıştırılır. 8 teakwondocumuz Kanada'da katıldıkları GTF Dünya Şampiyonasında 5 altın, 3 gümüş, 2 bronz madalya alarak Dünya 3.sü olmuşlar. Gazete haberlerinin yalancısıyım. Diyelim ki oldular. Spor Dairesi gidişte onlara maddi katkı yaptı ve izin verdiyse şimdi sırada dünya şampiyonu olmalarının karşılığı olan altın ödülleri var. Geçmişte aynı konuda yıllarca mahkemelerde sürünen tarafları benzer bir süreç bekliyorsa çok ayıp olacak.
SENTETİK MUCİZESİ
Şükrü Burağan ülkemizdeki çim sahaların geldiği nokta konusunda peşpeşe iki haber yaptı. Tablo içler acısı. Sahaların yapımından çok bakımı konusunda sıkıntı yaşayan Spor Dairesi Müdürü Besim Erdenay'ın sulama yapacak işçilerin mesai saatleri uymadığı için gerekeni yapamadığı yakınması traji komik bir durum. Saatleri uygun olsa bile ülkedeki kuraklık nedeniyle tüm çim sahaların bakımı konusunda devletin eli bağlanmış durumda. Önümüzdeki yıl büyük oranda kuruma yaşanacağı için sahaların devreden çıkması söz konusu. Çıkış yolu son dönemde tartışılan sentetik çim saha yapımı. Maliyetinin yüksek olması ve FİFA kriterlerine uygunluğu tartışılan sentetik çim saha için deneme amaçlı bir adım atılmalıdır. Görüp karar vermek için.
KAYMAKLI TAM GAZ
Küçük Kaymaklı son dönemdeki açıklama ve icraatları ile beni gerçekten çok etkiliyor. İlk bombasını asbaşkan Tigin Kişmir patlatmıştı. Bu sezon takıma yabancı futbolcu kontenjanından transfer edilecek 4 Moldovyalı futbolcu için açıklama yaparken yaşlarının 22-28 arasında ve boylarının da 1.76, 1.84, 1.89 ve 1.90 olduğunu söyleyince hepimizi derin derin düşündürmüştü. Bir sonraki bomba ise kulübün koordinatörü Ömer Torun'dan geldi. İki yıllık cezası dolan futbolcuları Emrah'ı yanına alarak federasyonda imza attıran Torun'un fotoğraf karesine yansıyan memnuniyeti güzeldi. Zaten kendilerin olan bir futbolcuya imza attırırken yeni bir transfer bombasını gerçekleştirmiş yönetici havalarında olması gerçekten çok ilginç.
PROTOKOL
Hiç kuşku yok ki bu sezon açılmadan futbola damgasını vuracak en önemli olay "protokol" olacak. Kısaca özetleyim. Geçen sezon spordan sorumlu Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün ile o dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Niyazi Okutan arasında bir protokol imzalanmıştı. Devletin futbolun daha iyi noktaya gelebilmesi için takım sayısını azaltma, transfer yasallık kazandırma, kulüplerin şirketleşmesini sağlama gibi ana unsurları yapacağının garantisini alması karşılığında Okutan federasyonuna 2 milyon 500 bin YTL. gibi önemli bir kaynak aktarmıştı. Bu da basının önünde gerçekleştirilen bir imza ile protokola döküldü. Okutan'a karşı başkanlığı kazanan Ömer Adal gerek seçim kampanyası sürecinde, gerekse daha sonra ilk günlerde futbol federasyonunun özerkliğine devletin müdahalesi olarak gördüğü protokolu kesin olarak imzalamayacaklarını söyleyip durdu. Düzgün de parayı verip vermemek konusunda kararsız durdu. Ortada para olmadığını gören özellikle 1. lig kulüpleri feryat figan bağırmaya ve ortalığı kaldırmaya başlayınca Ömer Adal'ın yelkenleri suya değmese de iyice indi. Daha önce protokol lafını ağzına almayan Adal, Öntaç Düzgün'le peşpeşe yaptığı görüşmelerden sonra önümüzdeki hafta protokol imzalayabileceklerini söylemeye başladı. Şimdi Adal cephesi bunun diğer protokol gibi federasyonun özerkliğine müdahale edecek bir protokol olmadığını, Düzgün cephesi ise istedikleri noktaya gelindiğini savunacak. Öyle olsun bakalım.
Sorular... sorular...
Binatlı'dan eski takım arkadaşları Sabri ve Raif'in Doğan Türk Birliği'ne transferinden sonra şampiyon Gönyeli'nin golcüsü Kemal Uçaner de Doğan'a gitmek istiyor. Bu arkadaşlarına kavuşmak için "Tamamen duygusal" bir istek mi?
Lapta'da önce başkanlığa seçilen Mustafa Aktuğ yalnız kaldığını söyleyerek istifa etti. Başkanın teknik direktör olarak anlaştığı Muharrem Mertdin de dayanamadı istifa etti. Şimdi sırada takım futbolcularının istifası mı var?
Geçen yıl tartışmalar neden olan ve yabancı futbolcularda görüldüğü için panik yaratan HIV ve Hepatit-B kontrollerinin bu yıl tüm futbolcuları kapsayacak şeklide yapılacak. Yabancıları potansiyel AİDS'li görme ayıbı bitecek mi?
20 Temmuz Barış etkinliklerinin başlaması için Türkiye Aydıncık'a giden ve daha sonra aldıkları bayrakla geri gelen yatçılarımızdan bazıları kötü hava nedeniyle dönemedi. Bu arkadaşlardan bir haber var mı?
|