|
Yeni sezon hazırlıklarında son aşamaya gelindi. Kadrolar şekillendi, 6 Ekim Pazartesi transfer dönemi sona eriyor. 18 Ekim'de başlayacak lig maratonu öncesi kulüplerin beklediği havuzdan yapılacak katkı konusunda gecikmeden dolayı yaşanan gelişmeler aslında kulüp ve devlet yapımızın bir aynası.
İsim haklarını içeren 650 bin YTL'lik meblağın bir aylık gecikmesinin getirdiği sıkıntı ile kulüpler faaliyetlerini askıya alma fikrini ortaya atıyor, futbolcularını ödeyemediklerini açıklıyor. Bir süre önce Spor Dairesi ile Futbol Federasyonu'ndan kulüplerin denetlenmesi ve katkıların alt yapılara ve kurumsallaşmaya ayrılması masalı anlatılıyordu. Biz de bu ödeneklerin en acil ihtiyaçlara, futbolcu transferi, maaşları ve teknik heyetin giderlerini karşılamaya yönelik olduğunun altını çizmiştik.
Denetleme mekanizmasının bulunmadığı gibi verilen paraların bu sistemsizlikte alt yapılara ayrılmayacağı, kulüp yapılarının uzun değil kısa vadede işleri yürütmekle işlediği gerçeği ortadadır.
Futbolda yapılanma adına söylemlerle eylemler örtüşmüyor. Kulüp sayısının, çim sahaların fazlalığından herkes yakınıyor ama çıkarları doğrultusunda gerçekleri ters yüz edebiliyorlar. Üç yabancı futbolcu hakkının 2'ye düşürülmesi gündemdeyken bu sezon 4'e çıkarılması ve her takımın onlarca yabancı futbolcu denerken izlediği çağ dışı yöntemler ve israf çelişkilerimizi gösteriyor.
Sponsorluk yok, kurumsallaşma yok, maç hasılatı yok, naklen yayın geliri yok, tribünde seyirci birçok maçta yok denecek kadar az, bu yoklar arasında futbol kendi ekonomisini yaratamıyor, ambalajını ve pazarlamasını da yapamıyor.
Lig başlayınca kulüpler, hakemlerden ve federasyondan şikayetlere başlayacak, devlet katkısının geciktiğinden yakınacak, geçtiğimiz sezonlar gibi bir birileriyle kısır çekişmeler yaşayacak. Futbolcu merkezli yapıya, futbolun temel değerlerinin önem kazanacağı görüntülere hasret kalmaya devam edeceğiz.
Kulüp sevgisinin ve rekabetin oluşmadığı, olumsuz mesajların yoğun şekilde verildiği futbol sektöründe devlet-federasyon-kulüp işbirliği de devamlılık göstermeyince yeni döneme ayak uydurulamadı. Profesyoneller gibi hareket edilememesi bir kenara amatör ruh ve mantaliteye dahi sahip olmayanların icraatları, sistemi olmayan bir yapı ortaya çıkardı.
Transfer Talimatı futboldaki yapılanmada çarkın bir dişlisi idi. Ancak çarkın diğer dişlileri yerinde değil. Transfer Talimatına eleştiri getirenlerin çeliştiği bir nokta var. Bu adıma kulüplerin icraatları ile gerek duyuldu ve olağanüstü genel kurulda kulüplerin oylarıyla yürürlüğe girdi. Yani kulüpler futbolcularına el altından ödeme yapıyorlardı, dengesizlik ve kayıt dışılık vardı. Talimatla bu durum disiplin adına alınmaya çalışıldı. Transfer talimatının çıkması ile maaşlar ilk kez verilmedi, astronomik yükselme de göstermedi. Kulüp ve futbolcu arasında resmi bir belge ortaya çıkarıldı. Önemli olan bu talimatı tamamlayacak diğer şartları yanına koymaktır ki federasyonun geri adımlar atması gerçeği yanında devlet de yasal anlamda adım atmıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, eleştiren ve ağlayan çok, alternatif öneri getiren az, radikal adım atana prim verilmiyor. Kasım ayındaki Futbol ve Bilim Şurası'nda bu sorunlara çare üretileceği iddia ediliyor.
Bu gerçekler ışığında başlayacak yeni sezonda ekonomik sorunlarla başa çıkabilenler öne çıkacak. Gönyeli oturmuş kadrosu ile kağıt üzerinde avantajlı görünse de şu an gözlemlediğim heyecanlarındaki ve motivasyonlarındaki düşüşü gidermeleri gerekiyor. Özellikle ülkemizde başarıyı yakalamak sadece kadro kalitesi ve genişliğiyle olmaz, başarının sırrı ayrıntılarda ve saha dışındaki iletişimlerde gizlidir.
Dünyadaki ekonomik bunalım bizi de etkileyecektir. Siyasi durumumuza ve dışa bağımlı olmamıza paralel yaşanan nakit sıkıntısı tüm sektörlere olduğu gibi kulüplere de yansıyacak ve futbolculara ödemeler aksayacaktır. İşte bu noktada dengeleri iyi kurabilen yönetici kadrosu ve bu olumsuzluklardan en az etkilenen, geciken ödemelere burun kıvırmayan futbolculara sahip takımlar şampiyonluğa koşabilir.
|