|
Fileleftheros gazetesi haberinde, Hristofyas'ın; BM'nin doğrudan müzakerelerin başlaması yönünde baskı yaptığını, bu nedenle çalışma grupları ve teknik komitelerdeki çalışmaların yoğunlaştırılmasını istediğini yazdı. Gazeteye göre, son günlerde üç çalışma grubu toplantısı gerçekleştirildiği belirtilen önceki günkü Rum Ulusal Konsey toplantısında, çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarına doğrudan müzakereler başladıktan sonra da devam edecekleri ifade edildi.
Habere göre, "1 Eylül'de başlayacağı ortaya çıkmış olmasına rağmen", doğrudan müzakerelerin başlaması konusu önceki günkü toplantıda gündeme getirilmedi. Rum Yönetimi Başkanı, "Oyunda tek başımıza değiliz" dedi ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la yapacağı ve görüntünün netleşmesi beklenen 25 Temmuz görüşmesine atıfta bulundu. Gazete, önceki günkü Konsey toplantısında Rum siyasi parti başkanlarının gelişmeler ve geçen Çarşamba günü Hristofyas'ın kendilerine verdiği bilgiler hakkındaki görüşlerini ortaya koyduklarını kaydettiği haberinde devamla şunları yazdı:
Rum siyasi partilerinin görüşleri
"Edindiğimiz bilgilere göre olacaklar konusunda iki ayrı blok oluşmasa da Ulusal Konsey içerisinde farklı eğilimlerin şekillenmekte olduğu ortadadır.
DİKO, EDEK, EUROKO ve Ekologlar bugün doğrudan görüşmelerin başlayabilmesi için gerekli ön şartların var olmadığını, egemenlik ve vatandaşlık konularında olduğu gibi temel ilkeler konusunda izahatlar olması gerektiğini düşünüyorlar.
AKEL zamanın sınırsız olmadığına dikkat çekerek Başkan Hristofyas'ın icraatlarına destek belirtti. AKEL, Ulusal Konsey içerisinde ve dışında çekinceler belirtilmiş olmasına rağmen, Başkan Hristofyas'ın durumu özlü müzakerelere götürme çabasına top yekûn bir destek olmasını da kutladı.
DİSİ kısa bir süre sonra Türkiye'de ne olacağını bilmediğimizi vurgulayarak durgunluğun kimsenin çıkarına olmadığı ve bu dönemin değerlendirilmesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.
EUROKO Başkanı Dimitris Şilluris ve yurtdışında olması dolayısıyla eski Başkan Tasos Papadopulos görüşlerini yazılı olarak sundu.
EDEK Onursal Başkanı Vasos Lissaridis kendi görüşünü Ulusal Konsey huzurunda açıklarken; komitelerin Annan planı taraftarı kişilerce oluşturulduğunu söyledi.
Başkan Hristofyas görüşlerini savundu, eski Başkan Vasiliu da karma komitelerde ilerleme olduğunu söyledi.
Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu Konsey toplantısı sonrasında açıklamayı okurken; Ulusal Konsey üyelerinin, gelişmelere ilişkin görüşlerini ortaya koymalarından, bazılarının kısmen çekinceler de belirtmesinden sonra; daha fazla ilerleme olanağı temelinde doğrudan müzakereler yolunu açmak için çabalarını sürdürmesi için Başkan Hristofyas'ın icraatlarına destek belirttiklerini söyledi.
'Başkan Hristofyas bunu, nihai kararı vermeden önce partilerle yapacağı sondajlarda da değerlendirecek' ifadesini kullanan Stefanu, soruları yanıtlarken 'Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'la 25 Temmuz'da gerçekleştirilecek bir sonraki görüşme öncesinde partilerle sondajlarda bulunulacak' dedi ve şunları ekledi:
'Başkanın bir sonraki görüşmesine kadar çalışma grupları ve teknik komiteler işlerine daha da yoğun şekilde devam edecek. Açıklamada da ifade edildiği üzere görüşme öncesinde karar almak amacıyla Başkan Hristofyas ve partiler arasında sondajlar yapılacak.'
Sözcü Stefanu; 'hükümet müzakere zemini konusunun tamamlandığı görüşünde mi yoksa daha ileri izah mı gerekiyor' sorusuna karşılık; bundan sonraki görüşmeler ve partilerle yapılacak sondajlar ışığı altında görüş belirtmeyeceği yanıtını verdi. Hükümet Sözcüsü, Kıbrıs Türk basınında yer alan; doğrudan müzakerelerin 1 Eylül'de başlayacağı bilgilerini yorumlaması istendiğinde, bu bilgilerin gelişigüzel olduğunu söyledi ve 'Açıklama çok nettir. 25 Temmuz'da teknik komite ve çalışma gruplarının çalışmaları gözden geçirilecek' dedi.
Ulusal Konsey toplantısında Talat'ın iç sorunlarla karşı karşıya bulunduğu, Ertuğruloğlu'nun ve Serdar Denktaş'ın partilerinin yükseliş eğiliminde oldukları, aksine Mehmet Ali Talat'ın popülaritesinin azaldığı söylendi."
Aynı gazete, yurtdışında olması dolayısıyla gelişmeler ve Hristofyas'ın verdiği bilgilerle ilgili görüşlerini Rum Ulusal Konseyi'ne yazılı olarak sunan Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos'un belgesinde yer alanları "Zeminin Belirlenmesi Fırsatı Kaçırıldı -Tasos'un Belgesi: Henüz, Doğrudan Müzakerelerin Başlamasının Haklı Gerekçeleri Yok -1 Temmuz'da İleri Doğru Bir Adım Atılmadı" başlığıyla yansıttı.
Papadopulos'un Ulusal Konsey'e yazılı sunduğu görüşleri
Tasos Papadopulos'un 12 sayfadan oluşan belgesinin elinde olduğunu belirten gazete Papadopulos'un 23 Mayıs ortak açıklamasında boşluklar, sınanmamış görüşler ve kabuller bulunduğu görüşüyle başladığı yazılı belgesinde dile getirdiği görüşleri özetle şöyle aktardı:
"Yazılı açıklamasında 'Doğrudan müzakerelerin başlaması için 1: müzakere zeminin netleştirilmesi ve 2: doğrudan müzakerelerin yapıcı olması ön şartlarının yaratılabilmesi için çalışma gruplarında tatmin edici düzeyde ilerleme kaydedilmesi tezi geçerli ise; kişisel görüşüm; bu şartlardan ne birinin ne de diğerinin şu ana kadar yerine gelmediğidir. Müzakere zemini şu ana kadar netleştirilmemiştir. Zeminin netleştirilmesi fırsatı kaçırılmıştır. Başkan Hristofyas'ın; ileri doğru bir adım atıldığı görüşüne katılmıyorum.
Müzakere zemini netleştirilmedi, görüşme ve anlaşma doğrudan müzakerelere ertelendi. Talat son görüşmede Annan ve Ghali Fikirleri tipindeki yorumlarda ısrar etti. Doğrudan müzakereler başladığında Talat'ın da egemenlik ve vatandaşlıkla ilgili tezlerini yeniden gündeme getireceği, (bugün Talat'ın netleştirmeyi ertelemeyi başardığını söyleyen) yabancıların da bu konularda çıkmaz yaratılmasına müsamaha gösterecekleri, sorumluluğu bizim tarafa yükleme veya olası çıkmazda sorumluluğu eşit olarak bizim tarafa da paylaştırma tehdidiyle Annan tipi bir 'uzlaşı' için bizim tarafa baskı yapmayacakları kesin değildir.
Bugün önümüzde bulunan korkunç 'ikilemi' tamamen anlıyorum: Ya şimdi ilerleyecek ve çözümü bulacağız veya taksim tehdidi öne çıkacak. Bu ikilem karşısında kırmızıçizgilerimizden vazgeçemeyiz. Çünkü: 'taksim' korkusu zorunlu kaçınılmaz değildir. 'Egemenlik', 'vatandaşlık' ve 'uluslar arası temsiliyet' temel konularını baştan ve doğru şekilde çözmezsek; gelecekteki taksime, müsamahamızla temel kazandıramayız. Aynı 'ikilemi' doğrudan müzakereler sırasında da önümüzde bulacağız. Hem de daha yoğun şekilde... Çünkü iyi niyet ve çözüm kararlılığı tescil edilmiş olan iki yeni lider arasındaki (bu tescili Talat için değil yalnız sizin için kabul ediyorum, çünkü Talat Ankara'ya bağımlıdır) müzakerelerin başarısız olması durumunda, 'Kosova' emsali çok daha tehditkâr şekilde önümüze çıkacak."
Politis gazetesine göre, bir hafta içerisinde iki defa toplanan Rum Ulusal Konseyi'nin önceki günkü toplantısında, birbirine zıt iki kamp ortaya çıktı.
AKEL ve DİSİ, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın; mevcut şartlar altında Kıbrıs Rum tarafının doğrudan müzakerelerin başlaması perspektifine olumlu yanıt vermekten başka bir şey yapamayacağı genel tezinden yana tavır ortaya koydu. DİKO, EDEK, EUROKO ile Ekologlar ve Çevreciler Hareketi ise özlü müzakerelerin başlaması için gerekli ön şartların mevcut olmadığı görüşünü belirttiler.
Gazete, Konsey toplantısı sonrasında yapılan açıklamaya dayanarak Hristofyas'ın, Cumhurbaşkanı Talat'la 25 Temmuz'daki görüşmesi öncesinde Rum siyasi parti liderleriyle sondajlar yapacağını, ancak doğrudan müzakerelerin başlayıp başlamayacağına kendisinin karar vereceğini yazdı, Hristofyas'ın; doğrudan müzakerelerin 1 Eylül'de başlayacağını ima ettiğini belirtti.
Gazete, Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos'un önceki günkü toplantıya katılmadığını, şu anda doğrudan müzakerelerin başlamasını haklı kılacak şartların var olmadığı yönündeki görüşlerini 14 sayfalık bir belgeyle ilettiğini kaydetti.
Hristofyas ve Lisasaridis az daha birbirine giriyordu
Rum Ulusal Konseyi'nin önceki günkü toplantısında Rum Yönetimi eski başkanlarından EDEK Onursal Başkanı Vasos Lissaridis ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında olay çıkmasına ramak kaldığını bildiren gazete şunları yazdı:
"Lissaridis görüşlerini aktarmayı bitirdiği anda Başkan Hristofyas partilerin 'ikincilerinin! (ikinci adamları) detaylı görüş belirtmek yerine izahatlarla yetinmeleri gerektiğini söyledi. Lissaridis buna tepki gösterdi, Hristofyas da; kendisini (Lissaridis'i) kastetmediğini, daha sonra söz almaya hazırlanan diğerlerini kastettiği izahında bulundu. Lissaridis, Başkan Hristofyas'ın 50 bin yerleşiğin kalmasına ilişkin beyanını da eleştirdi. Hristofyas ise 'EDEK Onursal Başkanı, sonunda bütün yerleşiklerin gideceğine mi inanıyor?' diye sordu."
Haravgi gazetesi manşet haberine "Oy Birliğiyle Destek -Başkan Hristofyas Ulusal Konsey'den Güçlenmiş Çıktı" başlığını attı. Rum Sözcü Stefanos Stefanu'nun Konsey toplantısı sonunda yaptığı açıklamaya yer veren gazete, siyasi partilerin görüşlerini şu cümlelerle özetledi:
"AKEL: Yalnızca BM kararlarında belirtildiği şekliyle siyasi eşitliğe sahip, iki bölgeli, iki kesimli federasyondan söz eden 8 Temmuz anlaşması bütün partiler için yeterli zemindi. Şimdi buna tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek uluslararası temsiliyet eklendi. DİKO: Doğrudan müzakerelerin başlayabilmesi için 'ılımlı ortam' yok. EDEK: 25 Temmuz görüşmesi doğrudan müzakereler açısından önemli." |