Gazete Kıbrıs sorununun; ayrılığı, taksimi engelleyecek bütün emniyet sübaplarıyla Rumları tatmin edecek şekilde çözülmesi halinde; (Rum tarafının) "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin federasyona dönüşmesi" ifadesinin kayıt altına alınmasını istemelerine hiçbir neden olmadığı görüşünü ortaya koydu.
Gazeteye göre Markidis "BM ve AB üyesi olarak kalacak bir devlet olacak, Cumhuriyet'in imzaladığı ve onayladığı sözleşmeler kalacak, taahhütleri varlığını koruyacak ve parası kalacak. Bu dört unsur; aslında devletin aynı olduğunu saptaması için yeterli değil mi?" diye sordu.
Gazeteye göre geniş söyleşi çerçevesinde; 2002'deki ile bugünkü prosedürü karşılaştıran Markidis şunları söyledi:
"Bugünkü prosedürün avantajı; bugün öteki tarafta Rauf Denktaş değil Mehmet Ali Talat'ın olmasıdır. Bazılarının Kıbrıslı Türklerin bugünkü lideri ile Denktaş'ı eşit göstermeye veya Talat'ı Ankara'nın piyonu olarak göstermeye çalışmaları; samimi olarak beni şaşırtıyor. Asıl hangisidir? Talat Kıbrıs sorununu Denktaş'tan farklı bir şekilde yönetiyor.
Denktaş müzakere etmedi. Masaya tezler koymadı. Daimi bir çizgisi vardı: 'Ben devletin tanınmasını ve iki devlet arasında; kararların % 50-%50 temelinde alınacağı gevşek işbirliği anlaşması yapılmasını istiyorum' dedi. Mülkiyet konusunda; bazı sınır düzeltmeleri yapılmasını kabul ettiğine dair müphem bir teyidin ötesinde toprak konusundan asla söz etmedi, yerleşikler konusunu tartışmayı asla kabul etmedi. Federasyon konusunu, merkezî hükümetin yapısını tartışmayı asla kabul etmedi. Mülkiyet konusunda ise global takas olsun da bitirelim şeklinde değişmez bir tezi vardı."
|