Kıbrıs sorunundaki arabulucuların, iki gayrı resmî takvim belirledikleri, buna paralel olarak prosedüre diğer süratli ritimlerle müdahale etme yöntemlerini ciddi şekilde incelediklerini bildirildi.
Fileleftheros, haberi "İki Takvimli Senaryolar - BM: Prosedürün Yaz Veya Sonbaharda Tırmandırılması ve Referandum - Downer Rolünü Artırma Arayışında" başlıkla yansıttı.
Gazete, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer'in prosedürde bugüne kadarki gibi olmayan yeni bir rol arayışında olduğunu ve bunu BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve Yardımcısı Lynn Pascoe'yla görüştüğünü yazdı, özetle şöyle devam etti:
"Gazetemizin edindiği bilgilere göre, BM'nin ve sözde 'inisiyatifin dostlarının' yani AngloAmerikanların planlarında iki alternatif takvim bulunuyor. Doğrudan müzakereler prosedürü hızlandırılarak ya Kıbrıslı Türklerin de katılabilmeleri için Avrupa seçimlerinden hemen önce veya 2009 sonbaharında tamamlanacak.
Doğrudan müzakereler prosedürünün, hareketsiz diye nitelendirilen bugünkü görüntüsü 2009 Haziranı'ndan önce sonuç alınması argümanını zorlaştırıyor. Bu nedenle ilk hedeflerini terk etmemekle birlikte; çabanın daha çok sonbaharda tamamlanması ihtimali üzerinde duruyorlar. O zaman (sonbahar); Türkiye'nin AB adaylık sürecinin gözden geçirilmesine çok daha yakın olacak.
Bu alanda bilgiler; Türkiye'yle daha fazla uyum başlığını açmalarının muhtemel olduğu yolundadır, bugün; Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'yle de ilgili AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirilmesine kadar dondurulup rafa kaldırılan 8 başlığın bazlarının çözülmesi de ciddiyetle düşünülüyor.
BM en azından takvimlerle ilgili hedefini başarabilmek için, prosedürün hızını artırma yöntemleri arıyor. Elbette bu; iki tarafın aynı dili konuşmayı başarmaları halinde gerçekleşebilecek bir şeydir. Yabancı bir diplomatik kaynak, tarafların gerçek niyetlerinin al-ver anında ortaya çıkacağını söyledi.
Öğrendiğimize göre Aleksander Downer'in ABD'de gerçekleştirdiği temaslarda Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımla ilgili bir dizi mesele ortaya çıktı. Downer; iki liderin 'detaylarla' meşgul olmamaları için muhtemelen çalışma grupları, Özdil Nami ve Yorgos Yakovu'dan oluşan bir mekanizma kurmaya sıcak bakıyor. Hristofyas ve Talat'ın bugüne kadarki görüşmeleri BM'yi, paralel bir mekanizma işletilmesi gerekeceği sonucuna götürdü.
Ancak aynı zamanda Aleksander Downer, müzakerelerde yalnızca dekor olma rolünün aynı şekilde devam etmesi gerektiği düşüncesinde değil. Bir aşamada ve karşılıklı görüşlerin ortaya konulması turunun tamamlanmasından sonra, BM'nin görüş ayrılıkları üzerine fikirlerle köprü kurmaya çalışması gerektiği görüşündedir."
"Taktik hareketler"
Politis ise, "Taktik Hareketler Kimyayı Bozuyor - Hristofyas ve Talat Yeniden Sorumluluk Yükleme Mantığında" başlıklı, Makarios Drusiotis'in imzasını taşıyan manşet haberinde, genel değerlendirmenin; her iki tarafça yapılmakta olan taktik hareketlerin halen prosedüre kısa devre yaptığı şeklinde olduğunu; Kıbrıs müzakerelerinin, iki lider arasındaki birbirlerinin niyetleriyle ilgili krizden olumsuz etkilendiğini yazdı.
Gazete, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın müzakere masasındaki manevra taktiğinin, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ı şaşırtmış göründüğünü belirterek, Hristofyas'ın düşüncelerini "bilen" bir kaynağın, gazeteye yaptığı açıklamaya yer verdi.
Söz konusu kaynağın, Rum tarafının, yönetim konusunda çalışma gruplarında yapılan çalışmaları aklında tutarak; merkezî hükümetin yetkilerinin nispeten daha kolay onaylanmasını beklediğini söylediğini aktaran gazete, özetle şunları yazdı:
"Yönetim şeklinde ve yasama erkinin işleyişinde görüş birliğine ilişkin bazı küçük olanaklar saptanmasını ve geriye sadece; Anlaşmazlıkların Çözümü Mekanizması'ndaki yabancı yargıçlar olsun mu olmasın mı anlaşmazlığının kalması; ekonomi ve AB yönlerinde de büyük görüş birlikleri beklentisi içerisindeydi. Bu bağlamda süratle; arabulucuların taraflara mülkiyet, toprak ve garantilerin 'dikenlerinde' de 'ipin ucunu' bulmaları baskısı yapacakları; ciddi bir al-vere girilmesi nispeten kolay olacaktı. Talat'ın federasyon devletinin ve oluşturucu devletlerin yetkileri konusundaki sert tavrı bu planlamayı alaşağı etti.
Artık Hristofyas, yıl sonuna kadar müzakere masasında sadece iki tarafın tezlerinin not edileceği sonucuna vardı. Çünkü Türk tarafı bu zaman konjonktüründe çözüme hazır olduğunu göstermedi. Bu tavrın Avrupa seçimlerinin ve Türkiye'nin AB üyelik sürecinin değerlendirilmesinin yaklaşacağı 2009'un ilk aylarına kadar devam edeceği değerlendiriliyor. O zaman Hristofyas, geniş ve çetin bir al ver için geç kalındığını söyleyecek.
Hristofyas, arabulucuları süratle Ankara'ya müdahale etmeye zorlamak için halihazırda müzakere masasındaki durumu koyu renklerle ortaya koymaya başladı. Lefkoşa, sağlam sinir ve geri dönüşü olmayacak yanlıştan kaçınılması için büyük dikkat gerektiren yeni bir taktik oyununa hazırlanıyor. Bu zor çabasında AKEL dışında DİSİ de Hristofyas'ın yardımcısı olacak. Özellikle Nikos Anastasiadis 3 Ekim günü Ulusal Konsey toplantısında, Türk tarafı gerçek kartlarını açana kadar sabır ve tutarlılık tavsiyesinde bulundu." |