Gazete AB Sağlık ve Gıda Güvenliğinden Sorumlu Komiser olması yanında; Ada'da olup bitenleri Brüksel'den büyük bir ilgiyle izlemekte olan bir politikacı olduğunu yazdığı Andrulla Vasiliu'nun "Kıbrıs AB'ne bütün olarak girdi ve siyasi sorunun çözülmesine kadar AB müktesebatı Kıbrıs'ın Kuzey kesiminde geçerli olmayacak" sözünü öne çıkardı.
Gazete Vasiliu'nun Kıbrıslı Türklerin temel ilkeleri bilmediklerini savunduğunu belirterek şunları yazdı:
"Çoğu Kıbrıslı Türk, AB'nin tartışılmaz olan temel ilkelerini bilmiyor. Teknik komitelerdeki konularla ilgilenen kişiler; Avrupalı yetkililerden sistemin nasıl işlediğini öğrenmek üzere daha sık AB'ye gelmeye teşvik edilmelidir.
Kıbrıs sorununun çözümü yönünde sürdürülmekte olan görüşmeler nedeniyle AB'nin Türkiye'ye müsamaha gösterip göstermeyeceği; Olli Rehn'in Türkiye'yi ziyaretinde yapacağı görüşmeler sonrasında sunacağı ilerleme raporunun içeriğinden ortaya çıkacak. Türkiye'nin yapacağını taahhüt ettikleri ile yaptıkları arasında bir eksiklik var. Sayın Rehn ve Komisyon üyeleri müsamaha göstermek arzusunda iseler bu net olarak ortaya çıkacak.
Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra Barrosso ve Rehn'in yaptığı çağrılara rağmen Türkiye'nin özlü düzenlemeler yapmaya çok niyetli olduğu yönünde bir işaret yoktur. Kıbrıs, Türkiye'de değişikliklerin süratlenmesiyle ilgileniyor, ancak müsamaha gösteremez. Düzenlemeler, AB üyesi olmak isteyen her ülkedeki gibi olmalı."
Gazeteye göre Rum tarafında çok tartışılan; Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs sorununun çözümündeki rolü konusuna da değinen Vasiliu, AB'nin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunda değişen hiçbir şey olmadığını vurguladı ve şunları söyledi:
"Kıbrıs bütün olarak AB'ne üye oldu ve siyasi sorunu çözülene kadar müktesebat, Kuzey kesiminde geçerli olmayacak. Bu anlayış değişmedi ve bu; Komiser Rehn ve Başkan Barrosso tarafından Türkiye'ye ve Kıbrıslı Türklere defalarca söylendi. Komisyon'un çözüm çabalarındaki rolü yardımcılık olmalıdır ve çeşitli alanlarda zorluklar saptanırsa müdahalede bulunmalıdır. Yardıma ihtiyacımız var ama BM Genel Sekreteri'nin rolünün yerine geçemez.
Kişisel görüşüme göre Sayın Talat'ın iki devletle ilgili açıklaması bir 'oyunun', bir stratejinin parçasıdır. 'Sor-yanıtla' oyununa katılmamız büyük bir hata olur. Böyle bir durumda ilgi; çok önemli olan müzakerelerden; Hristofyas ile Talat'ın, Türkiye'nin ve belki Yunanistan'ın arasındaki laf oyununa kayacak." |