Yurt dışında olan Hristofyas, sözde "Omorfo Belediyesi"nin, Astromerit'te düzenlediği "anti işgal" yürüyüşü etkinliğinde, Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu tarafından okunan konuşmasında, "çözümün, Kıbrıslılar için Kıbrıslılardan gelmesinde ısrarlı olduklarını" yineledi.
Hristofyas, Kıbrıslı Türk lider (Cumhurbaşkanı) Mehmet Ali Talat ile gelecekteki görüşmelerinin, "karşılıklı anlayış niteliği taşıması ve de görüşlerinin, ortak vatan için sevgi ve halkın bilinen çıkarlarının yönlendirmesi şeklinde geçmesi" beklentisini dile getirdi.
Kıbrıs sorunun çözümünün, daha çok Türkiye'nin siyasi iradesine bağlı olduğunu savunan Hristofyas, hakemlik ve bunaltıcı takvimler olmaksızın, bir süreç içerisinde, Kıbrıs'a hizmet edecek bir çözüme varabilmek için, "Kıbrıslı Türk vatandaşlarla birlikte, ülkenin geleceğini birlikte belirlemek istediklerini" söyledi ve herkesin; aynı iyi niyet ve uzlaşma ruhu içerisinde hareket etmesini beklediklerini ifade etti.
Ne iki devlet varlığı ne de taksim konusunda uzlaşmalarının mümkün olduğunu yineleyen Hristofyas, geleceklerini, "binlerce yerleşik" ve "işgal ordusunun" mevcudiyetinin sürmesiyle ipotek altına alma hakkına sahip olmadıklarını savundu. Hristofyas, bu nedenden dolayı girişim üstlendiklerini ve bu girişimlerin Kıbrıs sorununda çözümün sağlanması, "işgalden ve kolonizasyondan" kurtulma, tüm "Kıbrıslıların" insan haklarının ve temel özgürlüklerinin iadesiyle ilgili müzakerelere yol açtığını söyledi.
Rum tarafının, karşılıklı kabul edilebilen bir anlaşmaya neden olacak uygun koşulların yaratılması için gerekli esneklik ve kararlılığı gösterdiğini ileri süren Hristofyas, bunun; ilke ve değerlerden ödün verilmesi anlamına gelmediğini ifade etti. Hristofyas, "işgali" kaldıracak, insan haklarını iade edecek, göçmenlere evlerine geri dönüş hakkını verecek olan çözüme bağlı kalmayı sürdürdüklerini dile getirdi. Hristofyas, başladıkları yolun, yürünmesi zor bir yol olduğunu, birçok zorluk, engel ve baskılarla karşılaşacaklarını savundu. Kendilerinin; onurlu bir uzlaşmaya hazır olduğunu belirten Hristofyas, müzakerelerin mutlu sonla sona ermesi için tüm olanakları tüketmeye hazır olduklarını öne sürdü.
Hristofyas, "adalet ve daimi barış güneşi vatanımızın üstünde parlasın. Yeniden Kıbrıs'ı, tüm çocuklarının, Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin, Maronitlerin, Ermenilerin, Latinlerin ortak vatanı kılalım. İşgal orduları ve bölücü teller olmaksızın. Bu vizyon için mücadele etmeyi sürdüreceğiz" dedi.
BM kararlarına dayalı barışçıl bir çözüm için mücadele ettiklerini dile getiren Hristofyas, Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararında belirlendiği gibi siyasi eşitliğe sahip olacak olan "Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'"nin askersizleştirilmesini ve ileri sürdükleri "işgali" sonlandırmayı öngören bir çözüm için çalıştıklarını da ifade etti.
Aynı etkinlikte konuşan Rum Meclis Başkanı ve DİKO Başkanı Marios Karoyan ise, Kıbrıs Türk tarafını; "Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesini ve müzakerelerin zeminini küçümsemeye ve hile katmaya çalışmakla" suçladı ve "bu tür tezler ve metotlamalar doğrudan müzakerelerin perspektifi açısından hiçbir iyimserliğe olanak tanımıyor" dedi.
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın doğrudan müzakerelerin ilk görüşmelerine, Kıbrıs sorununa ilkeler temelinde, BM karları, Doruk Anlaşmaları, AB değer ve ilkelerine uygun bir çözüm bulunması yönünde siyasi iradeyle gittiğini savunan Marios Karoyan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ise aynı siyasi iradeyi ve iyi niyeti ortaya koymadığını iddia etti.
Karoyan, "Sayın Talat uzlaşıcı ve olumlu görünmeye çalışmasına rağmen sonunda müzakere masasına; iki devlet çözümü başarılmasını hedefleyen malum Türk tezlerini koydu. İki oluşturucu devletten ve Türk garantilerinden söz etmeyi sürdürüyor. İki bölgeli iki kesimli federasyondan hiç bahsetmiyor" görüşünü ileri sürdü.
Türkiye'nin, tezlerinde ve hedeflerinde hareketsiz şekilde durması ve politikasını Kıbrıs Türk toplumuna "dikte ettirmeye ve dayatmaya" devam etmesi durumunda doğrudan müzakerelerin çıkmaza ve başarısızlığa sürükleneceğini öne süren Karoyan, Rum tarafının Türk şartları temelindeki bir çözümü kabul etmeyeceğini söyledi.
Karoyan, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin dönüşümü ve devamı olacak bir çözüm aradıklarını, Türkiye'nin garantörlüğünü ve müdahale hakkını da içeren partenojenezden kaynaklanacak çözümü reddettiklerini ifade etti. Karoyan, "bugün burada, Omorfo (Güzelyurt) toprağının yanında, mümkün olduğunca çabuk adil, işleyebilir ve yaşayabilir bir çözüm bulunması istek ve arzumuzu ortaya koyuyoruz. Ancak buna paralel olarak haklarımızı ve adaletimizi talep etme mücadelesinin cephelerinde istikrarla durmakta olduğumuzu yeniden ilan ediyoruz" dedi.
Sözde "Omorfo Belediyesi"nin Başkanı Haralambos Pittas ise, etkinlikte yaptığı açıklamada, Omorfo kökenli Rumların, ileri sürdükleri "işgali" sonlandıracak ve temel özgürlükleri iade edecek bir çözümü arzuladığını söyledi.
Kıbrıs sorunundaki siyaseti nedeniyle Türkiye'yi eleştiren Pittas, yeniden yakınlaşma tedbirlerinin ve de "işgal altındaki topraklara" yönelik ziyaretlerin kendileri için çözüm olmadığını savundu. Kendileri için çözümün, yolların ardına kadar açık olması ve "işgal altındaki toprakların" her köşesinde serbestçe dolaşmak olduğunu ileri süren Pittas, çözümün; bölünmüş bir vatan yaratmak ve burada yaşamak değil ülkenin ve halkın yeniden birleştirilmesi olduğunu söyledi. Pittas, konuşmasında ayrıca, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın çabalarının desteklenmesi için herkese çağrıda da bulundu.
Alithia gazetesine göre, etkinlikte söz alan "Omorfo Metropoliti" Neofitos ise, "Zodya barikatının (Bostancı), Limnidi (Yeşilırmak) barikatının açılması ne de Ay Mama'da ayin yapılması bize yetmez. Biz Kıbrıs'ın gerçekten birleşik, Avrupa ve çağdaş dünyaya armağan ettiği hakların işleyeceği bir Kıbrıs istiyoruz" dedi ve "Kıbrıs'ın bugünkü macerası kesin değil, geçicidir" diye konuştu.
Bu arada, Haravgi ve diğer gazetelere göre, sözde "Omorfo Belediyesi", önceki gün Astromerit'te düzenlenen 28. "anti işgal" yürüyüş etkinliği çerçevesinde BM yetkililerine verdikleri muhtırada, Kıbrıs'taki mevcut durumun kabul edilemez ve uluslararası toplum için utanç teşkil ettiğini belirti.
Uluslararası toplumun, "uzlaşmaz tutumunu değiştirmesi ve Kıbrıs sorununa yaşayabilir ve işlevsel bir çözüm bulunması için çalışması" yönünde Türkiye'ye baskı yapması gerektiğine inandıklarını belirten Omorfo kökenli Rumlar, Kıbrıs sorununun çözümünün BM kararlarına dayalı olması ve de AB'nin temel ilkeleri ile çatışmaması gerektiğini ifade ettiler.
Muhtırada, çözümün; meşru "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğini, topraksal bütünlüğü ve bağımsızlığını, tüm Türk askerlerinin ve "yerleşiklerin" çekilmesini, tüm göçmenlerin bugün Türk "işgali" altında bulunan evlerine ve mülklerine geri dönmesini garanti altına alması gerektiği de ileri sürüldü.
Muhtırada, ayrıca, ileri sürdükleri "işgal altındaki topraklarda bulunan mülklerinin yasa dışı olarak istismar edilmesi" de kınandı ve "yasal mal sahiplerinin haklarının korunması için gerekli tedbirlerin alınması" yönünde BM Genel Sekreteri'ne çağrıda bulunuldu.
|