|
Yaklaşık bir haftadır spor kamuoyunu meşgul eden konuların başında Gönyeli'nin Londra seyahati geliyordu. İki tarafın anlaşması sonucu, buruk bir seyahat olmasına rağmen, kafile Londra'ya vardı.
Son üç yıldır büyük zorluklarla düzenlenmeye çalışılan bu organizasyonun hedefinden saptırılışını izliyoruz. Organizasyondan neler umuyorduk. Neler bulduk? Gezi ve eğlence havasına dönüştürülmüş. Bu organizasyon o kadar çok tartışıldı ki, doğrusunu söylemem gerekirse çok konuşup çok bildiğimizi sanan bir toplum görüntüsü çiziyoruz ancak hiçbir şey bilmiyoruz. Kuru bir gürültü ve avazı çıktığı kadar bağıran küçük bir topluluk. Sanki dünya futbolunu bizler icat edip bizler yönetiyormuş gibi hareket ediyoruz. Halbuki rantlar topluluğu olmuşuz.
Bakar mısınız? Allahın sponsorluk kavramını bile bilmiyoruz. Futbol Federasyonu yetkililerine sormak isterim? Önümüzdeki sezon lige yüksek miktarlı sponsor bulunursa, tüm takımlar ilgili sponsorun amblemlerini formalarında taşıyacak mı? Tabii ki, HAYIR. Böylesi çağ dışı kalmış bir mantığı kabul etmek mümkün değil. Basit bir sorunu güçlükle çözmekte zorlanan bir yapının, futbolun geleceği için atacağı hamleleri düşünmek bile istemiyorum. Futbol Federasyonu bir kişiyle yönetilip, çoğulcu anlayıştan uzaklaşırsa, olacağı da buydu. Ne demişler "doğa boşluk tanımaz".
Songuç Kürşat cuma günkü yazısında Londra kafilesinin kalabalık olduğundan bahsetti. Doğru bir tespit yaptı. Gerçekten çok şişkin kadrolarla İngiltere'ye gidiliyor. İki yıl önce ayni tespiti Kıbrıs TV'de yorumlamıştım. Brezilya Milli takımının bile Dünya Kupasına giderken, böylesi kalabalık bir kafileyle gitmediğini söylemiştim. O dönemde kısmen tepki de toplamıştım. Ancak bugün doğrulandığımı görmek açıkçası beni memnun etti. Bu konuda da "doğa boşluk tanımaz"
************
Sporumuzun başsız yönetilip,yetki karmaşasının yaşanmasını iyi analiz eden kesimler, lider pozisyonunda ön plana çıkmaya çalışıyor. Tabi, liderlik vasıfları ne kadar geçerlidir tartışılır. Ancak CTP-Birleşik Güçler'in soruna çözüm bulma zamanı gelmiştir. Spor Bakanlığı'nın kapanıp, "Üst Kurul" çalışmalarının başladığı ilk gün itibariyle sorun yumağına dönüşen spor, arzulanan noktaya gelmemiştir. "Bizler bunu yapmıştık. Bakınız sizler hiç bir şey yapamıyorsunuz" gibi söylemlerin havada uçuştuğu, astın üstü takmadığı, kişilerin birbirinin kuyusunu kazdığı, davranış şekilleriyle yağcılıkları, plan ve programın olmadığı ve en önemlisi motivasyonun kırıldığı bir dönemi radikal kararlarla atlatmalıyız. Açıkçası, hiç kimse ne olacağını bilmiyor. Sporumuz, sanki de parti içi hesaplaşma ortamına sürükleniyor. CTP-Birleşik Güçler'e yakışmayacak bir düşünce tarzı. Bir ülkenin gençliği ve gençlik için olmazsa olmazlarının başında gelen spor politikaları, sahipsiz kalmamalı. Hele hele CTP-Birleşik Güçler gibi gençliğe önem veren bir partinin spor politikalarını belirlememiş olması, ülke adına büyük kayıp.
CTP-Birleşik Güçler, ilk önce kendi iç dinamizmini barıştırarak işe koyulmalı. Homurdanmalar ve kaprisler son bulmalı. Geçen yorumumda yazmıştım. Spor politikasını belirledikten sonra beğenen kalacak. Beğenmeyen gidecek. Bu yerler, kişilerin tatmin olabilmesi için verilmiyor. CTP kısa sürede kadrolarını belirleyip, yaz dönemini çalışarak geçirmeli. Aksi halde, dünyanın hiç bir yerinde yaşanmayan bireylere has yeni bir spor politikası üretmiş olacağız. Adına da "Birey Spor Politikası" konacak.
İnsanların aç yaşayıp, bir tabak pirince muhtaç olduğu Afrika'da bile spor politikaları düzgün çalışıyor. En azından Olimpiyatlardan başarı geliyor. Eeeee, ne demişler; "Doğa boşluk tanımaz" boşluğu siz dolduramazsanız, birileri gelir ve doldurur.
KTOEÖS, KTÖS seçimlerinden sonra DAÜ'de de ikaz verilmiştir. Futbol Federasyonu seçimleri sonrası 4-0 mağlup olabilirsiniz.
|