|
Futbol Federasyonu seçimlerine kısa bir süre kala adaylar listelerini ve icraatlarını basınla paylaşamaya başladı. Başkan adaylarından Sayın Ömer Adal'ın önerileri kulağa hoş geldiği gibi, bir o kadar da hayal kırıklığı ve endişe yaratıcı niteliğinde.
Bir kere plan ve program diye birşey yok. Sayın Adal, bizlere üç yıllık planını açıklamalı. Futbol Federasyonu'nun devletle imzaladığı protokola uyacak mı? uyulmayacak mı? Bunları söylemeli.
Üçüncü Lig kalkmayacak diyor Sayın Adal. "Dün dündür, bugün bugündür" politikasıyla. Saygı duyulması gerekir. Çünkü seçim kazanmak için dün de, bugünde Kıbrıs Türk futbolu hep kullanılmıştır. Tıpkı , "Kunta Kintelerin" Afrika'da kullanıldığı gibi. Sakın ola birileri çıkıp bana "bizler Kıbrıs Türk futbolu için uğraş veriyoruz" desin. Her şey yalan rüzgarı gibi. Menfaatlerin çatışması.
Bu ülkenin Futbol Federasyonu, genel kurulu lig statüleri ve transfer yönetmeliği için karar vermiştir. Ama Sayın Ömer Adal hayır diyor. Ben genel kurulun verdiği kararı takmıyorum, protokole uymuyorum ve benimsemiyorum.
Eğer seçilirsem Üçüncü Ligi devam ettireceğim. Devlet isterse para vermesin. Senaryo nedir bilir misiniz? Eğer Sayın Adal kazanırsa, havuza düşecek pastadan pay alabilme adına Üçüncü Ligi kendisi kaldıracak. Neden mi? Geçen hafta bir gazetede yaptığı röportajı dikkatli okuyanlar, başta söyledikleriyle sonda söyledikleri arasında birçok yanıltıcı nokta olduğunu görebilir.
Nede olsa o bir "Avukat". Üçüncü Ligi devam ettirip, Profesyonelliği geliştirme adına havuzdan gelen paranın çoğunu Birinci Lig kulüplerine verecekmiş? Yani Üçüncü Lig "sözde" kalacak. Akıllı ve sinsice bir davranış. Vay canına be? Ne kadar verecekmiş? Nasıl verecekmiş? Söylenmiyor. Rakamlarla konuşan yok. Söylemlerin çoğu "Mişli gelecek" zaman. Sanki de "Türkçe" dersi görüyoruz. Halbuki, dersimiz "futbolun geleceği" değil mi?
Biraz da gerçeklerle yüzleşelim. Açık ve şeffaf olunmalı. Sayın Adal havuzdan Birinci, İkinci ve Üçüncü Lig takımlarına ne verecekmiş? Profesyonelliği nasıl geliştirecekmiş? Bilmek istiyorum. Açıkçası ben Sayın Adal ve ekibinden şunu beklerdim. "Futbol Federasyonu Genel Kurulu, lig statülerini ve transfer yönetmeliklerini değiştirme kararı almıştır. Saygı duyuyoruz. Geçmişte benim savunduklarıma gelindi. Ancak, bazı aksaklıklar tespit ettik. Bu aksaklıkları düzeltmek için de şu projeleri bir kitapçık halinde siz kulüplere sunup görev talep ediyoruz" demeliydi. Biraz hayalciyim herhalde...
Sayın Adal, on yıl gibi uzun bir süreyle federasyon başkanlığı yaptı. Üçüncü Ligi kaldırıp profesyonelliğe geçmek istediği dönemde kasada para bile yoktu. Şimdi devletle yapılan protokol söz konusu olmasına rağmen bir anda "U" dönüşü yaptı. Nedeni çok açık, "Seçileyim de bir formül yaratırız" gibi sinsi planlar içerisinde. Hep söylüyorum. Bu ülkenin futbolunu, altyapısını, kalitesini takan falan yok. Bireylerin savaşı ve elde edilmek istenen makamlar söz konusu.
Bir anda "U" dönüşü yapan bir kişiye nasıl güvenilir bilemiyorum. Son olarak Devlet protokolünü siyasi rüşvet olarak görenlere şunu hatırlatmak istiyorum. Zamanında, sırf milletvekili seçilme hırsından Futbol Federasyonu başkanlık koltuğundan izinli ayrılarak, federasyonu telefonla yönetip, seçim kaybettikten sonra başkanlık koltuğuna tekrar dönenler her halde siyasi rüşvet tanımına girmez.
Artık biraz da ülke futbolunun gelişimi için uğraş verir misiniz "Lütfen"
|