|
Kendi kimliğini, müziğini, şiirini, romanını arayan bir ülkede ne de zor bir çabadır üretmek. Ne de zor bir çabadır sanata gönül verip, yaşamın tüm zorluklarına, kirlenen değerlerin aldatmacasına, banallığına rağmen var olma, var etme savaşına soyunmak. İşte böyle bir yola baş koymuş, gönül koymuş, maddi, manevi her türlü zorluğun altına gönüllü girmiş bir müzik adamı olan Fahri Kilis, cd'sinin ilk çıktığı gün mutluluğunu benimle paylaştı.

Aynı kurumda çalışmamıza rağmen onu iş ortamında değil de ilk kez BRT'deki bir programda izlemiştim. Gururlu duruşu güçlü yorumundan sonra ilk aklımda kalandı... Sonra aylar ayları kovaladı cd nin çıkış tarihi birtakım aksiliklerle gecikti ama o, yorulmadı, durulmadı. Nihayet geçtiğimiz günlerde "Merhaba" adını verdiği ilk cd'si dinleyenlerle buluşturdu. Bu cd'den elde edilecek gelirin yarısını Kanser Hastalarına Yardım Derneği'ne bağışlayacak olması da ayrı bir duyarlılık onun adına. Cd'ye bakıldığında tüm şarkıların bestesinin ve bir şarkının sözlerinin kendisine, geriye kalan şarkıların sözleri ise Bülent Fevzioğlu'na ait. Albüme katkı koyan sanatçılardan da anlaşılacağı gibi kaliteli ve başarılı bir ekip çalışması yapılmış. Şöyle ki: Aranjörlüğü Murat Ertüzün'e, kapak resmi Dr. Arif Albayrak'a, vokaller ise Erkan Dağlı, Ayşe Akın ve Umut Albayrak'a ait.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Metin Kunt (Avtepe Medoş Laleleri Festivali'nden)
Şarkıları dinlemeye başladığımda birinci şarkı (*) beni derinden etkiledi ve uzun süre 2. şarkıya geçemedim.
Ahh kadınım, kekik kokan can suyum
neredeydin, neredeydin
***
Neredeydin.. neredeydin, kimlerleydin
Söylemedin...
Neredeydin.. neredeydin, ellerleydin,
Bilemedim...!!
.....
Kıbrıs kendi müziğini, kendi şarkılarını ararken, yapılması gereken onca iş dururken zor bir yol tutan bir yolcu Fahri Kilis. Her gün piyasaya çıkan, radyolarımızda çalınan onca yoz şarkı arasında kendi şarkılarımızı, kendi sevdalarımızı, kendi acılarımızı dillendiren, dişiyle, tırnağıyla, emeğiyle varolma savaşı veren bir taşkın yürek. Güzel müziklerini dinlerken emeği, inancı, direnci ve adalı kimliğini hissettim kendi adıma. Dinlemediyseniz eğer, kekik kokularının salındığı, sevdalara can veren bu şarkıları mutlaka dinleyin derim. İnanıyorum ki dinlerken siz de kendinizden bir parça bulacaksınız...
(*) 1. şarkı: "Neredeydin", Söz: B. Fevzioğlu, müzik: F. Kilis.
****************************
Hep denedin, hep yenildin. Olsun, yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil.
(Samuel Beckett)
*****************************
Yüzünün Yakıcı Senfonisinden
akşamın
erguvan kanatlı kartalı
dağların ardına konduğunda
havada sevişme sonralarının hoşluğu
havada öpüşme kokusu
gölgesinin uzayan çimenine otursam iğdelerin
ve yüzünün yakıcı türküsünü söylesem bozkırlara
çığlığım uzar dağılır
çiçekler yavrular sesimde esen
kekikler dal uzatır hüznüme
bulutlar karışır-sular akışır
ki bilirim
sana söyleyeceğim tüm türkülerden
daha güzelsin sen...
Adnan Durmaz (bilirsin aşk da serseri, art yay, ank, 2003)
*************************

TUTSAKLIĞI SORGULUYORUM
Bedelini özgürlüğün
Ellerimi yargılayıp
Ayaklarımı sürgün ediyorum
Ben
Kafes içinde
"Ben" saklıyorum...
Rukiye Kurt
Mart 2007
***************************
DÖRTNALA ATLILAR GEÇTİ
Dörtnala atlılar geçti hayatımızdan
kadırgaları kanla yıkanmış korsanlar
aşk geç kalınmış bir sürgündür artık.
Yalan bir atlasın, yanlış tarihinden dışarı
şarap ve zeytinle kutsanmış hüzünler bıraktı
toprak çanaklarda tortulanmış hayata dair
Viran kentler, yalnızlığa soyunmuş limanlar
günbegün ağırlaşan yükü terkedilmişliğin
ne kaldı geriye işgal edilmiş hayatlarımızdan.
Finans tetikçi bir korsandır yakın tarih
Kan ve gözyaşıyla kutsanmış hüzünler bıraktı
Ateş rengi güllerden damıtılmış hayata dair.
Aktaç Altıok
Çıkılmamış Yolculuklara
************
ZAMANA ASILI MEKTUPLAR
Sen kekik kokulu şiirler yazarken ben Medoş Lalelerinin peşinde gezindim dağlarda. Hollanda'da bir Medoş lalesisinin 4 ev parasına denk geldiğini okuduğumda kendi tartımızın bozukluğuna bir kez daha şaştım. Lalelerimizin, şiirimizin, kimliğimizin tükenmemek adına korunmaya ihtiyacı olduğu bir zamanda dolaştım kendi uçurumlarımda, kendi yangınlarımda. Sahip çıkmak ister gibi sevdama, sahip çıkmak ister gibi doğama, çevirdim gözlerimi dört bir yanıma. Sen kekik kokulu şiirler yazarken, yok edilen güzelliklerin diyetiyle yüz sürdüm toprağıma..
Hazar Ada
***************
BAŞUCU KİTAPLARINDAN
Her şey bir bekleyiş bir hazırlık içinde; her şey düşlere dalmış, ileriye doğru nazlı ve nazenin yol almaya çalışan bir oluşumun sıtmasını yaşıyor, tomurcuklanıp filizleniyor, tohum güneşe, bulut tarlaya, körpe otlar esen yele buyur ediyor kendini. Her yıl bahar göründü mü, içimde sabırsızlık ve özlem beklerim pusuda; sanki ötekilere hiç benzemeyecek; sanki öyle olacak ki, sonunda bir yol, şöyle bir saatlik süre güç ve güzelliğin kendini açığa vuruşunu bütünüyle görecek, anlayacak ve hayatın nasıl gülerek topraktan başverip gençlik taşan kocaman gözlerini gün ışığı karşısında araladığını ben de kendisiyle birlikte yaşayacağım...
Gençlik Güzel Şey (Hermann Hesse) - Cem Yayınevi
Çevirenler: Behçet Necatigil, Kamuran Şipal
************************
|