Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [1]
Kime karşı alıyorsunuz? [2]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [9]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [3]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]



ZİRVE YA DA DİP

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Mayıs 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

ki dünya uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten?...”

(Ahmet Telli)

 

Zirve ya da dip. Bakılan, durulan noktanın merkezi. Ağır bir bedelin hafif düşüncesi. Sahte hedeflerin sırıtan ifadesi. Zirve ya da dip, sırlı aynaların kandırmacası. Hiçlik üzerine kafa yorulan yer. Düzlükte tökezleyen, sahte ödüller, madalyalarla kirletilen insanların coğrafyası. Bir mekan kandırmacası, öne geçme çabası, benzeyen, benzeşen, yükseklik korkusu taşıyanların acısı. Dip ya da zirve kovalamacası, birinin diğerine “nerde” olduğunu gösterme numarası, ya da tersten okunuşuyla koskocaman bir şişkinlik, yaşamlardaki gaz sancısı… Kim, nerde, nasıl, hangi suratla ve hangi maskeyle, kaç surette çıkıyor karşımıza?.. İnsan derinliğinin zirvesi nerdedir, hangi boyutta, hangi kitap, nasıl karar verebilir buna?

 

`Kimse bana değerimi veremez ve kimse o emanet verdiği değeri de benden alamaz` derim sayıklamalarımda. Hep kendi durduğum yerde çıkarım karşıma, bakarım aynama… Her yerde ve hiç bir yerde, herkesle ve hiç kimseyleyim. Her çocukta ve hiç bir yüzdeyim. Belki bir düzlükte saklıda, kuytuda üşüyen bir bulutta; belki Mesarya’daki kuru bir otta…Dört yanda hoplama, zıplama, atlama, sıçrama hareketlerini göstermeye, yakıştırmaya ve öğretmeye kalktıysa da birileri, biliyorum ki her gece yüzlerindeki makyajları cilalamaktan yorgun, umutsuz, benzeşme dürtüleriyle saldırgan bir noktadan bakmaktan acıyordur hücreleri. Cılkını çıkararak siyasetin, cılkını çıkararak solun, ideolojinin, lastik haline getirerek cümleleri bilirkişi tavırlarıyla, Oscarlı oyuncuları bile kıskandıracak roller keserler. Karanlıklarda ruh yiyicileri ile dansedenler, nerde durduklarına bakmadan “diğerlerinin” isimlerinin önüne attıkları tiklerle beslenirler.

 

Kesiyorum durduğumuz yeri ortasından

Ey görünüş! seni bir yerinden hiç anlamıyorum

 

diye “Uçsuz bucaksız bir uçurum”da gezinen Edip Cansever cümlelerimin içinden hatırlatmaktadır bana kimsenin gösterdiği yerde durmamayı. Zirvelere ve diplere uyumsuz bir gülümseme ile ilk beşin, üçün, yüzün değil kendi yüzümün önünde durmayı öğrendim bu yolculuklarda. Ve öğrendim düşerken kendi kuyuma düşmeyi, yenilirken hayallerime yenilmeyi, kaybolurken kendi özümün içinde, özsuyumunda yıkanarak varkalmak için direnmeyi…

**********

 Düşüncede olduğu gibi, sanatta da aradığımız şey hakikattır.

HEGEL

**********

Yolcunun Türküsü

yol tekinsiz-hava kar

dağlarda ulur kurtlar-

kar altında gül kalmış

kül altında kor kanar

yeğin atım çatladı

bitti mataramda su

hangi adımda mayın

hangi sapakta pusu

karanlıkta savrulan

kirli yüzlerden geçtim

rüzgârı iğrendirir

çürük insan kokusu

belki bir düş ömrümüz

herkes göçer sonunda

ya kavgada olmalı

ya da yarin koynunda

***

Adnan Durmaz

Eylül-Ekim 94. İzmir

 

******

Daralma

5.

Sınırların keskinlemesine yürüyen ve

göbeğimin tam orta yerinden bölünen-ben

en derin uzaklığı mezar yaparken kendime

daralan toprak yetemedi enime

yayılmak istedim denize taştım

-unutmuşum-

kıyılarını sevmeyen bir adalıydım – adalılık darlıktır

-daralma-

çekip gitmelerden yorulmaktır.

 

6.

Yurdumun dumanına üfledim

altından sıla çıktı-bedenim azacıktı

yabancılaşmak oldukça kalabalıktı

daralmıştı yurt-büyümüştü yurtsuzluk,

varkalmak sınıfta kalmıştı

işgal dersine iyi çalışmıştı

bunalmak bedenime ve soluğuma el atmıştı

-daralmak-yurtsuzlaşmaktı

göçün kapılarını aralamaktı

-daralmak-

yaralanmaktı-kanamaktı

ve herşeye rağmen yaşamaktı

 

Ümit İnatçı (Yarılma – arsoperandi yayınları)

Daralma

5.

Sınırların keskinlemesine yürüyen ve

göbeğimin tam orta yerinden bölünen-ben

en derin uzaklığı mezar yaparken kendime

daralan toprak yetemedi enime

yayılmak istedim denize taştım

-unutmuşum-

kıyılarını sevmeyen bir adalıydım – adalılık darlıktır

-daralma-

çekip gitmelerden yorulmaktır.

 

6.

Yurdumun dumanına üfledim

altından sıla çıktı-bedenim azacıktı

yabancılaşmak oldukça kalabalıktı

daralmıştı yurt-büyümüştü yurtsuzluk,

varkalmak sınıfta kalmıştı

işgal dersine iyi çalışmıştı

bunalmak bedenime ve soluğuma el atmıştı

-daralmak-yurtsuzlaşmaktı

göçün kapılarını aralamaktı

-daralmak-

yaralanmaktı-kanamaktı

ve herşeye rağmen yaşamaktı

 

Ümit İnatçı (Yarılma – arsoperandi yayınları)

ya beni sev ya kötülükleri

bana işte yalan söylemeyiniz

bu insanları siz de biliyorum benim kadar

gözleriniz öyle baksın dudaklarınız konuşmasın

konuşursa insanları konuşmasın

bir sokak tam sokak olsun, insanlar olmasın

büyük bir ağaç olsun ve  yağmur olsun

ayaklarınızda çiğnenmeye razıyım, yağmurda ıslanmaya

 

madem ki gözlerimi seviyorsunuz

bu kötülükleri siz de biliyorum benim kadar sevmiyorsunuz

 

Kaya Çanca (Y. Sokağı)

K.T.Sanatçı ve Yazarlar Birliği Pygmalion Yayınları

Başucu Kitaplarından

Zaman, her zaman en güçlüdür. Her zaman oradadır, çünkü daima vardır, çünkü şimdi varlığın tek varlığıdır; her şey onun içinde olur veya olmaz. Bu nedenle yaşlanıyoruz ve bu nedenle ölüyoruz. Ronsard’ın şu iki mısrası bu özü dile getirir:

 

“Zaman geçiyor, geçiyor zaman, kadınım

Yazık! Zaman değil, biz geçip gidiyoruz!”

 

Şimdiyi yaşamak mı? Bize verilmiş olan sadece o olduğuna göre bu gerçekten gereklidir. Anı yaşamak mı? Kesinlikle hayır! Bu hafızadan, düşten, iradeden, zihinden ve kendinden vazgeçmektir. Düşüncelerini hatırlamaksızın nasıl düşünülür? Sevdiklerini hatırlamaksızın nasıl sevilir? Arzularını, projelerini, hayallerini hatırlamaksızın nasıl hareket edilir. (…) İşte bu nedenle unutma, ölüm, yorgunluk, budalalık, hiçlik daima tehdit eder. Var olmak, karşı koymaktır; düşünmektir; yaratmaktır; yaşamak, hareket etmektir…

Felsefeyi Takdimimdir (Andre Comte Sponville)

Türkçesi: S. Seza Yılancıoğlu – Altın Kitaplar

Zamana Asılı Mektuplar

Ben seni hiçbir zaman bahçenden koparıp vazoma koymak, ya da saksıma ekmek istemem… Sen koparılıp daracık bir hücrede büyütülemezsin. Sen çok daha fazlasısın... Ama sen, insanın sana karışabildiği kadar karışırsın; aşk, sevgi ona karıştığın kadar; ömrün anlamı kadar, kendi kadar... İnsan sorabildiği kadar sorar ve cevaplar alabildiği kadar her yerdedir... Ve hava soluyabildigin kadar, ates yanabildiğin, su alabildiğin kadar ve toprak inebildiğin...Ve sen kadarsız ve insan kadarını arayan...

 

zehra nalbantoğlu

   

 

   2371 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hocaların Hocası: Ali Atakan
22 Kasım 2008, Cumartesi   Atilla İlhan’ca Sayıklamalar
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?


Yorum Sayısı:   1
  Emrah Türkoğlu         - İstanbul 29 Mayıs 2007, Salı 21:28 
Uçurumdan korkmamızın nedeni kendimizi aşağı atma özgürlüğümüzdür demiş adını hatırlamadığım biri. Özgürlük aldığımız en büyük risk galiba. Belki de bu yüzden zirveler de en dip noktalar kadar ürkütücü. Bir de zirve ve dip arasında sürekli bir salınım hali var. Çok can sıkıcı. Keşke hep ortalarda bir yerde yaşayıp gitseydim, karmaşayı artıran pek çok şeyi hiç görmemiş, bilmemiş olsaydım dediğim olmuştur. Bunca şeye rağmen yine de yaşamak güzel. Çünkü başka bir dünya ihtimali her zaman var. Yazınız bana bunları düşündürdü. Teşekkürler.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

EMEK PAKETİ ile PİYASAYA BAYDA ATILDI

Mustafa BESİM

KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital