Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Avcılardan ağaç katliamı
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Tam uyum

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Ağustos 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yolların tanıklık ettiği karanlık bir geceydi. Arabaların zayıf ışıkları yasemin kokuları sinmiş mahallenin arasında gizleneni açığa çıkaramıyordu. Elektrik teline konan baykuştan başka hiçkimse yoktu etrafta. Hissettiği uğursuz uğultunun o yaygın inanışla "baykuş"tan olabileceğine inanmak istedi. Gecenin zayıf gözleri seçemiyordu hissettiklerini. El-ayak çekilmişti. Yatakodalarının pencerelerinden uyku modundaki ışıklar sızıyordu. Issız ve terkedilmiş gibiydi köy sokakları. Karanlık sokaklarda yürürken gizlenmek de istemiyordu, ortaya çıkmak da, kaçmak da istemiyordu, kalmak da. Gecenin ortasında "o" gazete küpürü geldi yine aklına. Bu yaz gecesi, rüyalara dalamayacak kadar yorgun hissediyordu kendini. İnsan beyninin kendi elleriyle yaptığı cinayet aletleri ve buluşları resmigeçit yaptı karelerce. Atom bombasını atan eli düşündü ve çocuklara yöneltmiş silahların ardındaki Amerika'nın azraile dönen binlerce yüzünü. 6 Ağustos'da Hiroşima'nın yıldönümü diye okumuştu gazetedeki falında bugün. Nasıl bir dünyada yaşadığını sorgularken onun için yazılan rolü ezberleyemeyen bir artist gibi hissetti kendini. "Ben kaldım, onlar öldüler" diyen Oğuzcan'ın şiiri geldi aklına... Hiroşima'dan sonra çocukların, masum insanlar öldürülmeye devam ettiğini, daha dün Türkiye'de insanların parçalanarak teröre kurban verilişi geçti aklından. Bu insanlık ayıbının, bu utancın yıldönümünde değişen birşey yoktu yine...

elbet bir bildiği var bu çocukların

kolay değil öyle genç ölmek

yeşil bir yaprak gibi yüreği

koparıp ateşe atmak

diyen Korkmazgil ve nice şairin kelimeleri akıyordu yine dünyanın yaşlı kalbine. Hiroşima'nın yıldönümü diye vermişti haberi bugün gazeteler. Yeni versiyonları yaşanan ve şekil değiştiren manşetlerin gerisinde, pastanın üzerine Lübnan, Bosna, Filistin, Irak ve nicesi konmuştu mum niyetine ve atom bombasını atan el yakmıştı mumları yine. "Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler" dizesi geldi takıldı gecenin kollarına. Sıktı boğazını Nazım... bir, şiire bir şarkıya sıkıştıramadı ölü çocukları... Anadolu'daki çınar altı alay etti 2000'li yılların teknolojik harikalarıyla. Çocukların kesilen gülümsemeleri düştü peşine... Hiç bir hayal ve hiçbir gülümseme masum değildi artık, biliyordu. Karanlık, dar yollarda yürürken sırtında taşıdığı bir kamburdu "insan" denen kör yiyici artık...

Baykuş öttü. Gözlerinin delici ısırığıyla, yardıma gelen bir dost gibiydi. Mahalleden çekilen el - ayak seslerinin gizlendiği sundurmalarda yaşam izleri aradı, tutunmak istercesine yaşamın yenilenen gerçekliğine. Baykuş öttü ve sustu... Sustu sundurmaların betonları, sustu insanlar, gece, dünya, sevda, vicdan sustu. Hem de öyle bir sustu ki uzayın ortasında, arsızca, edepsizce bir susuştu bu. Dünyanın bu kaçıncı suskunluğuydu hesaplayamadı. Karanlıktaydı. Gece dar mahallelerin arasında kol geziyordu. Öyle derindi ki gözleri, güneşi yutan bir canavara benziyordu.

Dışarıdan acıyı tanımlamaya çalışmak, o acıyı aşağılamak olur.

O Gece Hep Gece Kaldı

Sessizliği hırpalayan uğultular

Uğultular daha sesli

Uğultular çok sesli

Uğultular yakın

Uğultular daha yakın

Korkudan barsaklarımın düğümleri bolarır

Dudaklarımın alı ağarır

Tırnaklarımın altı morarır

Bir kalabalık dökülür dibime

Çamur kılıklı insanlardı

Yüzleri ve gövdeleri çürüktü

Baktım bir daha baktım

Daha iyi baktım

Gözlerim cam kesildi

Kimilerinin şakağı delikti

Kimilerinin çenesi eksikti

İçlerinden biri

Ki yarı kafası yoktu yerinde

Ellerinde bir ayna inadı inat tutar yüzüme

Yüzüm aynada bir felaket

Yüzüm aynada bir dehşet

Yanık toprak çukurları gözlerim

Yurdumun şemaline çok benzerim

Heyecanımın yokuşunda tökezlerim

Ve birden küçük bir vücut sokulur yanıma

göğsümden bir mermi söküp uzatır bana

Kor bir mermidir o

Ümit İnatçı (Tükeniş Güzergahı)

Bizim Kedinin Masalı

Düşünürdüm küçücük bir çocukken

Rum komşumuzun kedisi de

Rum mu diye.

Bir gün anneme sordum

meğer kediler Türk

köpekler Rum'muş

kediciklere köpekler saldırıyormuş.

Günler sonra bir gün

ne göreyim,

bizim kedi

doğurduğu yavruyu yedi.

Mehmet Yaşın

Başucu Kitaplarından

'Yaşam bir harikadır', dedi doktor bey kutsallara özgü kalın, okşayıcı bir sesle: 'Yaşam süreci, insan vücudundaki organların tümü, bunların çalışmaları, görev bölümü yapmaları bizlerin kavrayamayacağı denli karmaşıktır. Hangi birimiz doğanın bu gizemini çözümleyebiliriz?' Doktor Brodsky gerçekten büyük bir ilim adamı. İblislerle, şeytanla işbirliği yapıp, iyiliği yeryüzünden kaldırmaya çabalayan her sağlıklı vücut senin geçtiğin denemelerden geçince böylesine hastalanır, acı çeker.

Otomatik Portakal (Anthony Burgess, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları- 2003)

Zamana Asılı Mektuplar

'Kederini ellerinden tutan' bir çocuğun diyeceği sözleri biriktirerek geldin. Hem de "yağmur yağmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı" denilen bir akşamda... Bir 'merhaba'nın işkenceleri, hapisleri, yılları ve yolları taşıyacağını hissettirerek.. 'Nasılsın' diye sordun. Ne kadar sıradan görünürdü bu soru oysa yüzüme? İyiyim ya, iyiyim elbette. Bunca kirlenmişlik içinde gerçeğin var olduğunu 'insan nasıl duruyorsa öyle biçimleniyor gövdesi' diyerek öğrenirken, iyiyim diyerek bakıyorum harflerinin yüzüne...

   729 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital