Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Avcılardan ağaç katliamı
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Tam uyum

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Başımı yastığa her koyuşumda

Mersin kokan zamanlar uzaklaşır

Kend(t)imden ge(ö)çerim...

Mağusa'ya, Baf'a, Milano'ya, Pire'ye, Ankara'ya ... sonbahar geldi. Kimbilir kaç ülkenin, kaç şehrin, kaç kentin, köyünde, sokağında hüküm sürmektedir şimdi. Evlere, aşklara, dağlara, kırlara ve şarkılara yağmaktadır. Şimdi herkes kendi sonbaharını kendince yaşamaktadır. Kimbilir kaç yüze, kaç anıya, kaç gülüşe yağmaktadır beti benzi atmış bir suratla. Ben, en çok Larnaka'nın boğazıma yapışan terkedilmiş havasından solurum sonbaharı. Bu benim için değişmez bir yazgıdır. Ortadan bölünmüş bir yaşam boşluğundan kaçmak isteyen bir kadın 70'li yılların kayıp parçalarıyla 34 yıldır aynı Hazan'ı getirir beyaz zambaklı eve.. Kadın, hep ayni Hazan makamında gezinirken, yitik kentinin sokaklarında dolaşır ve der ki: 'kavrulduk yazda, kanadık ve yaralandık'. Der ki: 'sonbahar geç bizden Allah aşkına. Geç ve git başka baharlara'....

(*) Dün gece sisli sahilleri adımladım

Anılarım şıpırdadı ayaklarımda

İlk kez Larnaka' dan uzakta

Duydum yalnızlığımı,

Dün gece sisli sahillerde kend(t)imi aradım...

Her yıl veda busesini dudaklarında saklayan kadın son ifadesini yazar, son duasını eder acılarının. Ve her yıl hep aynı martı konar avuçlarına. Hep aynı adresten getirir selamını. Her "son" deyişinde sonlanmayan bir acının artıklarını toplamasını izlerim. O kadın, terkedilmişliğinin izlerinini paslı bir çivi gibi bırakır sonbahara. Yaprakların cızırtılı kopuşunda içi eriyen bir ağaç gibidir. Deniz kenarında gelmeyecek yolcuları bekleyen boş bir banka dönüşür yüzü. Onu yabancı bir filmin alt yazısını takip eder gibi izlerim. Tercümesi olmayan bir şiire döner konuşmalarımız, dilimiz farklılaşır, yüklemlerimiz, öznelerimiz başkalaşır. Köylerimiz, kentlerimiz benzemez birbirine. Dalgaların şıpırtısıyla sevişen kentin su kemerlerinde gezinen kadının uzağına düşerim her sonbahar geldiğinde. Tek bir anım yoktur benim doğduğum kentin tahta iskelesinde, yoktur deniz panayırında bir volta atmışlığım. Mercan çiçeklerini hiç takmamışımdır "markalı" kıyafetlerimin yakasına, hiçbir Bayram sabahında. Hala Sultan Tekkesi'nin bahçesinde gözgöze gelmemişimdir kimseyle, sevdaya dair tek bir izim yoktur Tuz Gölü'nün çevresinde. Tek bir bakışım saklı kalmamıştır herhangi bir taşın altında. Hurma ağaçlarından koparmamışımdır tek bir hurma. Larnaka'nın deniz kokusuyla büyüyen kadınla her sonbaharda farklı kültürlerden gelen iki temsilci gibi yabancılaşırız birbirimize. Yoktur tercümanımız, yoktur lügatımız, yoktur sözlüğümüz. Ortak paydamız olur suskunluğumuz. Ama hep aynı soruyu sorup dururuz:

"Şimdi Larnaka'da Sonbahar mıdır?"

(*) Şiir: Cemal H. Ziya (1971)

Susmak, dayanılması çok güç bir cevaptır.

Yaz Dedi Aşka Dair Şarkılar

Girne'de küçük bir kız bana

Göze ayışığı, gönüle yoldaş bir kız

Aşka dair şarkılar yaz dedi

Bana bu Girne'yi adımlamaya mahkum kadına

Bu gövdesinden geçmiş bu sevdaya unutkan

Bilmez ki ne kirlenmiş dökülmeler yollarda

Boynuma sarılan kirli bir iptir liman

Salyangozların aydınlığı mı olur

Küçük bir kız Girne'de bana

Bebek tatlısı ağzıyla

Yaz dedi aşka dair şarkılar

Bilmez ki leş yığını karga koroları

Havasız kutularda tekerlek üstü

Boğulmak üstü bir düğüm yerleştirir canıma

Üstüme gelir Girne üstüne giderim

Bilirim ki birbirine çıkmaz yollarımız

Çakıştık kaldık ayrımında değil

Aşka dair şarkılar yaz dedi

Bir balözümü küçük kız

Ki aşkın ilk ayrımındadır daha

Acı yüklü gemiler battı yüreğime

Nerede aşk dedim

Nerede

Ya çok arındım ya çok kirlendim

Filiz Naldöven

(Mağma Mavera -Işık Kitabevi Yay.)

Cin delili

Suyu, derinlik yorar en çok

Kayıtsızlığın sakladığı katil

Umudun eksilttiği cesaret ve şefkat

Sonu kanayan başlangıçlar için değil

Ortalama mutluluklar için bir ilktir.

Küçük İskender

(İskender'i Ben Öldürmedim - Sel Yay.)

Zamana Asılı Mektuplar

bâkir ve bâki sevgili Kalır Ar Ruh Paklanır Arıtır Zaman'(l)a....

sevgilime gider gibi giderim karpaz'a...olduğu gibidir hep, olduğum gibiyim onunla...geceyarısı sinderellalar kaçarken tek ayakkabılarıyla, el sallayıp onlara gecenin yarıldığı zamanda, çıplakayak buluşuruz biz onunla, daima...bizimkisi yarılan gecelerde bozulan değil, kendine daha da çok soyunan bir gönül aslında...turkuazsuyla yıkanmış, yıldıztozlarıyla döşenmiş bu sonsuz yol'da, karanlık güzeldir yıldızlarla, karanlık derinliktir bu zamanda...içli bir zamanın içi (geçmiş değil) açmış bir dünyanın içindesin...bilincin akar gümüş dalgalarla ve sen dalarsın güm(d)üş zamana...yakamoz olursun balıkların yıkandığı parıltısında...var olursun yıldızların gözkırptığı ay ışığında...sen, sen değilsin artık, sen herşeysin, gÖZün herşeydir.... ilk ışık sızarken düşkapaklarına ve ince ince süzülürken ruhuna, yine kendinsin hep dalıp girip çıktığın ve uyandığın sonunda...düşmüydü, düşeş miydi sormazsın, bilirsin çünkü düş de düşeş de sensin aslında....ve kutsanmış bir mum yakarken bu zaman'a, yıllanmış bir karanlık ve aydınlık çıkıverir bir kapıdan karşına...yıkanır yalnızlığın karanlığın aydınlığında, ruhun şâd olur... sükût ve ağır devam eder artık yol,

Kalır Ar Ruh Paklanır Arıtır Zaman'(l)a...

zehra nalbantoğlu

Başucu Kitaplarından

Eşdeğeriyle Yan

Eşdeğeriyle yan yana yürürken

Cehennem sokağında birşey olmak,

Ve en inceldikten sonar

İlkel sözcüklerle konuşmak seninle

Saat beş nalburları pencerelerden

Madeni paralar gösteriyorlar,

Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,

Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey

Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

Sevda Sözleri (Cemal Süreyya)

Bütün Yapıtları, Yapı Kredi Yayınları, s. 242

   611 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital