Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
'Karar seçimlik'
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [1]
Kime karşı alıyorsunuz? [2]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [9]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]



Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Kasım 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dizeleri kurşun gibi ağırlaştıran anlamlar bir gece çıkıp gittiler seninle birlikte...

 

Yine akşam oldu Attila İlhan

Üstelik yalnızsın

Sonbaharın yabancısı

Kaptan, bak yine akşam oldu işte. Serin bir sonbahar hüznünü sürmekte şimdi şiirler.

Ayrılıkların suçunu yüklediğimiz mevsimdeyiz diye, sen de bırakıp gidecek miydin bizi bu sonbahar mevsiminde?

‘Adım sonbahar’ diyerek meçhule giden gemiye binip terkedecek miydin ‘sonbaharda yağmur yiyen kadınlarını, zaten yoktular’ diye?...

Yolculuk yaptığımız şu gemiye senin gibi bir kaptan daha gelemeyecek işte.

Bak,  şiirler bile ‘Hazan’ mevsiminde. Yapraklarını döküyor şiir, et kokusu sinmiş güncel! aşkların üzerine...

Her yer çiğ et kokuyor, her yeni şiir basmakalıp döküyor anlamlarını üzerinden. Bak, sonbahar pazarında satılığa çıkarılıyor bacaklar, göğüsler, dudaklar aşkın kirletilmiş kimliğine... Ve artık kimse o mıh gibi çakılı şiirdeki gibi:

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin..

diyerek içinden, dışından, acısından, aşkından, ‘mecbur’ olmuyor diğerinin ardından...

Ayrılığın o dipsiz kuyusunun başında,

Ayrılık da sevdaya dahil

Ayrılanlar da hala sevgili

diyerek eşlik etmektesin yolculuğuna… Kaptan, bizi ‘koyup gitme ne olur’.

Kim mor yalnızlıklardan geçirecek bizi, kim jilet yiyen kızların öykülerini anlatacak dize dize, kim ‘adıyla beraber’ şiir yaşatacak sevdiğine. Gittin, 

Gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının

Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın

diyen o şarkı da kanatlandı ardından.

Kaptan, hala o eski sonbaharlara inanan ‘biri’nin sayıklamaları bunlar. Bir adla başlayabilecek hayallerin varlığından habersiz ceplere ve koltuklara uzanan insanlar arasından döküyor yapraklarını kendi Hazan’ında.. O eski sevgililere, seninle birlikte düşler ülkesine gidenlere selam gönderiyor Arzu – Kamberler’in,  Kerem ve Aslılar’ın yüzüsuyu hürmetine...

Sen gittin, çekip gitti sevgililer buralardan...

Gittin, ocakta fokurdayan çay, akşam yemeklerine sinen vuslat muştusu gitti...

Gitti, aşkın o baygınlık veren ‘mecbur’ tutkusu, sabahleyin içilen köpüklü kahve kokusu gitti. Topraktan başını kaldıran tohum, ovalarda hışırdayan hasıllar, dizeleri kurşun gibi ağırlaştıran anlamlar, bir gece çıkıp gittiler senle beraber...

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır

Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım

Bu gece dağ başları kadar yalnızım

diyerek, yalnızlığın tarifini yapmayacak artık hiç kimse. Kimse kirpiklerini eğip bakarken, diğeri bir şiirle üşüyüp, ürpermeyecek..

Kimse diğerinin ‘felaketi olup’ ağlamayacak, akşamlar bir roman gibi bitmeyecek, ‘üçüncü şahsın’ sevdasını, kırıklığını, acısını anlatmayacak artık kimse sonbaharda….

Kaptan, bak, işte akşam oldu yine. Gittin, ‘Elde var hüzün’ diye iç çekmekte şimdi şiirler.

görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

tenhalarında şiir söyleyerek

diye giderken sen, ardından tenhalaştı şiirler. Gittin, mezarlık ıssızlığı gibi üzerimize çöktü şiirsizliğimiz. Cevap versene gittiğin o tenhalık yerlerden:

Her ölen pişman ölür mü gerçekten? bedia.balses@yahoo.com

 

Kalbin öyle duyuşları vardır ki, akıl onlara asla sahip değildir.  (Pascal)

 

Zamana Asılı Satırlar

Bir kısım insanlar vardır ki; bazı değerler bulurlar ve o değerlerin peşinden çağıldaşarak akar giderler. Bir şeyi başka bir şeyle takas yaptıklarında fiyat koyarlar, ölçü tanırlar.

Gene başka bir kısım insanlar görülür ki; var olduklarının ve yaşayış biçimlerinin nasılını, niçinini sormadan uçurtmanın kuyruğu gibi rüzgara göre yön tanırlar. Çobanları onları saymaz ve işaretlemezler. Çok defa ıslıkla, düdükle idare edilirler.  W. Shakespeare

 

Başucu Kitaplarından

 

Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İletişim Yayınları – Yakup Kadri Karaosmanoğlu BütünYapıtları Dizisi

Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılmış olan Yaban'da Yakup Kadri, I. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı'nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Millî Mücadele'ye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir. Yaban için 'bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir' diyen yazar, bu romanda ortaya koyduğu birçok soruna daha sonra yazacağı Ankara'da cevap bulmaya çalışacaktır.

Konu: Milli Mücadele sırasında Orta Anadolu’da bir köy.

Tanzimat aydınının sosyo-psikolojik özelliklerinin uzantılarını taşıyan Ahmet Celal. Kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu ‘yaban’laşan tipik bir aydının kitabı.

 

Kitaptan kısa bir alıntı:

Hasta döşeğinde müthiş sancılarla kıvrandığımız anda elimizi sıkan elin kıymeti nedir? Haksız yere darağacına giden bir masum öldüğünde, son saatte yetişen adalet hükmünün kıymeti nedir?

Çarmıhtakı İsa’nın ayağı dibinde ağlayan Magdalalı Meryem’in bir tanecik gözyaşının kıymeti nedir? İşte, Emine ile gözgöze gelişimizde, onun tarafından bana karşı belirmeye başladığını sezdiğim yeni duyguların her bir emaresi, benim için bunlardaki nihayetsiz kıymeti taşımaktadır.

   485 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hocaların Hocası: Ali Atakan
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

EMEK PAKETİ ile PİYASAYA BAYDA ATILDI

Mustafa BESİM

KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital