|
Sonbahar hüznüdür bu
Akar durur yüreklere
Gökler ağlar, güler toprak
Sonbahar böyledir işte...
Bir tuhaftır kuşların ötüşü bile
Öylesine duru, hesapsız yaşanır duygular.
Sonbahar hüznüdür bu
Yılların biriktirdiğidir...
*******************
Yaz bitti bitecek derken, sonbahar da bitiyor işte...
“Bugün havayı bir görsen, limonata gibi” dedi bir arkadaş İstanbul’dan bir dostuyla telefonda konuşurken...
“Limonata gibi” yani serin, ferah, iç açıcı...
Ya yağmur nerede? Nasıl da özledik yağmuru...
Bir damla suya hasret kaldık...
Geçen gün Emel Sayın’dan dinlediğim bir şarkıyı anımsadım birden...
Sözlerini Erol Martal’ın yazdığı, bestesini Mahmut Oğul’un yaptığı o hüseyni şarkıyı...
“Çatlayan dudaklara / sararan yapraklara
Kuruyan topraklara / yağdır Mevla’m su
Alev saracak kadar / yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar / yağdır Mevla’m su
Toz duman savrulurken / gül çimen kavrulurken
Can tenden ayrılırken / yağdır Mevla’m su
Suya hasret güllere / sana açık ellere
Tutuşan gönüllere / yağdır Mevla’m su...
Penceremden sokağı seyrediyorum...
Ağaçların çoğu yapraklarını dökmüş, kimisinde hala kuru yapraklar var... Tıpkı insan gibiler... Hasta veya ölümü bekler gibi...
Herşeye rağmen sonbaharı seviyorum. Kışı da... Hüzün olsa da, sonunda ümit var ya...
Ve işte bir şarkı daha takılı kaldı dudaklarıma, Bekir Sıtkı Sezgin’e ait. Hüzzam makamında... Şarkının sözleri Mehmet Çınarlı’ya ait.
“Sonbaharın bizi daldırdığı rüya geçici
Sararan dallarının çizdiği dünya geçici...
Ellerin böyle sokulgan, nefesin böyle yakın,
Bana dünyaları va’d etse de içten bakışın...
O ışık kaynağı gözlerdeki mana geçici
Sararan dallarının çizdiği dünya geçici”
****************************
Evet; sonbahar hüzündür... Hissederek dolu dolu yaşamışsanız geçmişi, tatlı bir hüzündür sonbahar...
Bir daha geri gelmez o günler. Her sonbahar farklı yaşanır...
Yapayalnız, sessiz geceleri seyrederken, yaşlarla dolsa da gözleriniz, yansa da yüreğiniz usulca, kimselere belli etmezsiniz de hüznünüzü, sevdiğiniz düşer de aklınıza, yüreğinizde o sonsuz matemle sarmaş dolaş, yaşamaksa bu eğer, yaşarsınız işte...
Yıllar geçer;
Bir şarkı dilinizde usulca kaderi kabulenirsiniz...
“Hatıralar sarmış dört bir yanımı
Baktığım her yerde izin duruyor
Ben seni düşünmek istemesem de
Bana her şey seni hatırlatıyor...
Beraber yürüdük biz bu yollarda
Beraber ıslandık yağan yağmurda
Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda
Bana her şey seni hatırlatıyor...
Gök yüzünde güneş o gözlerini
Çatlayan topraklar bu hasretini
Yakılan her ateş bitmez sevgini
Bana her şey seni hatırlatıyor...”
************
Biliyor musun bugün ne düşündüm?..
Ayırmıyorsam benim, senin, onun,
Dönen silindirlerde düzen, dirlik, eşitlik,
Bir kazan, bir sofraysa gördüğüm
Ve yüreğim asabi tansiyon falan filan dinlemiyorsa,
İnançlarımla;
Biliyorum,
Bunda senin payın var
Mehmet Ali Şefik...
En küçükçiçeklere takılıyorsa gözüm,
Eğilip yere ilk kez gibi bakıyorsam,
Koparamıyorsam senin için bile
Bir çocuk başını okşar gibi avuçluyorsam güllerini,
Biliyorum;
Senden ötürüdür
Dr. Peral Gürkan...
Anlamaya çalışıyorsam seni, başkalarını,
Çoğalıyorsam hemen, sıcacık bir bakışla
Her şey daha çok insansa bana,
Biliyorum;
Senden ötürüdür
Dr. Salih Miroğlu...
Zehra Çelebi
Eylül, 2008.
***************
|