|
-HEM DE ÖLÜLERE İNAT CAPCANLI-
-hem de ölülere inat capcanlı-
Artık mezarlıklar eskisi kadar korkutmuyor insanları.
Her gidişimde ölülere imrenirim.
Çoğu mezar çiçek bahçesi gibi...
Her sabah, her akşam geçerim o yoldan.
Fırsat buldukça sonsuzluğa uğurladıklarımızı ziyaret eder, huzur bulurum.
Aslında yalan dünyadaki tanıdıklardan daha çok gerçek dünyadakiler...
Öylesine rahatça uzanıvermişler ki selviler altına...
İnsanın kıskanacağı geliyor...
Rengarenk çiçekler açtı.
İlkbahar geldi ya...
Toprak ana öylesine coşkulu ki bu bahar...
Tüm sevdiklerimi bir bir bastı ya bağrına...
Değmeyin keyfine...
Hayattaki dost, akraba sonsuzluğa göç edenlerin yanında sayılı kaldı ya;
Dedim ya yalan dünyadakilerden daha çok gerçek dünyadaki sevdiklerimiz...
Anladım
Toprak ananın coşkusu ondan...
Evet; mezarlıklardan eskisi kadar korkmaz oldu insanlar
Çünkü; ölüler kötülük bilmez...
Bu günlerde yaşayanlar için mi üzülmeli,
Yoksa ölenler için mi?
Bilemiyorum...
Serin selviler altında yatıyor tüm sevdiklerim.
Yüreğim paramparça.
Öylesine azaldık ki...
Unutulacak gibi değil hiçbiri...
Onları çok özledim.
Giderek büyüyor özlemim...
Ve dünya işleri, günlük koşuşturmacalar, hatta yaşamak angarya geliyor bana...
Mezarlıklar bu günlerde çiçek bahçesi...
İlkbahar geldi ya...
Bağrına bastı ya toprak ana sevdiklerimi,
Baharın bu coşkusu ondan...
Bir görseniz, mezarlıkta da açtı çiçekler
Hem de capcanlı
Hem de rengarenk
Hem de galiba biraz da ölülere inat...
****************
GENÇLERİMİZİ TANIYOR MUYUZ?
"Bir genci tanımak ne demektir?" Bir genci tanımak, onun kişiliğini, kimliğini, isteklerini, beklentilerini, hayallerini, yapmak istediklerini, umutlarını, umutsuzluklarını tanımak demektir. Bir genci tek bir kesitle de tanıyamayız, onun değişen gelişimi bizi başka boyutlarla da karşılaştıracaktır.
"Bir genci anlamak ne demektir?" Onun yapmak istediklerini, yapmamak istediklerini, yapmak isteyip yapamadıklarını, yapmak istemeyip yaptıklarını anlayabiliyor muyuz? Bir gencin neler düşündüğünü, neleri duyumsadığını, neden öyle düşünüp duyumsadığını biliyor muyuz?
"Bir gençle yaşamak ne demektir?" Onunla neleri paylaştığımızı, neleri paylaşmadığımızı, karşılıklı beklentilerimizi, iletişimimizin nasıl olduğunu, sınırlarımızın doğru olup olmadığını biliyor muyuz?
"Bir gencin kendini tanıması" ne demektir? Bir genç kendini kimin gözleriyle görmektedir? Kendi gözlerinin farkında mıdır? Ailesinin gözüyle mi görmektedir? Arkadaşlarının gözleriyle mi görmektedir? Sevgilisinin gözüyle mi görmektedir? Yoksa kendine karşı kör müdür?
Bütün bunları bilmeden "evet, gençlerimizi tanıyoruz" diyebilir miyiz?
* * *
Acaba kendi çocuklarımızı tanıyor muyuz?
Onları tanıyor muyuz, yoksa görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz?..
Gerçek şudur ki, biz "gençlerimizi tanımıyoruz."
Onları seviyoruz, kızıyoruz, beğeniyoruz, beğenmiyoruz, övüyoruz, yeriyoruz ama tanımıyoruz.
* * *
Gençlerini tanımayan toplumlar, kendi geleceklerine kördürler...
Çocuklarını tanımayan büyükler, beklentilerini kuma gömerler...
Bu toplumda eğitimin en üst başarılarını kazananlar da bizim gençlerimizdir.
Yollarda çanta kapıp kaçanlar da bizim gençlerimizdir...
Dünya birincisi olan sporcu gençler de bizim gençlerimizdir.
Bir arabanın altına yatıp tamir eden genç de bizim gencimizdir.
* * *
Önce gençlerimizi tanımak zorundayız...
Gençlerimizi araştırarak, inceleyerek, hiçbir önyargıya kapılmadan, dışlamadan, suçlamadan görmek, anlamak, kabul etmek ve "bilmek" zorundayız.
Sonra da onları anlayarak, onlarla işbirliği yaparak, onlarla yaşadığımızı bilerek ortak çalışmalar yapmak zorundayız.
Bir toplumun gençleriyle ilgili projesi alfabe harfleriyle sıralanmış hapishaneler yapmak olamaz. E tipini F tipi izler, sonra da G tipini yapmak zorunda kalırsınız.
Gençler için yapılması gerekenler, öğrenim işlikleri, çalışma işlikleri, yaratma işlikleridir.
Gençler kendi değerleriyle, toplumsal değerlerle, evrensel değerlerle buluşmalıdır. İlk aşama budur. Sonra da aynı gençler yeni değerlerle yaratmalıdır. Kendilerinde, toplumlarında ve bütün dünyada geçerli yeni değerlerin üretimi yaşanmalıdır.
Dr. Erdal Atabek
"Erken Büyüyen Çocuklar" s.47-48
|