Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Devlerden "tık" yok: 0-0
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



"Daha dün gibi"

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ocak 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Daha dün gibi" diyerek başlanır geçmişte yaşananlardan söz edilirken...

Geçmiş özlemdir çünkü. Geçmişte yaşananlar bir daha yaşanamaz diyedir bu deyiş.

Öylesi yakındır, öylesine özlenendir ki yaşananlar... Kimi pişmanlıklar...

Kimisini yeniden yaşamak istersiniz, çoğunu unutmak...

Yeniden yaşamak ya da unutmak... Önemli olan her şeyi fark ederek yaşamak...

Ya da "daha dün gibi" dememek, yaşandı ve bitti diyebilmek...

Önemli olan bugün. Önemli olan bu günü ölçe - döke, keşke dememek için en ince ayrıntıyı hesaplayarak yaşamak...

Pişmanlık duymadan dümdüz bir çizgide emin adımlarla yol almak... Alabilmek...

* * *

Geçenlerde dostlarla bir arkadaşımızın doğum gününde buluştuk.

Yaşının çok altında görünen arkadaşımız, olduğu yaşı ısrarımızdan dolayı açıklarken şöyle dedi; "Gençken günler çok çabuk ama yıllar zor geçerdi. Yaşlılıkta ise yıllar daha kısa, günler ise öyle uzundur ki, bir türlü geçmek bilmez..."

Gençlikte öylesine yoğun yaşanır ki her şey, geriye dönüp bakacak zaman kalmaz. Yapılacak öyle çok işiniz vardır ki...

Yıllar geçtikçe olgunlaşırsınız. Fiziksel olarak da, duygusal olarak da...

Özlediğiniz her şeyi anımsarsınız "daha dün gibi diyerek"...

Sanki daha dün yaşamışçasına...

Daha dün doğmuşçasına çocuk sanırsınız kendinizi oysa, hedefe öyle yakınsınız ki...

Türk halk müziği

Belirli bir yörenin yerleşik insanları tarafından üretilen, severek söylenen ve çalınan, o yöre insanının ortak yapıtı haline gelen ve kulaktan kulağa aktarılarak yaşatılıp günümüze kadar ulaşan müziklerdir. Bu müzikler yerel kültürlerin izlerini taşır ve yaratıcılarının adları çoğunlukla belirsizdir(Anonim).

Türk halk müziği, tarihin eski zamanlarından bugüne değin Anadolu ve Rumeli'de yaşamış bütün uygarlıkların, kendilerine özgü kültürel değerlerini biriktirerek ve yörelere göre kültürel farklılıkları içinde barındırarak oluşan ve sonuçta zenginlik ve çeşitliliği ile tüm dünyada ender görülen bir yapıdadır. Halk Müziği, bölgesel özellikleri bakımından çok çeşitlilik ve farklılık gösterse de, genel sınıflama açısından;

İstanbul ve Rumeli

Ege

Orta Anadolu

Güneydoğu Anadolu

Doğu Anadolu

Karadeniz

Akdeniz

olmak üzere yedi bölge içinde toplanarak incelenebilir. Bununla birlikte, aynı bölge içinde yer alan kimi kent, merkez ya da yöreler arasında da önemli farklar bulunabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Toplum hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumun kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir.

Örnek vermek gerekirse, "Ağlama gözlerim mevlam kerimdir" adlı türkünün Pir Sultan Abdal'a ait olduğu söylenir.

Gurbet elde bir hal geldi başıma

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Derman arar iken derde düş oldum

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı

Dedim yare gidem nasip olmadı

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Kağıda yazılmış ufak yazılar

Anadan ayrılmış körpe kuzular

Derdi olan yüreğinden sızılar

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Kağıt yok ki yazam yare gönderem

Ya ben ahvalimi kime bildirem

Can tatlıdır uram kendim öldürem

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Abdal Pir Sultan'ım böyle buyurdu

Ayrılık gömleğim biçti geyirdi

Ben ayrılmaz idim felek ayırdı

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

* * *

Nida Tüfekçi tarafından derlenen bir başka türkü ise şöyle;

Şen olasın Ürgüp dumanın tütmez

Kıratım acemi konağı tutmaz

Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler

Taşkadı'nın pınarına inmişler

Beni öldürmeye karar vermişler

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Cemal'in giydiği ketenden yelek

Al kana boyanmış don ile gömlek

Bize nasip değil ecelnen ölmek

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Bu türkü, öldürülen Cemal'e, karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife, 90 yıldan fazla yaşamış, 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal'le evlenmiş, mutlu geçen birkaç yılı Cemal'in öldürülmesiyle sona ermiş, bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Cemal'in öldürülme hadisesi şöyledir:

Ürgüp'ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemal, kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal'in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa da, birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.

Ağıt, Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllar Refik Başaran'a "Herkese bir türkü okudun ama, bana okumadın." diye sitem etmesi üzerine Cemal adlı türkü plağa okunur. Cemal Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah'ı da etkiler. Hayrullah, Şerife'nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasını, Cemal'i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.

toprak güldü

mavi yağdı bu sabah yağmurlar

gece zifiri karanlıktı

uyandı dünya

yeni bir sevda sabahına

kızardı ufuklar

utandı seher vaktinden

tac oldu gökkuşağı aşıkların başına

sustu kuşlar, sustu sesler

sustu evren sevdaya saygısından

mavi yağdı bu sabah yağmurlar

toprak güldü...

   2152 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Kasım 2008, Pazartesi   Biz de Dünyalı mı olduk
05 Kasım 2008, Çarşamba   İşyerinde iltifat/-sızlık
23 Ekim 2008, Perşembe   Satılık Bebek Yatağı
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...
17 Eylül 2008, Çarşamba   Eylül'e serzeniş... Neden?..
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital