|
Alınan bütün önlemlere rağmen, artarak devam eden bir kötülük hakkında konuşacağız bugün. Ne yasada giderek ağırlaşan ceza yaptırımları, ne de incelikle hazırlanmış bilimsel ve ahlaki telkinler azaltıyor bu kötülüğü. Üstelik kötülüğü bir ‘cinsel tercih’ ya da ‘hastalık’ gibi göstermeye çalışan ‘sözde’ entelektüeller de çıktı ortaya.
Cinsel istismar; “bir erişkinin, cinsel gereksinim ve isteklerini karşılamak için çocukları araç olarak kullanması” olarak tanımlanıyor. 18 Yaşın altındaki çocuklara zorla ya da ikna yoluyla yapılması suç olarak kabul ediliyor. Sadece uzak diyarların, tanımadığımız insanlarının çocuklarının başına geldiğini, bizim güzel adamızda böyle şeyler olamayacağını düşünürken, gazete manşetlerinde görmeye başladık bu kötülüğün “eserlerini”. Kanıksanan, sıradan haberlerden biri olup, sadece iç sayfalarda yer alması korku dolu bir kâbus. Toplumdaki bütün iyileri, kötülükle olan bu savaşa katmadıkça, kâbustan kurtuluş yok gibi görünüyor.
Çocuk istismarının önleyici eğitimi aile içinde başlar. Başkalarıyla eşit haklara sahip, özgür bir birey olduğunu öğreneceği ilk yerdir aile. Çocuğun, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının ve sevgi, güven, benlik değeri gibi psikososyal ihtiyaçlarının karşılandığı yerdir aynı zamanda. Bu ihtiyaçların giderilememesi durumu, çocuk ihmali olarak adlandırılır ve hukuki bir suçtur. Ana babanın çocuk üzerindeki hak ve görevlerinin yasal olarak sonlanmasına kadar gidebilecek bir sürecin de başlangıcıdır. Çocuk ihmali ile çocuğun istismarı birbirleriyle ilişkili kavramlardır. Çocuğa yönelik her türlü ihmalin onu kötülüğün acımasız ellerine teslim etmesi kaçınılmazdır.
Çocuk, düşünce ve isteklerini önce aile ortamında dile getirmeyi öğrenir. Bu dile getirişlere uygun zemin hazırlamak ve çocuğun ifade özgürlüğünü kazanmasını sağlamak anne babanın görevidir. Evde onu istekle dinleyen ve gerekli geri bildirimlerde bulunan ebeveyn, çocuğunu konuşması için cesaretlendiren ebeveyndir. “sen anlamazsın, bilmezsin; çocuksun, çocukluğunu bil” tarzındaki yaklaşımlar; isteklerini dile getirmeyi ve düşüncelerinin gelişimini engeller. Kendi yaşamına sadece bir seyirci olarak katılmasını ve kötülük odaklarının hedefi haline gelmesini kolaylaştırır.
Duygularını ifade etmeyi öğrenmesi de önemli bir adımdır. Çocuklar üzüntü, korku, güvensizlik gibi duygu ifadelerini dile getirmede normal şartlarda bile zorlanırlar. Duygularını ifadeye her hangi bir sınır getirmeyin. Ahlaki sorumluluklar yüklemeyin. “Ayıptır” yargısını olabildiğince az kullanın. Sevgisini, öfkesini ifade etmesine ortam hazırlayın. Değişik kişilere yönelik, duygusal ve davranışsal ifadelerini takip edin. Hangi insanlarla birlikte olmayı seviyor? Kimlerle yalnız kalmak istemiyor? Aynı kişiye yönelik tepkilerinde süreklilik var mı yoksa değişken bir kararsızlık içinde mi? Biriyle oynaması, ilgilenmesi ya da her hangi bir ilişki kurması için baskı yapmayın. Başkalarının istek ve yönlendirmelerini nasıl değerlendirdiğini iyi takip edin. Gergin ve zoraki onaylar gibi mi? Neşeli ve istekli mi? Dikkatli çabanızla elde edeceğiniz veriler, çocuğunuzun duygularını özgürce ifade edebilmesinde atılacak önemli bir adımdır.
İki yaşından itibaren, çocuğunuza bedeninin ona ait olduğunu ve vücuduna iyi bakması gerektiğini öğretebilirsiniz. O izin vermedikçe, hiç kimse ona dokunamaz, öpemez. “Amcaya bir öpücük ver çocuğum yoksa seni sevmez” tarzında hiçbir yaklaşımda bulunmayın, böyle sözcükler sarf etmeyin. Mayo ve don ile kapatılan yerleri ona özeldir ve hiç kimsenin dokunmaması gerekir. Bedeninden korkmasına ya da tedirgin olmasına yol açacak yorum ve yönlendirmeler yapmayın. Başkaları bu yönde davrandığında ya da hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunduğunda size ya da öğretmenine bildirmesini öğütleyin.
Bütün bunlar, çocuğu cinsel istismardan ve benzeri girişimlerden korumak için yeterli değildir; ancak çocuğun kendini değerli, sevilen, hakları olan bir birey olarak algılamasını sağladığından, karşı çıkma gücünü artırır. Yakınlarıyla paylaşmasını sağlar. İstismarcıya karşı “kurban” rolünü edinmesini engeller. Kurban rolü karmaşık bir yapıdır. Kurban, ona yapılanları hak ettiğini düşünebilir. İstismarcı yakın çevresindense ve ona önceden bir sevgi ya da güven bağı geliştirdiyse, yaptıklarının doğru olduğunu, karşı çıkmaması gerektiğini düşünebilir.
Çocuklar istismara maruz kaldıklarında davranışları değişir. Ailenin, okulun ve çevrenin davranışları da değişir. Bu değişim zarar gören çocuğu iyileştirici yönde olmalıdır. Bu konuyla ilgili sohbetimize haftaya devam etmek umuduyla esen kalın.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler. N.HİKMET
|