Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Devlerden "tık" yok: 0-0
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Çocukların cinsel istismarı-2

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Küçük bir çocuk
Hasta olunca
Çatlar omzundaki boncuk
Küser Tanrı'ya serçeler
Döker çiçeklerini elma ağaçları
"Göz oldu/ Söz oldu" der dedeler Y. URAL

 

   Çocuklar, yaşadıklarını bir ayna gibi yansıtan varlıklardır. Aynadaki yansımaları görmek ve anlamak biz yetişkinler için çok da kolay değildir. Çocuğumuzu iyi tanıyorsak, ondaki değişiklikleri doğru olarak yorumlama olasılığımız artar.

    Cinsel istismara uğrayan çocuk, yaşı ne kadar küçük olsa da bunu unutmaz, olumsuz etkisini bitiremez. Bunu bir kez bile yaşasa, psikolojik ve fiziksel sağlığı bundan etkilenir. Tehditler, yalancılıkla suçlanma korkusu, istismarcıya duyduğu yakınlık, istismarcının yakın çevreden oluşu gibi faktörler söz konusu ise ve hepsinden önemlisi evde ihmal edilen bir çocuk ise yaşadıklarını açıklaması zorlaşır. İstismar girişiminin derecesi ve sıklığı arttıkça korkusu da artar. Yapılanların doğru olmadığını anlarsa ve söylemesi gerektiğini düşünürse en yakın arkadaşıyla bunu paylaşabilir. İstismara uğrayan çocuk bu konuda konuşmayı sevmez. Konuştuğu zaman ise, doğruyu söyler; bundan dolayı ilk olarak ona inanmamız gerekir.

   Çocuklar yaşadıklarını bir ayna gibi yansıtırlar demiştik. İstismara uğramış çocukta eskiye göre, mutlaka değişimler olur. Parmak emmeye ya da tırnak yemeye başlayabilir. Mide bulantıları ve kusma tepkileri verebilir. Karın ve baş ağrılarından yakınabilir. Depresif belirtiler ve suçluluk duyguları yaşayabilir. Sinirli ve huzursuzdur. Her zaman zevkle yaptığı oyun ve faaliyetlerden uzaklaşabilir. Uykuya dalmada zorluk ve sıkça uyanmalar yaşayabilir. Kâbuslar görmeye başlayabilir. Yaramazlık dozunu artırabilir, anne babaya yönelik isyankârlık tepkileri verebilir. Okula gitmeyi istemeyebilir. Dikkatini yoğunlaştırmada zorluk yaşayabileceği gibi, okul başarısında belirgin düşmeler de gözlenebilir. Çizdiği resimlerde ve oynadığı oyunlarda belirgin bir değişiklik olabilir. Kendini rahat hissettiği için, yaşadıklarıyla ilgili ipuçları verdiği etkinlik ve ortamlardır bunlar. Yaşı daha büyük çocuklarda intihar girişimi ve kişilik bozukluğu belirtileri de gözlenebilir. Aniden heyecanlanabilir ve aşırı derecede huzursuz olabilir. Kişiliğinde ani değişimler olabilir. Sinsice bir yavaşlıkla oluşan değişimler de yaşayabilir. Cinsellik konularına aşırı bir ilgi gösterebileceği gibi, bu konulardan kaçınabilir de. Kirlilik duygularına kapılıp, cinsel organ bölgesinde bir sorun olduğu kuruntusuna kapılabilir; sıkça yıkanmak isteyebilir. İstismar suçunu işleyen kişinin komutlarına ve tehditlerine uymaya devam edebileceği gibi; istismarcının cinsinden kişilerden kaçınma davranışı da gösterebilir.

   Peki, ne yapmalıyız?

   Acil bir vaka olarak, hekime ve savcılığa bildirilmelidir. İstismara uğrayan çocuk, artık bir kurbandır; mutlaka tıbbi tedavi ve ailesi ile birlikte psikososyal destek almalıdır. Bunlar, çocuğu yormayacak ve olayı defalarca anlatmasını gerektirmeyecek bir yaklaşımla yapılmalıdır.

    Bunun yanında ona güvendiğimizi sözle ve davranışla yinelememiz gerekir. Onu suçlamayarak, yargılamayarak, etiketlendirmeyerek yapabiliriz bunu. “Böyle davranmasaydın bunlar başına gelmezdi” tarzındaki yaklaşımlar, çocuğun yaralarını derinleştirecek yargılardır. Çocuk tedirgin olduğundan, olayın üstüne gitmemek gerekir. Dışavurumlarını çizdiği resimlerden takip etmek ve akranlarıyla oyun oynamasını sağlamak iyileştirici adımların başında gelir. Çocuk bu etkinliklerde olaydan aldığı etkiyi dışa vurmaya başlar. Dışa vurdukça; zedelenen kimliği, “her şeyin yoluna girmeye başladığı” duygusuyla onarılmaya hazır hale gelir. Eve kapatıp dış dünyadan soyutlamak çok yanlış bir adımdır. Suçluluk duygusunu beslemekten ve çocuğun geleceğe taşıyabileceği olumsuz kişilik özellikleri kazanmasından başka bir işe yaramaz.

   Çocuk, her an olanları hatırlayabilir. Huysuzluk, karın ağrıları gibi şikâyetleri tekrarlanabilir. Aşırı sinirli ve öfkeli tepkiler verebilir. Sakın ona öfkelenmeyin. Her şeyin “geçmişte kaldığını, “şimdi” ile ilgisi olmadığını, yarın da olmayacağını telkin etmekten vazgeçmeyin. Onu sevdiğinizi davranışlarınız ve sözcüklerinizle sıkça belirtin. Sevgi dolu dokunuşlarınız, eksilen güven duygusunun yenilenmesini sağlar. Onun için, kendini başarılı ve üretken hissedeceği ortamlar hazırlayın.

    Bu zor dönemde, çocuk için en olumlu ortam, aile ortamıdır. Çocuğun yanında aileyi suçlayan yorumlar yapmak sakıncalıdır. İyileşme sürecinde belki de, tek dayanağı olacak ailesine yönelik şüphelere kapılmasına neden olabilir. Güven duygusunun onarılmasını engelleyebilir. Çocuk için aile, en önemli güç kaynağıdır. Böyle bir kötülüğe maruz kalmış çocuğun ailesinin, yaşayacağı sarsıntı ve şaşkınlık her zaman beklenmediktir. Aileyi hazırlıksız yakalar ve güçsüz bırakır. Toplum ve kurumları, yargılarını bir kenara bırakıp aileye koşulsuz destek vermelidir.

    Kötülüğün hep yenik düştüğü bir dünya dileğiyle, esen kalın.

   1315 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital