Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
İkisi de alkışlandı: 1-1
Devlerden "tık" yok: 0-0
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



SEVGİ

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Mart 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Günümüzde kadın ve erkeğin birbirinden bekledikleri değişti. Dünyanın insana yönelik yabancılığı arttıkça, sevdiğimizden daha fazla bağlılık, romantik ve ölümsüz aşk beklemeye başladık. Kendimizi bir yerlere ait ve güvende hissetmemiz için; elimizdeki hiçbir şey yeterli değil. Sevilmek, sadakat görmek, birilerinin gözünde "en güzel, en iyi, en değerli" olmak ihtiyacı içindeyiz. Elimize geçtiğini düşündüğümüz mutlulukları daim hale getirmek için de akla gelmez yollara başvuruyoruz. Küçücük bir hayal kırıklığı ya da beklenmedik bir engel ise, yüreğimizde acı bir çığlığa neden olabiliyor.

Sevgiye yüklenilen anlam da değişti artık. Kendimizi olduğumuz gibi yansıtma cesareti bulduğumuz kişileri sevmek istiyoruz. En güzeli, en yakışıklıyı yada zengini değil. Aklımızın dibini korkmadan açıkladığımız ve kusurlarımızı bize ait zenginlikler olarak gören sevdalar yaşamak istiyoruz.

Sevgi her zaman, yürekteki, akıldaki ve dünyadaki yalnızlığın bittiği müjdesiyle gelir. Bu nedenle çok sıcak karşılanır ve başlara taç yapılır. İçerisinde söze dökülmemiş pek çok özlem barındırır. Bu özlemler; geleceğin müjdecisidirler aynı zamanda.

Kadın ve erkeğin birbirlerine yönelik elde ettikleri sevgi; başka sevgilerden farklıdır. Örneğin kadın ve erkeğin ana ya da baba olarak kazandıkları sevgi; cesurdur, sarsıntılara ve hayal kırıklığına dayanıklıdır. Hatta ölüme karşı bir zaferdir. Ana babanın sevgisi test edilmez, koşul taşımaz ve tek başına kalsa bile yaşamaya devam eder.

Kadın ve erkeğin sevgisi ise korunmaya muhtaçtır. Küçük bir çocuğun ana babadan beklediği gibi; kadın ve erkeğin paylaştıkları sevgi de birbirlerinden ilgi, güven, duygusal dışa vurum, kabul bekler. Böylelikle "sevilen" ve "seven" iki kişi doğayla kaynaşır ve yaşamla olan buluşmasına özel bir iz bırakır. Sevginin devamını sağlamak çok da kolay olmaz çiftler için. Çünkü kadın ve erkeğin sevgileri tek taraflı yaşama şansı bulmaz. Korunmaya ve beslenmeye her an ihtiyaç duyan bu çeşit sevgi; insanı değiştirme kuvvetini de elinde taşır. Severken değişiriz ve sevgi sadece sevdiğimize yönelik bir ilerleme değildir. Kendimize, çevremize yönelik bir gelişme oluşturur sevgi. Örneğin, kendimizi daha çok sevmeye başlarız. Diğer insanları daha net görürüz. Kadın ve erkeğin eşit sevgisi; özlenen barış umudunu da canlandırır. Kadın ve erkek sevgiyi büyütmeye başladıklarında kavgalar çekiciliklerini yitirmeye başlar.

Bunca özlemi ve gereksinimi bize armağan olarak sunan sevgi; yalana, dolana, yanlış anlaşılmaya acımasızlıkla cevap verir. Örneğin "bağlılık" ve "bağımlılık" böyle bir şeydir. Bağlılık sevginin doğal bir uzantısıdır. Bu bağa dayanarak, kendimizden sevdiğimize köprü kurarız. Bizden beklediklerini gönülden iletiriz. Bağımlılık ise her zaman bir yüktür ve bahanesi de sevgi olunca, ilişkinin çıkmazı çabuk gelir. Ya da güven, rahatlık ihtiyacını sevgi paketine sarmak; ciddi bir tehlikedir çiftler için. Sanıldığının aksine sevginin affediciliği yoktur. Çekip gittiği zaman, bütün köprüleri yıkarak gider.

Sevgi pek çok koşul ister yaşamak için. Çiftler arasında eşit ilişki düzeyi gibi. Kadının asırlardır süren varoluş savaşı; sevginin egemen olduğu ikili dünyada geçerli değildir. Belki de bundan, gelecekte barış ve eşitlik umudunun mimarı da kadın ve erkeğin sevgisi olacaktır.

   932 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ

Mustafa BESİM

GÜVEN VE TALEP





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital